Prof. Dr. Murat Taş

Şehir mi kent mi, yerleşim mi planlama mı, ev mi konut mu?

31 Mayıs 2026 Pazar, 22:57

Yaşanabilir Bursa şehri mi yoksa giderek yaşanması daha da zorlaşan Bursa kenti mi?

Bilim mi yoksa ben yaptım oldu mu?

Bilim ve sanat itibar gördüğü toplumlarda yer edinir.(İbni Sina)

İçinde bulunduğumuz ortamda bu konular üzerine biraz düşünmek ve bunları açıklamak gerekir diye düşündüm.

Ev, barınma ihtiyacının karşılandığı daha sıcak, insana dair yapılan bir mekansal kurguyu anlatırken konut daha çok alınıp satılmak/ticaret için üretilen/inşa edilen endüstriyel bir mal/ürünü akla getirmektedir. Evin sahibi varken konutun kullanıcısı vardır. Evin bahçesi varken ve yatayken konut sitedir, dikeydir. Ev doğa ile iç içeyken, konut doğadan uzak ve kopuktur. Ev komşuluk iken konut apartman sakinleridir. Hatta toplu konut deyince tam da çok sayıda ucuza üretilen bir ürün anlaşıla gelmektedir. Evde malzeme taş, toprak, tuğla, ahşapken, konutta betondur, demirdir.

Evler bir yerin coğrafi özelliklerinden yola çıkılarak eğimle birlikte, birbirini rahatsız etmeyen, güneşini, bakışını kesmeyen, aksine birbirini bütünleyen, organik sokakları oluşturan yan yana sıralanan, sokaktan cephe ve giriş alan, bazen hayat adı verilen bahçeden eve geçilen bazen de doğrudan sokaktan girilen bir yerleşim düzenine sahipti. Genellikle bu yerleşimlerin çoğunun mantığı şehrin/yerleşimin merkezi niteliğinde yapılan sosyal, dini, ticaret gibi ortak yaşam mekanlarını merkeze alan ve neredeyse tüm sokakların bu merkezden dağıldığı bir düzendir. Şehrin ana merkezi niteliğindeki en büyük/ulu camisi, ana ticaret mekanları ile etrafında büyüyen mahalleler şehrin dokusunu oluşturur.

Bursamızda da bunun en güzel örnekleri mevcuttur. Osmanlı döneminde Ulucami ve Hanlar Bölgesi ticari alanlarını merkeze alan ve etrafında büyüyen pekçok mahalle vardır. Bu mahallelerdeki sokakları oluşturan evler başta anlattığım gibi merkezine insan yaşamını alan, kullanılmak üzere yapılan, malzemesi çoğu kez ahşap ve taş olan sıcak yuvalarla birlikte yatay yaşam düzeninde komşuluk ilişkileri de kurulur.

Bu yaşamsal ev, sokak, mahalle, yerleşim düzeninden oluşan şehirler 1900'lü yılların başlarında etkisi dünyanın hemen her bölgesinde görülen sanayi devrimi ile dönüşmeye başladı. Kısaca insanın yaşaması için ihtiyaç duyduğu günlük yaşam nesnelerini yapma eylemi, insanlar ihtiyaç duysun ve tüketsin diye kazanç için üretilen endüstriyel ürünlere dönüştü. Yaşamak için yapılan evler, satılmak için üretilen konutlara, huzurlu, sağlıklı ve mutlu yaşamın sürdüğü şehirler kazanç için planlanan kentlere evrilmeye başladı. Şehirdeki önemli yapıların her yerden görülebilmesi için yüksekliği bu yapıları geçmeyen yatay mimari anlayışla yapılan taş, tuğla ve ahşap evler, insan yaşamına dair hemen her türlü değeri tüketme pahasına dikeyde yükselen betonarme konutlara ve kontrolsüz büyüyen kentlere dönüştü. Özellikle nüfus artışlarının ihtiyaç duyduğu mekansal büyümenin kontrol altına alınamadığı yerlerde sorunların da büyümesi kaçınılmaz olmuştur.

Bugün en çok konuştuğumuz kentsel dönüşümlerle sorunlu kentleri daha yaşanabilir güvenli şehirlere, kazanmak için üretilen konutları, yaşanabilir sağlam-kullanışlı evlere/mekanlara dönüştürmenin tam zamanı... O yüzden kentsel dönüşüm yapmadan önce bakış açımızı/algılarımızı/amaçlarımızı/önceliklerimizi dönüştürmemiz gerektiğinin altını çizmek istedim. Aslında bu şekilde hareket ederek yapacağımız kentsel dönüşümlerde herkesin daha kazançlı çıkacağı şüphesizdir. Zira bakış açımızı değiştirmeden aynı şekilde devam etmemiz halinde ise bugün kısa vadede herkesin kazançlı çıktığını zannettiği işlerde gerçekte herkesin daha uzun vadede kaybetmeye devam edeceği de açıktır. Yaşamak için ihtiyaç duyduğumuz maddi kazançlarımız ile yaşamsal düzenimizin kodlarını oluşturan manevi değer kazançlarımızı bilim ve akılla bir arada en iyi şekilde yapmayı başarmalıyız.

İki kıta ve yedi tepe üzerine yükselen aziz İstanbul şehrinin çağların akışını değiştiren fethinin 573. yıl dönümü kutlu olsun. Bilim ve sanata değer verilen dönemde İstanbul'un vakıflarla, külliyelerle, çarşılarla, mekteplerle, iskanlarla yeniden imar edilmesi bir medeniyetin inşasının gerçeği olduğunu göstermiştir.

Bir sonraki yazımda buluşmak dileğiyle sağlıcakla kalın, sevgiyle kalın, güvenle kalın, Allah'a emanet olun.

Yazarın Diğer Yazıları

Yapı yaşam kalitesi, mimari ve şehircilik
25 Mayıs 2026 Pazartesi, 00:16

Dereler akıyor, Bursamız bakıyor...
17 Mayıs 2026 Pazar, 22:25

Yaşanabilir bir şehir için...
10 Mayıs 2026 Pazar, 22:20

Savaş konut sektörünü nasıl etkiler?
04 Mayıs 2026 Pazartesi, 00:13

Evet şehir yükseliyor ama nereye?
27 Nisan 2026 Pazartesi, 00:05

Peki şimdi ne olacak?
19 Nisan 2026 Pazar, 18:58

Bursa için umut var mı? Bütüncül ve bilimsel bir şehir mimarisi anlayışı...
12 Nisan 2026 Pazar, 18:44

Kat mülkiyeti sorunu! Bundan 100 yıl önce bir apartman dairesine sahip olamazdınız
04 Nisan 2026 Cumartesi, 22:37

Yağmur yağıyor, Bursa elimizden kayıyor...
29 Mart 2026 Pazar, 22:28

Bursamızın bitmemiş binaları
22 Mart 2026 Pazar, 18:59

Tüm Yazılar