Prof. Dr. Murat Taş
Dereler akıyor, Bursamız bakıyor...
17 Mayıs 2026 Pazar, 22:25
Uludağ yamaçlarından doğup Bursamızın doğasına can veren derelerin şehir yaşamının bir parçası haline gelmesi mümkün mü acaba? Başlıkta 'Dereler Akıyor, Bursamız Bakıyor' yazdım ama bakamıyoruz aslında, sorun da tam bu zaten. Yaptığım küçük bir araştırmaya göre Bursamızda Nilüfer, Osmangazi ve Yıldırım ilçelerinde yer alan mahallelerin yarıdan fazlasının içinden dere geçiyor. İçinden bu kadar çok sayıda dere akan ve bunu şehir yaşamının bir parçası haline getiremeyen başka şehir yok galiba. Peki akan dereler şehir yaşamının bir parçası haline nasıl gelir?
Şehrin içinden geçen bazı yerlerde derelerinizin bir kısmının adeta beton veya taş duvarlı bir su kanalına dönüştüğü hatta bazılarının bir kısmının üzerinin bile kapatıldığını biliyoruz.
Uludağ'ın pırıl pırıl pınarlarından başlayıp neredeyse bütün şehrimizi dolaşan bu derelerin bir kısmının daha büyük bir talihsizliği var malesef. Bu derelerin bir kısmı şehrin bütün atık sularını, hatta çöplerini taşıyıp Marmara denizine boşaltıyor. Bu kirli suların bir kısmının da ovada tarımsal sulamada kullanılması da başka büyük bir sorun. Kirli akan derelerin sebep olduğu pis koku şehrin hava kalitesini de olumsuz etkiliyor. Bu durumun şehrimizin lüks denebilecek belli yerleşim bölgelerini bile zaman zaman olumsuz etkilediğini biliyoruz.
Peki gerçekten şehir içinden akan dereler şehir yaşamının bir parçası haline gelebilir mi? Aslında Bursamızda bunun birkaç iyi örneğini de söylememek haksızlık olur. Yakın zamanlarda Avrupa Konseyi Bulvarı olarak bilinen yakın çevre yolunun ortasında kalan derenin bir bölümünde yapılan düzenlemeler, kısmen bunun devamı niteliğinde gibi olan Mihraplı Parkı'nın içinde kalan derenin yakın çevresinde yapılan düzenlemeleri sayabiliriz. Bunların son derece iyi niyetli uygulamalar olmasına rağmen çok yeterli olduğu söylenemez. Şehrin içerisinde kalan ve tehlike arz eden bazı derelerde yapılan düzenlemelerin ise yine iyi niyetli düzenlemeler olmasına rağmen suyun beton veya taş duvar içerine alınıp kesitinin daraltılmasının çok doğru bir uygulama olduğunu söylemek zor. Şehrin sıkışık yollarını rahatlatmak, giderek azalan aktif kullanılan yeşil alanlarını arttırmak için derelerin düzenlenirken ya daraltılarak bir kanal içerisine alınmasını yada bazı yerlerde üzerinin dahi kapatılmasını zorunlu hale getirdiğini söyleyebiliriz. Tabi derelerin kesitlerinin daraltılması ve hatta üzerlerinin kapatılması konusu iklim krizi yaşadığımız şu günlerde ani yağışlar sonrasında taşkın olması ile yerleşim bölgelerini olumsuz etkilemesi riski bulunması da ayrı bir sorun. İşin uzmanları çok daha iyi bilir ki dere yataklarının su akış debi hesaplarının ve yatak genişliklerinin iyi hesaplanması çok önemli bir konudur. Bazı derelerde geçmiş elli, yüz, hatta ikiyüz elli-üç yüz yıllık hesaplamalar dikkate alınır. Suyun akışında engel olabilecek en ufak bir durumun dahi olması istenmeyen bir durumdur.
Ülkemizi karşılaştırarak yurt dışından örnek vermeyi çok da sevmem ama dünyanın birçok yerinde içerisinden dereler geçen birçok şehirde dere kenarlarının şehir yaşamının bir parçası haline geldiği güzel örnekler görmek mümkün. Yani özellikle derelerimizin temiz akmasını sağlayıp kıyılarının ise şehirde aktif yaşam alanı olarak düzenlenmesi bu sorunu çözecektir. Şehrin içinde kalan derelerin kıyılarının düzenlenmesi şehir yaşamı için büyük bir kazanım olacaktır. Bu konuda ilgili belediyelerimizin, DSİ'mizin, Büyükşehir Belediyemiz ve BUSKİ'nin ortak çözüm projeleri hayata geçirmesini tüm Bursalılar olarak bekliyoruz. Bu konuda kurumlar arası koordinasyon şart gibi duruyor. Bazı dere yatakları ve çevresinin bırakın kullanılmasını bazıları mevcut hali ile çok ciddi tehlikeler de barındırıyor malesef. Ekosistemimizin önemli bir parçası olan derelerimizin şehir yaşamına olumlu katkılar sunacak şekilde düzenleneceğini ümit ediyorum. Tabi bu ekosistemin bir parçası olan derelerdeki doğal yaşam ortamının rehabilite edilmesi sırasında suda ve yakın çevresinde yaşayan canlılara da olumlu katkılar sağlayacak şekilde düzenleme yapılması gerektiğinin de altını çizmek istiyorum. Bazı bölgelerde küçük çaplı sayılabilecek yapılan düzenlemelerin bile o bölgede yaşayan insanlarımız tarafından özellikle yaz dönemlerinde yoğun olarak kullanıldığını gördükçe darısı diğer yerlerin başına diye dua etmekten kendimizi alamıyoruz. Yine bu düzenlemeler içerisinde bazı yerlerde dereler üzerinde yer alan tarihi köprülerin restorasyonun yapılması ve yaya kullanımına sunulması çok sevindirici, bunların sayılarının artmasını bekliyoruz. Yapılması halinde çok önemli bir hizmet gerçekleştirilmiş olacağını söylemeye ihtiyaç olmadığını düşünüyorum.
Bu vesile ile şimdiden hepimizin 19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramımızı kutluyorum.
Bir sonraki yazımda buluşmak dileğiyle sağlıcakla kalın, sevgiyle kalın, güvenle kalın, Allah'a emanet olun.
Yazarın Diğer Yazıları
Yaşanabilir bir şehir için...
10 Mayıs 2026 Pazar, 22:20
Savaş konut sektörünü nasıl etkiler?
04 Mayıs 2026 Pazartesi, 00:13
Evet şehir yükseliyor ama nereye?
27 Nisan 2026 Pazartesi, 00:05
Peki şimdi ne olacak?
19 Nisan 2026 Pazar, 18:58
Bursa için umut var mı? Bütüncül ve bilimsel bir şehir mimarisi anlayışı...
12 Nisan 2026 Pazar, 18:44
Kat mülkiyeti sorunu! Bundan 100 yıl önce bir apartman dairesine sahip olamazdınız
04 Nisan 2026 Cumartesi, 22:37
Yağmur yağıyor, Bursa elimizden kayıyor...
29 Mart 2026 Pazar, 22:28
Bursamızın bitmemiş binaları
22 Mart 2026 Pazar, 18:59
Bursa şehir coğrafyası ve mimarisi
15 Mart 2026 Pazar, 23:33
İnşaat şirketleri neden batıyor?
08 Mart 2026 Pazar, 22:21