Elif Didem Danacıoğlu
elifdidemdanacioglu@gmail.com

Emekliler geçinebiliyor mu?

16 Şubat 2026 Pazartesi, 20:25

Ekonomi Köşesi'nden merhaba...

Bugünkü gündemimiz: Emekliler geçinebiliyor mu?

Sosyal Güvenlik Kurumu'nun (SGK) Kasım 2025 verilerine göre, Türkiye'de yaşlılık aylığı alan (emekli) sayısı 12 milyon 248 bin 909.

Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) en son yayımladığı 'İşgücü İstatistikleri'ne göre ise,emekli olduğu için iş gücüne katılmayan kişi sayısı 3 milyon 680 bin düzeyinde.

Bu durumda geriye kalan 8 milyon 568 bin emekli ya bir işte çalışıyor ya da iş arıyor.

Son yıllarda hayat pahalılığı karşısında emekli aylıklarının ve alım gücünün düşmesi nedeniyle kayıtlı / kayıt dışı çalışma veya iş arama gibi iş gücü piyasasına geri dönen emeklilerin sayısı da giderek artıyor.

Şimdi gelin emeklinin ekonomisini Türkiye Emekliler Derneği (TÜED) Uludağ Şubesi Başkanı Kenan Pars'tan dinleyelim.

TV programım 'Sektörel Bakış'ta Başkan Kenan Pars, emekliler için en acil çözüm bekleyen konulardan bahsetti.

Kendisine, "Emekli mutlu mu? Bugün emekli olmak avantaj mı, dezavantaj mı?" diye sordum.

"Ne avantaj ne de dezavantaj..." diyerek söze başladı ve 2008 yılında 5510 sayılı kanunla bağlama oranının yüzde 70'ten yüzde 30'a düşürülmesinin emekliler için bir kırılma noktası olduğunu söyledi.

Emekli maaşlarının gün geçtikçe düştüğünü belirten Kenan Pars, eğer bu kanunda değişiklik yapılmamış olsaydı bugün en düşük işçi emekli maaşının yaklaşık 50 bin TL civarında olacağını ifade etti.

Bugün ise, 'kök maaş' kapsamında emeklilere 10-11 bin TL civarında maaş bağlandığını ve en düşük emekli maaşının da 20 bin TL olduğunu vurguladı.

Ayrıca gelecek nesiller için bağlama oranının yeniden yüzde 70'e çıkarılması gerektiğini belirterek, bu konuda çalışmalar yürüttüklerini ekledi.

Kendisine emeklilerin en acil çözülmesini istediği sorunları da sordum.

Siyasi partilerin il başkanlarına ilettikleri 24 maddelik taleplerden bahsetti ve en önemli konuların seyyanen zam, sonrasında intibak düzenlemesi ve katkı paylarının kaldırılması olduğunu belirtti.

2013 yılında yapılan intibak düzenlemesinin yalnızca 2000 yılı öncesi emeklileri kapsadığını ve bunun emekliler arasında maaş farklarını artırdığını ifade etti.

2026 yılında enflasyonun emekli bütçesine etkisini nasıl değerlendirdiğini sorduğumda ise, emeklilerin her yıl bir önceki yılı arar hale geldiğini ve açıklanan enflasyon oranları ile vatandaşın yaşadığı hayat pahalılığı arasında fark olduğunu söyledi.

Asgari ücret ile emekli maaşı karşılaştırmasına da değinerek, 2002 yılında en düşük emekli maaşının asgari ücretten daha yüksek olduğunu ve ancak yıllar içinde dengenin değiştiğini belirtti.

"Bakın ilk defa asgari ücret zammı, açlık sınırının altında açıklandı. Bu nasıl bir şey? Avrupa'da insanların yüzde 1 - yüzde 2'si asgari ücretle çalışıyor. Ama gelin ülkemizde yüzde 50'nin üzerinde asgari ücretle çalışan var" diye ekledi.

Türkiye'de çok sayıda emeklinin çalışmak zorunda kaldığını ve verilen maaşların geçim için yeterli olmadığının altını çizdi.

Emeklilerin sosyal yaşamda da zorlandığını belirterek, emeklilerin torunlarına harçlık veremediği duruma geldiğini, sosyal hayata katılmakta zorlandıklarını ve dul-yetim maaşı alan milyonlarca kişinin çok düşük gelirlerle yaşam mücadelesi verdiğini belirtti.

"Biz isteriz ki, emekliler yaşamlarını kimseye muhtaç olmadan sürdürülebilsin!" dedi.

Bayram ikramiyelerinin de alım gücünü kaybettiğini vurgulayarak, ikramiyelerin enflasyon oranında artırılması gerektiğini belirtti.

Sağlık katkı paylarının kaldırılması, kira ve yakacak yardımı gibi sosyal desteklerin artırılması, ulaşım ve alışverişte emeklilere özel indirimler sağlanması gerektiğini de sözlerine ekledi.

"Genç yaşta emekli olanlara ekonomik planlama önerileriniz nelerdir?" diye sordum.

"Bugün emekli olsa aldığı maaşla hiçbir planlama yapamaz. Eskiden emekli olan biri arabasını, evini alabiliyor ve çocuğunu evlendirebiliyordu. Bugün ise 25-30 yıl çalışan biri aldığı tazminatla maalesef bir şey yapamıyor. Yatırım olarak, "Altına yatırım yapın" deniyor, ama emeklinin altın alacak gücü yok" diye ekledi.

Dolayısıyla genç yaşta emekli olanlara yönelik ekonomik planlama konusunda, mevcut maaşlarla uzun vadeli plan yapmanın zor olduğunu, emeklilere borçlanmamaları ve harcamalarını gelirlerine göre ayarlamaları tavsiyesinde bulundu.

Yakın dönemde yeni bir düzenleme bekleyip beklemediklerini sorduğumda ise, beklentisinin düşük olduğunu ancak seyyanen zam, intibak düzenlemesi ve katkı paylarının kaldırılmasının emekliler için vazgeçilmez talepler olduğunu belirtti.

Banka promosyonlarının artırılması gerektiğini de belirterek, emeklilerin birlik içinde hareket etmesinin önemine değindi.

Özetle...

Emekliler, kimseye muhtaç olmadan yaşayabilecekleri bir gelir ve alım gücünün korunmasını talep ediyor.

Ne dersiniz?

Yazarın Diğer Yazıları

Bursa'da kiracılık lüks!
17 Şubat 2026 Salı, 21:23

Bursa için 20 kritik hamle!
13 Şubat 2026 Cuma, 21:55

Sanayide risk büyüyor mu?
10 Şubat 2026 Salı, 21:38

Bursa'da 'BEBECİLER' ne diyor?
09 Şubat 2026 Pazartesi, 21:01

Bursa iş dünyası kararlı!
04 Şubat 2026 Çarşamba, 22:44

Her şey neden pahalı?
03 Şubat 2026 Salı, 21:34

Bursa'da sektörler alarm veriyor!
02 Şubat 2026 Pazartesi, 21:45

Ekonomi 99,4'te kaldı!
30 Ocak 2026 Cuma, 21:31

Bursa'ya Lojistik Teknopark!
28 Ocak 2026 Çarşamba, 21:38

Sanayicide heyecan yok, iş var!
27 Ocak 2026 Salı, 23:29

Tüm Yazılar