Elif Didem Danacıoğlu
elifdidemdanacioglu@gmail.com

Büyüme var, ya mühendis?

01 Haziran 2026 Pazartesi, 22:38

Ekonomi Köşesi'nden merhaba...

Türkiye ekonomisi ilk çeyrekte yüzde 2,5 büyüdü.

Piyasaların beklentisi yıllık bazda yüzde 2,7 civarındaydı.

*******

Tablo üzerinde büyüme var.

Peki, üretim ve eğitimde durum ne?

Mesela...

Sanayi sektöründe yüzde 0,8'lik daralma...

Eğitimde yıllık büyüme ise yüzde 1,8'de kalmış.

*******

İşte tam da burada durup düşünmek gerekiyor.

Çünkü ekonominin amiral gemisi yani sanayi daraldı.

Dolayısıyla büyüyoruz ama, ekonominin lokomotifi olan sanayide çarklar eskisi kadar güçlü dönmüyor.

Üretimin, istihdamın, ihracatın, teknolojinin merkezinde yer alan sanayi, ekonomideki çarklar için temel güçtür.

Sanayiciler yüksek finansman maliyetleri, krediye erişim sorunları, artan enerji giderleri ve küresel talepteki yavaşlama gibi önemli zorluklarla mücadele ediyor.

Ancak sanayicinin beklentisi üretimin sürdürülebilirliği için sanayiyi destekleyen politikaların daha da güçlendirilmesi.

Sürdürülebilir büyüme, yüksek katma değerli üretim ve küresel rekabet hedeflerine ulaşmanın yolu sanayinin güçlendirilmesinden geçmektedir.

*******

Gelelim bir başka dikkat çeken veriye...

Eğitim tarafına...

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) verilerine göre, Türkiye'de 208 üniversite var.

Mühendislik eğitimi veren 100'ü aşkın devlet ve vakıf üniversitesi bulunuyor.

Üniversitelerde 60 farklı alanda yaklaşık 1.200 civarında aktif mühendislik programı var.

Her yıl binlerce mühendis mezun oluyor.

*******

Şimdi gelin birlikte düşünelim...

Sanayide büyüme daralıyorsa ve yüksek teknoloji üretiminde istediğimiz sıçramayı yapamıyorsak eğer, o zaman burada üzerinde düşünmemiz gereken başka bir tablo ortaya çıkıyor.

Mesele sadece mühendis yetiştirmek değil.

Mesele mühendislerimizin tasarladığı ürünü üretecek, markalaştıracak ve dünyaya satacak ekosistemi kurabilmek.

*******

Bugün baktığımızda;

Küresel ekonomide rekabet artık Ar-Ge, inovasyon ve yüksek katma değerli üretimle yapılıyor.

Mesela...

Bir ülke düşünün metal satarak gelir elde ediyor.

Fakat aynı metali işleyip savunma sanayinde kullanılan ürününe, otomasyona ya da çipe dönüştürdüğünde çok daha yüksek gelir elde etmez mi?

********

İşte fark burada ortaya çıkıyor.

Son yıllarda Türkiye'nin savunma sanayi, yazılım, bilgi iletişim teknolojilerinde önemli başarı hikâyeleri yazdığı bir gerçek.

İlk çeyrekte ekonominin en hızlı büyüyen faaliyeti yüzde 9,5 ile bilgi ve iletişim sektörü oldu.

Aslında bu veri geleceğin nerede olduğunu anlatıyor.

********

Peki bu katma değeri sanayinin tamamına yayabiliyor muyuz?

Yani üniversite-sanayi iş birliğini güçlendirmeden, yüksek teknoloji ihracatının toplam ihracat içindeki payını yükseltmeden ve Ar-Ge harcamalarını artırmadan sürdürülebilir büyümeyi yakalamak kolay olabilir mi?

Bugün artık mesele ne kadar ürettiğimiz değil; ne kadar teknoloji geliştirdiğimiz, ne kadar katma değer oluşturduğumuz ve rekabetin olduğu dünya pazarında ne kadar söz sahibi olabildiğimizdir.

********

Velhasıl...

Sürdürülebilir büyümenin yolu üreten, geliştiren ve yüksek katma değer oluşturan bir ekonomiden geçiyor.

Çünkü dünya pazarı artık katma değerin yarıştığı bir dönemde, miktarın değil...

İlk çeyrek büyüme rakamları da bana bunları düşündürdü.

Peki siz ne düşünüyorsunuz?

Yorumlarınızı beklerim...

Yazarın Diğer Yazıları

Bıyıklıalan'dan geleceğe yatırım!
03 Haziran 2026 Çarşamba, 19:38

Tekstilden vazgeçmek yok!
02 Haziran 2026 Salı, 23:18

Fabrikalar temkinli çalışıyor!
22 Mayıs 2026 Cuma, 22:11

Esnafın faiz isyanı!
21 Mayıs 2026 Perşembe, 21:26

Gençler tarladan neden kaçıyor?
18 Mayıs 2026 Pazartesi, 22:43

Araç var, piyasa yavaş!
13 Mayıs 2026 Çarşamba, 20:22

Sanayiciden kritik soru!
11 Mayıs 2026 Pazartesi, 21:03

Ucuz üretim bitiyor!
08 Mayıs 2026 Cuma, 21:44

Oyunun kazananı kim?
06 Mayıs 2026 Çarşamba, 20:38

Zamlar yolda mı?
04 Mayıs 2026 Pazartesi, 20:29

Tüm Yazılar