MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında Avrupa Birliği'ne yönelik sert mesajlar verdi. Yunanistan, GKRY ve İsrail'in Türkiye'nin bölgesel politikalarından rahatsızlık duyduğunu belirten Bahçeli, "Türkiye'ye parmak sallamak, talimatlar vermek AB'nin harcı değildir" dedi.
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki (TBMM) grup toplantısında yaptığı konuşmada, terörle mücadele ve Türkiye'nin siyasi gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Terörsüz Türkiye hedefinin yalnızca ülkenin güvenliği açısından değil, bölgesel istikrar bakımından da önemli olduğunu ifade eden Bahçeli, Türkiye'nin bu konuda kararlı bir tutum sergilediğini dile getirdi.
Konuşmasında sürecin geleceğine ilişkin mesaj veren MHP lideri, Türk milletinin terörün sona ermesi ve kardeşliğin güçlenmesi yönünde kararını ortaya koyduğunu belirterek, "Türk milleti kararını vermiştir, terör bitecek kardeşlik yükselecek" dedi.
"MHP, CUMHURİYET'İN GELECEĞE BAKAN GÖZÜDÜR"Bahçeli'nin açıklamalarından satır başları şöyle:
Cumhuriyet'in en büyük fazileti, kurumsallaşmış bir demokrasi, kalkınmış bir devlet, refah içinde yaşayan millettir. Bugün toplumsal değerlerin, ahlaki normların ve siyasi düzen anlayışının buharlaşarak yeni bir forma kavuştuğu aşamadayız. Böylesi bir dönemde şuurlu hürriyetçilik ve dayanışmacı toplum anlayışı ile Türk milletinin milli ve manevi değerlerini muhafaza edecek ilke ve vizyon MHP'nin müktesebatındadır. MHP, Cumhuriyet'in geleceğe bakan gözü, yarınları idrak eden aklı, istikbale koşar adım ilerleyen iradesidir.
Kuruluş döneminde atılan istikbal tohumlarını büyütmek vazifemizdir. Cumhuriyet'in kurduğu düzeni güçlendirerek; hem bölgemizde hem kültür ve gönül coğrafyamızda müyesser kılmak Türkiye'nin tarihi misyonudur. Aziz Atatürk'ün koyduğu muasır medeniyetler seviyesine erişme ülküsü demokratik standartları ileri seviyeye taşımak, hak ve özgürlükleri hukuk ile kurumsallaştırmak, dış politikada kimsenin aklına muhtaç olmamaktır.
"MURADIMIZ HAZAR İLE AKDENİZ'İN HASRETİNİ SONA ERDİRMEK"Türk dünyasında birlik dirlik istiyoruz. İşbirliği potansiyelinin harekete geçirilmesiyle Türk Devletleri Teşkilatı'na üye devletlerin küresel etkilerinin, huzur ve barışa katkılarının artacağına inanıyoruz. Muradımız; Hazar ile Akdeniz'in hasretini sona erdirmek. Türk Devletleri Teşkilatı güçlenerek yoluna devam edecek, küresel düzende de kurumsal kale olacaktır.
"AVRUPA'NIN TÜRKİYE'YE HER ZAMANKİNDEN FAZLA İHTİYACI VAR"Fransa ile başlayan ve farklı vesilelerle diğer Avrupa ülkelerine sirayet eden sosyal hareketler, şiddet içerikli gösterilere dönüşmüştür. MHP olarak bu süreci başından beri yakından takip ediyoruz. Avrupa Birliği'nin temel hak ve özgürlükler noktasındaki hassasiyetini üyesi olan devletlere de hatırlatmasını bekliyoruz. Şiddetin gittikçe tırmandığı gösterilerin altında yatan temel sebeplerin Avrupalılar tarafından iyi okunması gerektiği kanaatini taşıyoruz. Bugün Türkiye, Avrupa'nın her zamankinden çok daha ihtiyacı olan bir ülkedir.
Avrupa'da yaşanan sosyal kaos, bölgemizdeki çatışma ve savaş atmosferi bize düzenin ve dirliğin önemini gösteriyor. Türkiye dirlik ve düzen içindedir. Lakin; Türkiye'nin dirlik ve düzeni aynı zamanda bölgesel ve küresel sistemde denge ve istikrarın tesisi ile doğrudan ilintilidir. Uluslararası sistemde büyüyen ve derinleşen adaletsizlik, devletleri istikrarından hızla uzaklaştırmaktadır. Böylesi bir durumda Türkiye egemenlik haklarının gerektirdiği tedbirleri almak mecburiyetindedir.
Türkiye ile Libya arasındaki Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası'nın Libya'da 20 Ekim 2026 tarihinde onaylanmış olması memnuniyet verici bir gelişme olmuştur. Akdeniz'de ülkemizin ve KKTC'nin egemenlik sahasında herhangi bir oldubittiye izin verilmeyeceğini dile getiren Türkiye, komşularımızla dostane ilişkileri geliştirmek, hükümetler arasındaki yakınlaşmaya halklarımızı da teşvik etmek suretiyle tüm bölgede barış ve huzuru tahkim etmek arayışındadır.
"TÜRKİYE'YE PARMAK SALLAMAK AB'NİN HARCI DEĞİL"Yunanistan, GKRY ve onları kışkırtan İsrail, ayrıca Türkiye'yi Rum-Yunan tezleriyle eleştirmekten çekinmeyen Avrupa Birliği'nin bu gelişmeden rahatsızlık duydukları ortaya çıkmıştır. Brüksel'deki tüm yetkililer anlamalıdır ki; Türkiye'ye parmak sallamak, talimatlar vermek AB'nin harcı değildir.
İstanbul'da gerçekleştirilen Türkiye, Mısır, Pakistan, Suudi Arabistan ile Almanya, Birleşik Krallık, Fransa ve İtalya dışişleri bakanlarının toplantısı Türkiye'nin yürütmekte olduğu çok taraflı diplomasinin somut bir tezahürü olmuştur. Türkiye'nin sahadaki gücü ve diplomatik kapasitesinin etkin bir şekilde kullanması, kilit bir role sahip olduğunu bir kere daha göstermiştir.
Mekke Anlaşması taraflar arasındaki güven, işbirliği ve dayanışmayı artıracak, sorunların çözümünde dış müdahalelerin etkisiz kılınmasını sağlayacak önemli bir gelişmedir. Tarafların uygun görecekleri tedbirlerle birbirlerine destek olmasını öngören anlaşma onaylanmak üzere TBMM gündemindedir. Husi saldırganlığının sona erdirilmesi ve sivil kayıpların önüne geçilmesi amacıyla tüm imkanlar harekete geçirilmelidir.
İSRAİL'DEKİ SEÇİMLERİsrail'deki seçimler önemli gelişmelere gebedir. İsrail seçimleri hiçbir siyasi partinin ülkeyi yönetecek çoğunluğu elde edemediğini ortaya koymuş; İsrail siyasetini ortadan ikiye bölmüştür. Arap partilerinin güçlü bir konum elde etmesi dikkat çekici bir gelişme olmuştur. Bu sonuçlar İsrail toplumunun önemli bir kesiminin Netanyahu hükümetinin Gazze politikalarına yönelik tutumunun dikkatle değerlendirilmesi gerektiğine işaret etmiştir.
Arap partilerinin de yer aldığı bir hükümetin kurulması, İsrail siyaseti açısından tarihi bir adım olacaktır. Böyle bir adım İsrail'in toplumsal barışına katkı sağlamakla kalmayacak, barış ve istikrarın güçlendirmesi açısından yeni imkanlar yaratabilecektir. Bize göre Arap partilerinin de temsil edildiği, barış içinde bir arada yaşama iradesini güçlendirecek yeni bir hükümetin kurulması yönündeki fırsat değerlendirilmeli; Kudüs İttifakı gerçekleştirilmelidir.
"ELEŞTİRİ İLE İSTİSMAR ARASINDAKİ FARKI İYİ BİLMEK GEREKİR"Elbette her karar sorgulanabilir. Demokratik toplumların gücü de zaten eleştiri mekanizmalarından gelir. Ancak eleştiri ile istismar arasındaki çizgiyi, demokratik itirazla kışkırtıcılık arasındaki farkı iyi bilmek gerekir. Kardeşliğin güçlenmesi gibi hayati hedeflerin söz konusu olduğu bir dönemde sorumsuz söylemlerle toplumu sokağa çağırmak milletin ortak geleceğini tehlikeye atmaktan başka sonuç doğurmayacaktır.
Sokakları gerilim ve çatışmaların adresi haline getirmeye çalışmak siyasetin konusu olamaz. Siyasetin görevi tahrik etmek değil, birleştirmektir; kutuplaştırmak değil, kucaklaştırmaktır. Kimse yanlış hesap yapmasın. Toplumsal huzursuzluktan, kargaşadan medet ummasın. Türkiye'nin ihtiyacın aklın gereğini yapmaktır."
Kaynak: BURSADA BUGÜN
Siyaset, 2026.11.03 12:31