ESDER Bursa Şube Başkanı İbrahim Özacar, Bursa'da düzenlenen gastronomi etkinliğini değerlendirerek, organizasyonun kültürel kazanımlarına dikkat çekerken esnaf STK'larının sürece yeterince dahil edilmemesini ve "gastronomi" gibi ithal kavramların Bursa'nın köklü sofra kültürünün önüne geçirilmesini eleştirdi.
Bursa'nın Yunan işgalinden kurtuluşunun 104. yıl dönümüne dikkat çeken Esnaf ve Sanatkârlar Derneği (ESDER) Bursa Şube Başkanı İbrahim Özacar, kentin tarihi ve kültürel mirasının korunmasının önemine vurgu yaptı.
Bursa'da düzenlenen ve üç gün süren organizasyonda akademisyenler, aşçılar, yazarlar, sanatçılar ve basın mensuplarının katılımıyla Bursa mutfağının tarihsel gelişimi, imaret kültürü, sofra adabı, sağlıklı beslenme, coğrafi işaretli ürünler, atıksız mutfak uygulamaları ve Tarihi İpek Yolu'nun yemek çeşitliliği gibi çeşitli konuların ele alındığını belirten Özacar, etkinliğin kentin tanıtımına katkı sunduğunu ifade etti.
"ESNAF STK'LARININ SÜRECE DAHİL EDİLMEMESİ EKSİKLİK"
Organizasyonun olumlu yönlerinin yanı sıra bazı eksikliklerin de bulunduğunu dile getiren Özacar, özellikle sahada Bursa mutfak kültürünü yaşatan esnaf temsilcilerinin planlama ve organizasyon sürecinde daha fazla yer alması gerektiğini söyledi.
Özacar, "Şehir ve çarşı medeniyetimizin vazgeçilmez yapı taşı olan Lokantacılar Odası başta olmak üzere, sahada bu kültürü yaşatan ilgili esnaf STK'larının organizasyonun mutfağına ve planlama sürecine dahil edilmemesi büyük bir eksiklik olmuştur. Esnafın olmadığı bir sofra, Bursa'nın gerçek sofra kültürünü temsil edemez" ifadelerini kullandı.
SAHA UYGULAMALARINA ELEŞTİRİ
Etkinlik alanında bazı firmaların marka görünürlüğünü artırmaya yönelik uygulamalarının da organizasyonun genel görüntüsünü olumsuz etkilediğini savunan Özacar, meydanda oluşan kontrolsüz görüntülere ve hızlı yeme yarışına dikkat çekti.
Özacar, bu tür uygulamaların kültürel etkinliğin niteliğiyle bağdaşmadığını belirterek organizasyonlarda daha güçlü bir koordinasyon ve saha disiplinine ihtiyaç olduğunu ifade etti.
"BURSA'NIN SOFRA KÜLTÜRÜ KENDİ DEĞERLERİYLE ANLATILMALI"
Açıklamasında organizasyonun isminde ve tanıtımında kullanılan terminolojiye de değinen Özacar, "Fetheden Lezzetler", "Bursa Esnaf Lokantalarında Osmanlı Yemek Kültürü İzleri", "Bursa'nın Lezzet Hafızası" ve "700 Yıllık Yaşayan Osmanlı Mutfağı" gibi ifadelerin Bursa'nın kültürel mirasını yansıtan önemli başlıklar olduğunu söyledi.
Özacar, bu değerlerin daha fazla ön plana çıkarılması gerektiğini belirterek, Bursa'nın mutfak kültürünün anlatımında kentin kendi tarihsel ve kültürel terminolojisine ağırlık verilmesi çağrısında bulundu.
"MUTFAK SADECE KARIN DOYURMAK DEĞİL"
Bursa'nın mutfak kültürünün yalnızca yemeklerden ibaret olmadığını ifade eden Özacar, geleneksel mutfak anlayışının paylaşma, ikram, bereket, ölçü ve israf etmeme gibi değerleri de içerdiğini söyledi.
Osmanlı'daki Matbah-ı Âmire geleneğine ve sofra adabına dikkat çeken Özacar, aşure, keşkek, Ramazan sofraları, çay ve kahvaltı kültürü gibi geleneklerin toplumsal paylaşımın önemli unsurları olduğunu belirtti.
Özacar ayrıca günümüzde öne çıkan "sıfır atık", "yavaş yemek" ve "doğal üretim" gibi yaklaşımların Anadolu'da ve Ahilik geleneğinde uzun yıllardır farklı biçimlerde uygulandığını ifade etti.
"ESNAFIMIZ SÜRECİN MERKEZİNDE OLMALI"
Gelecek yıllarda düzenlenecek benzer organizasyonlara ilişkin beklentilerini de paylaşan Özacar, Bursa'nın lezzet mirasının dünyaya tanıtılması sırasında esnaf temsilcilerinin sürecin merkezinde yer alması gerektiğini söyledi.
Özacar, "Bursa'nın lezzet mirasını dünyaya anlatırken kendi köklerimize sarılmalıyız. Gelecek yıllarda yapılacak organizasyonlarda esnafımızın temsilcilerini sürecin merkezine koyan, dilimize ve medeniyet değerlerimize sahip çıkan, anlam, kültür ve değer mutfağımızı öne çıkaran bir yaklaşımın benimsenmesini temenni ediyoruz" dedi.
Bursa Bölge, 2026.09.22 08:23