Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nin doğusunda giderek ağırlaşan insani tabloya ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Ülkenin Ituri, Kuzey Kivu, Güney Kivu ve Tanganyika bölgelerinde yaklaşık 10 milyon insanın akut açlıkla mücadele ettiği belirtilirken, aynı zamanda Ebola salgınının yeniden etkisini artırması krizi daha da karmaşık hale getiriyor.
DSÖ tarafından paylaşılan değerlendirmelere göre, söz konusu bölgelerde yaşanan gıda krizi yalnızca ekonomik nedenlerle değil, uzun süredir devam eden çatışmalar, zayıf altyapı ve temel hizmetlere erişimdeki ciddi yetersizliklerle birlikte derinleşiyor. Bu durum, bölgedeki insani felaketin boyutunu her geçen gün daha kritik bir noktaya taşıyor.
Ebola salgını ve açlık krizi aynı bölgelerde kesişiyorKDC'nin Ituri eyaleti, hem Ebola salgınının merkez üssü hem de akut açlığın en yoğun hissedildiği bölgelerden biri olarak öne çıkıyor. DSÖ Genel Direktörü Ghebreyesus, Entegre Gıda Güvenliği Aşama Sınıflandırması (IPC) verilerine dikkat çekerek, dört büyük bölgede milyonlarca insanın ciddi gıda güvensizliği ile karşı karşıya olduğunu vurguladı.
Bölgedeki sağlık sisteminin büyük ölçüde zayıflamış olması, salgınla mücadeleyi daha da zorlaştırıyor. Çok sayıda sağlık tesisinin ya tamamen işlevsiz hale geldiği ya da güvenlik sorunları nedeniyle sınırlı kapasiteyle çalıştığı ifade ediliyor. Bu durum, hem Ebola vakalarının takibini hem de açlıkla bağlantılı hastalıkların tedavisini ciddi biçimde sekteye uğratıyor.
Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nin doğusunda yaşanan krizin bir diğer önemli boyutunu ise ulaşım ve lojistik sorunları oluşturuyor. Kötü yol koşulları, güvenlik riskleri ve çatışmalar nedeniyle insani yardım ekiplerinin birçok bölgeye erişimi ciddi şekilde kısıtlanmış durumda.
DSÖ, açlık ve bulaşıcı hastalıkların birlikte ilerlemesinin özellikle riskli bir tablo oluşturduğunu belirtiyor. Açlık nedeniyle bağışıklık sistemi zayıflayan bireylerin enfeksiyonlara karşı daha savunmasız hale gelmesi, Ebola gibi ölümcül virüslerin yayılım riskini artırıyor. Bu durum, bölgede "çifte kriz" olarak tanımlanan tehlikeli bir döngüye işaret ediyor.
Sağlık hizmetlerinde ciddi kapasite kaybı yaşanıyorBölgedeki sağlık altyapısının yetersizliği, yalnızca Ebola salgınıyla mücadeleyi değil, aynı zamanda temel sağlık hizmetlerinin sürdürülebilirliğini de tehdit ediyor. Birçok sağlık merkezinin ya kapalı olduğu ya da güvenlik endişeleri nedeniyle sınırlı hizmet verdiği bildiriliyor.
DSÖ ve 55 insani yardım ortağı, bölgede akut yetersiz beslenme vakalarının tedavisi dahil olmak üzere temel sağlık hizmetlerini ulaştırmaya çalışıyor. Ancak güvenlik sorunları ve erişim kısıtlamaları, bu çabaların etkisini önemli ölçüde azaltıyor. Yardım ekipleri, özellikle çatışmaların yoğun olduğu noktalarda hizmet sunmakta büyük zorluklarla karşılaşıyor.
Ebola salgını yeniden küresel alarm seviyesindeKDC'nin Ituri bölgesinde 246 şüpheli vaka ve 65 ölümün ardından 15 Mayıs'ta Ebola salgını resmi olarak ilan edilmişti. Ardından DSÖ, 17 Mayıs'ta salgını "uluslararası halk sağlığı acil durumu" olarak değerlendirdi.
Sağlık otoriteleri, mevcut salgının nadir görülen "Bundibugyo" Ebola varyantından kaynaklandığını ve bu tür için henüz onaylanmış kesin bir tedavi ya da yaygın kullanımda bir aşının bulunmadığını belirtiyor. Bu durum, salgının kontrol altına alınmasını daha da zorlaştıran önemli bir faktör olarak öne çıkıyor.
Kaynak: AA
Sağlık, 2026.05.26 20:23