Nev Esentepe Hastanesi Klinik Psikoloğu Helin Ezgi Deniz, sabahları alarmı defalarca erteleyen, yataktan kalkmakta zorlanan birçok kişinin aslında sandığından çok daha derin bir süreç yaşadığını söylüyor. Deniz'e göre bu durum çoğu zaman tembellik ya da irade eksikliği değil; bedenin ve ruhun verdiği güçlü bir sinyal.
SEMA ÜSTÜNTAŞ ÇAKAR / BURSADA BUGÜN
Nev Esentepe Hastanesi Klinik Psikoloğu Helin Ezgi Deniz, birçok kişinin yaşadığı sabah uyanmakta zorlanma ve alarm erteleme alışkanlığının yalnızca "uyku sersemliği" ya da irade eksikliği olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı. Deniz'e göre bu durum, kişinin ruh hali, yaşam temposu ve hayatla kurduğu ilişkiyle yakından bağlantılı.
Sabahları yaşanan ağırlık ve bulanıklık halinin biyolojik bir karşılığı olduğunu belirten Deniz, "Sleep inertia" olarak adlandırılan bu sürecin normal olduğunu ancak şiddetinin uyku düzeni, biyolojik saat ve ruhsal durumla doğrudan ilişkili olduğunu ifade etti. Geç saatlerde uyuyup biyolojik ritme aykırı saatlerde uyanmanın, yataktan kalkmayı daha da zorlaştırdığını söyledi.
"ALARM ERTELEME, GÜNE BİRAZ DAHA GEÇ KATILMA İSTEĞİDİR"
Psikolojik boyuta dikkat çeken Klinik Psikolog Deniz, alarmı sürekli ertelemenin çoğu zaman yalnızca uykuyu uzatma çabası olmadığını belirterek, "Bu davranış, birçok kişi için güne ve hayata biraz daha geç katılma isteğini temsil ediyor. Depresyon, tükenmişlik, kronik stres ve anlamsızlık duygusu yaşayan bireylerde sabah kalkma motivasyonu ciddi şekilde zayıflıyor" dedi.
"Yine aynı iş, aynı yorgunluk", "Kalkınca beni bekleyen bir şey yok" gibi otomatik düşüncelerin sabah enerjisini düşürdüğünü belirten Deniz, yatağın bu noktada yalnızca bir konfor alanı değil, sorumluluklardan kaçılan bir sığınak haline gelebildiğini söyledi.
Yüksek performans beklentisiyle yaşayan bireylerde sabah uyanamamanın bir tür bedensel protesto olabileceğini ifade eden Deniz, zihnin sürdürülemez bir tempo planladığında sinir sisteminin alarm erteleyerek tepki verdiğini belirtti. Sürekli ertelemenin öğrenilmiş bir davranış olduğuna da dikkat çeken Deniz, kısa vadeli rahatlığın beyin tarafından ödül olarak algılandığını, bunun da alışkanlığı güçlendirdiğini söyledi.
"SORUNU SUÇLAMAK YERİNE SİNYAL OLARAK OKUMAK GEREKİYOR"
Çözümün ilk adımının bakış açısını değiştirmek olduğunu vurgulayan Klinik Psikolog Helin Ezgi Deniz, "Ben iradesizim' demek yerine, 'Bedenim ve zihnim mevcut hayat ritmime dair bir şey anlatmaya çalışıyor' demek çok önemli. Suçluluk değişimi motive etmiyor, aksine felç ediyor" ifadelerini kullandı.
Sabah enerjisinin büyük ölçüde akşamdan şekillendiğini belirten Deniz, uyku saatlerinin gerçekçi şekilde düzenlenmesi, yatmadan önce uyarıcı içeriklerden uzak durulması ve alarm sonrası mikro adımlarla güne başlanmasının etkili olduğunu söyledi.
Güne yalnızca zorunluluklarla başlayan bireylerin uyanmakta daha fazla zorlandığını belirten Deniz, küçük ama kişiye ait anlam alanlarının sabah motivasyonunu artırdığını ifade etti. Sevilen bir kahve, kısa bir yürüyüş, müzik ya da keyif veren küçük rutinlerin bu noktada önemli olduğunu vurguladı.
NE ZAMAN PROFESYONEL DESTEK ALINMALI?
Uzun süredir isteksizlik, umutsuzluk ve keyif alamama hali yaşayan bireylerde sabah uyanamamanın depresyon, kaygı bozuklukları ya da travma sonrası süreçlerin bir parçası olabileceğini belirten Deniz, bu durumlarda mutlaka profesyonel destek alınması gerektiğini söyledi.
Klinik Psikolog Helin Ezgi Deniz, sözlerini şöyle tamamladı:
"Sabahları yataktan kalkamamak sizi disiplinsiz yapmaz. Bu, sinir sisteminizin ve ruhunuzun mevcut düzenin sürdürülemez olduğuna dair gönderdiği bir mesajdır. O mesajı dinlemek, küçük ama istikrarlı adımlar atmak hem sabahları hem hayatın genelinde belirgin bir hafifleme sağlar."
Yaşam, 2026.01.24 11:49