Prof. Dr. Murat Taş

Yaşanabilir şehir ve bina yapmayı bilmiyoruz...

09 Şubat 2026 Pazartesi, 09:05

Depremlerde binalarımız yerle bir oluyorsa, hala birçok şehrimizde yaşayan insanların pek çoğu deprem riski korkusu ile yaşıyorsa, binalarımız durduk yerde çöküyorsa, hemen her sağanak yağmurda birçok yeri su basıyorsa, lodos biraz kendini gösterdiğinde binalarımızın çatıları, balkon, pencereleri uçuyorsa, hala şehirlerimizde birincil sorun çarpık yapılaşma, kaçak yapı, ulaşım güçlüğü ise, birçok şehrimizde başta temiz su kesintileri ve su kıtlığı ile birçok alt yapı problemini konuşuyorsak, bina yangınlarında birçok masum insanımız can veriyorsa, seller sebebi ile otoyollarda çökmeler, metro inşaatı sebebi ile binalarda çökme riski oluşuyorsa, yaşanabilir şehir ve bina yapmayı bilmiyoruz.

Yaşamak için şehir ve bina yapmayı çok beceremesek de para kazanmak için inşaat yapmayı becerebildiğimizin kanıtı yakın zamanlarda açıklandı. 2025 yılında dünyanın en büyük 250 uluslararası müteahhit listesinde 45 Türk müteahhitlik firması yer aldı. Hepimiz için gerçekten büyük bir gurur vesilesi oldu. Ekonomik ve teknolojik birikim ile ileri seviyede inşaat yapabilme gücü kapasitesi elbette önemli bir gurur vesilesi, ancak bu uluslararası becerinin şehirlerimize, binalarımıza yansımasının geri kaldığını düşünüyorum.

Şehirlerimizin çoğunda orman alanları yada tarım toprakları içerisinde yer alan maden ocakları, büyük sanayi tesisleri gibi insan eli ile yapılan doğa tahribatları, hava kirliliği, su kirliliği ve toprak kirliliği başta olmak üzere birçok çevresel sorunlar yoğun olarak konuşulup tartışılıyor. Bursamız gibi pekçok metropol şehirde reklam tabelaların arasında kimliksiz binalar, düzensiz ve çarpık bir yapılaşma, tarihi değeri yüksek binalarımızın giderek yok olması, şehirlerimizde nefes alabilecek aktif, nitelikli yeşil alanların giderek azalması sürekli sorun olarak konuşulmaya devam etmektedir. Çöp alanlarının hemen hepsinin yerleşim yerlerini tehdit etmesi, endüstriyel tesislerden kaynaklı atık sular ile kanalizasyon sularının doğrudan derelere akması, dere kenarlarında rekreasyon alanlarının çok sınırlı olması, kıyılarımızın herkes tarafından rahatça ve verimli kullanılamaması, liste uzayıp gidiyor...

Ülkemizde bina yapma işinin, imar hareketlerinin ve şehirleşmenin işinin merkezine insanı koyan köklü bir yapılanmaya ihtiyacı var. Çünkü hem insanlarımız hem de üzerinde yaşadığımız bu güzel coğrafya bunu fazlasıyla hak ediyor.

Bir sonraki yazımda buluşmak dileğiyle sağlıcakla kalın, sevgiyle kalın, güvenle kalın, Allah'a emanet olun.

 

Yazarın Diğer Yazıları

İznik'te Osmanlı izleri: Medeniyetlerarası geçişin kültürel izleri...
01 Şubat 2026 Pazar, 08:11

Bursa için ortak çalışma kültürü
26 Ocak 2026 Pazartesi, 08:54

Bursa'mızın Fethi'nin 700. Yılı'nda şehir ve mimarlık...
19 Ocak 2026 Pazartesi, 08:56

Sosyal konut ve kentsel dönüşüm uygulamalarına bakış...
12 Ocak 2026 Pazartesi, 08:58

Bursa'mızın imar sorunları ve mimari kimliği ile ilgili 2026'dan beklentiler...
05 Ocak 2026 Pazartesi, 09:53

BURSA'NIN TERMALE, TERMALİN BURSA'YA İHTİYACI VAR
28 Aralık 2025 Pazar, 20:34

Daha iyi bir Bursa mümkün! Bursamızı fabrika ayarlarına döndürmek...
22 Aralık 2025 Pazartesi, 14:32

Bursamızın şehir kültürü ve mimarisi
15 Aralık 2025 Pazartesi, 09:33

Bursamızda yaşamın mimari ve kentsel gelişmeye etkileri: Tek merkezli Bursa kentinden alt merkezl...
08 Aralık 2025 Pazartesi, 07:46

İznik'ten Bursa'ya...
01 Aralık 2025 Pazartesi, 09:48

Tüm Yazılar