Prof. Dr. Murat Taş

Bursamızda yaşam-şehir ve mimariden bir kesit...

12 Temmuz 2026 Pazar, 23:08

Bursamızda çoğu insanın bildiği yaşama dair alışkanlıklar vardır. Bunlardan birisi de gerek Bursa içindeki mahallelerden gerekse yakın köylerden Bursa merkeze, çarşıya alışverişe veya gezmeye çıktıktan sonra eve dönmeden önce Bursamızın artık gelenekselleşmiş lezzeti haline gelen pideli köfte, pide-cantık, çiğbörek, ızgara köfte, balık ekmek, döner, çorba, ciğer, sakatat, sulu ev yemekleri gibi yemeklerin en güzelinin yapıldığı bir lokantaya uğrayıp yemeği dışarda yiyip akşam üstü eve dönmek. Zira neredeyse tüm gün dışarıda olunduğu için akşam yemeği hazırlamak da çok mümkün olmayabiliyor. Hatta yemek sonrası çay-kahve (şimdilerde gençlerin anladığı macchiato, mocha, latte, americano, capouccinovs değil bildiğin okkalı, bol köpüklü Türk kahvesi) ve belki yine kemalpaşa, tavukgöğsü, kazandibi, muhallebi, keşkül, süt helvası gibi geleneksel tatlıların yenebileceği mekanlara da geçiş yapılabilir. Zira amaç sadece yemek değil biraz da gezip gönül eğlendirip keyif yapmak.

Çarşının geleneksel yerleşim dokusu ve mimarisi içinde kendine özgü yeme içme mekanları zamanla oluşagelmiştir. Bunların bile kendisine has özellikleri vardır. Abdal ve çevresinde taş fırınlarda pişen çay-simit-tahanlı eşliğinde kahvaltı bunların en önemli örneklerinden birisidir.

Yukarıda sözünü ettiğim durum hemen her ekonomik düzeye sahip herkes tarafından sıklıkla ve çoğunlukla yapılagelen bir yaşam alışkanlığıdır. Oysa şimdilerde bu mekanlara gidip eskiden olduğu gibi birkaç kişinin yemek yemesi neredeyse artık bir lüks haline gelmeye başladı. Sık sık gidilen yerlere artık arada bir daha seyrek gidilmeye hatta bazılarına hiç gidilememeye başlandı. Ve bu tür yerler artık çarşının turizm değerinden de nasibini alarak neredeyse nostalji mekanları halini aldı. Bu tür mekanlara önceleri daha sık gidebilen Bursalılar artık şimdilerde bu tür yerlere ancak dışardan bir misafiri geldiğinde özel misafir ağırlama mekanı olarak gidebilmeye başladı. Bunu Bursamızda yaşayan ve bu ritüeli yaşayan birçok kişiden sıkça duymaya başladım. Tabiki ekonomik hayat pahalılığı dediğimiz birşey var ama bu fiyat artışları gerekçe gösterilerek hemen her türden halkın sıklıkla uğradığı mekanların fiyatlarını yükseltmeleri artık bu mekanlara gelen müşterilerin sayılarının azalmalarına da sebep olmaya başladı. Bir yerin fiyatını belirleyen tek şey üretilen hizmetin maliyeti değildir, aynı zamanda müşteri olarak zaman içinde bu mekanların ünlenmesine sebep olan müşterilerin bu hizmetlerin ücretlerini karşılayabilme kapasitesidir. Belki biraz alanım dışına çıkıp iktisadi bir konuda yorum yapmış olabilirim ama geçmişimde ticaret ile uğraşan bir sanayici/esnaf bir babanın evladı olarak az çok bu işlerden anlarım. Bu tür yerlere ilginin azalması zamanla bu tür mekanların kapanmasına artık bu mekanlara uğrayacak kullanıcı kitlesinin değişmesine ve kısacası bu tür yerleşimlerde ve binalarda köhnemeye sebep olmaktadır. Ve böylece mekan ve yaşam arasındaki bağ etkilenerek kültürel bir dönüşüm gerçekleşmektedir. Aslında Bursamızda geleneksel çarşılarımızın bazı bölümlerinde ve bazı hanlarımızda olan şey de tam olarak budur. Mekanın-mimarinin-şehrin yaşama kattığı anlam da işte budur. 'Mimarlık kültürel yaşamın bir yansımasıdır' sözünün karşılığı da budur.

Bu köhneme sadece Ulucami çevresi, Hanlar Bölgesi, Kapalıçarşı bölgesi yeme içme mekanları ile sınırlı değil. Bir zamanların gözde ticaret, ofis, işyeri mekanları olarak bilinen ve hemen herkesin Heykel çevresinde olma isteği nedeniyle bu bölgedeki binalar da fazlaca ilgi görürdü, neredeyse Bursa'da tüm yaşam hareketliliği bu bölgelerde olurdu. Fakat şimdilerde bu binalar da giderek boşalmaya veya kullanıcı değiştirmeye başladı. Giderek değer kaybetmeye başlayan bu bölgelerin yeniden canlandırma amaçlı dönüşüm çalışmalarına ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Bütün Bursa şehir merkezi yerleşiminde yer alan binaların/yerleşimlerin geleneksel ve yerel değerlerini bugünkü modernin ve evrenselin beklentilerine dönüştürecek üst ölçekli fikirlere ve etaplar halinde bunların yenilemelere ihtiyaç olduğunu düşünüyorum.

Bir yandan sanayinin gelişimi için büyük sanayi alanları projeleri konuşulurken diğer yandan da Bursamızın eski ticari ve şehir yaşamının canlılığına kavuşmaya ihtiyacı var.

Daha önce de söylediğim gibi Bursamızın dinamiklerinin güçlü bir irade etrafında birleşerek tüm bu projeleri layığı ile hayata geçirecek potansiyele sahip olduğunu biliyorum.

Bir sonraki yazımda buluşmak dileğiyle sağlıcakla kalın, sevgiyle kalın, güvenle kalın, Allah'a emanet olun.

Yazarın Diğer Yazıları

Doldur boşalt Bursa Hanlar Bölgesi...
05 Temmuz 2026 Pazar, 23:03

Bursamızda enginarın apartmanlarla mücadelesi
28 Haziran 2026 Pazar, 22:54

Bursamızın çöplüğü! Akıllı yaşam döngüsü...
22 Haziran 2026 Pazartesi, 09:12

Bir mesleki iç çekiş ve bir öneri...
15 Haziran 2026 Pazartesi, 08:51

Gittim gördüm yazdım...
07 Haziran 2026 Pazar, 23:51

Şehir mi kent mi, yerleşim mi planlama mı, ev mi konut mu?
31 Mayıs 2026 Pazar, 22:57

Yapı yaşam kalitesi, mimari ve şehircilik
25 Mayıs 2026 Pazartesi, 00:16

Dereler akıyor, Bursamız bakıyor...
17 Mayıs 2026 Pazar, 22:25

Yaşanabilir bir şehir için...
10 Mayıs 2026 Pazar, 22:20

Savaş konut sektörünü nasıl etkiler?
04 Mayıs 2026 Pazartesi, 00:13

Tüm Yazılar