Nev Esentepe Hastanesi'nden Klinik Psikolog Helin Ezgi Deniz, panik atağın sanıldığı gibi "geçici bir kaygı" değil, sinir sisteminin yoğun ve gerçek bir alarm hali olduğunu vurguladı. Deniz, panik atağı "Beden, sanki gerçekten ölüyormuşsun gibi alarm verir; oysa tıbben bir şey olmuyordur" sözleriyle tanımladı.
SEMA ÜSTÜNTAŞ ÇAKAR / BURSADA BUGÜN
Nev Esentepe Hastanesi Klinik Psikoloğu Helin Ezgi Deniz, son yıllarda giderek daha sık gündeme gelen panik ataklara ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Panik atağın basit bir kaygı hali olmadığını vurgulayan Deniz, "Panik atakta beden, hayati bir tehlike varmış gibi alarm verir. Kişi gerçekten ölüyormuş hissi yaşar ancak tıbben ortada bir tehlike yoktur" dedi.
Panik atağın ani başlayan, çok hızlı tırmanan ve birkaç dakika içinde zirveye ulaşan yoğun bir korku dalgası olduğunu belirten Deniz, kişinin o an gerçek bir tehlike olmamasına rağmen kalp krizi geçireceği, bayılacağı ya da kontrolünü kaybedeceği hissine kapıldığını ifade etti. Dışarıdan bakıldığında kısa süreli bir çarpıntı ya da nefes darlığı gibi görünen belirtilerin, kişinin içinde son derece sarsıcı bir deneyime dönüştüğünü söyledi.
"HEM GERÇEKTEN ARTIYOR HEM DE DAHA ÇOK TANINIYOR"
Son yıllarda panik atakların daha sık konuşulmasının iki nedeni olduğuna dikkat çeken Deniz, "Modern yaşamın temposu, belirsizlikler, ekonomik baskılar ve sürekli uyarana maruz kalma sinir sistemimizi zaten yüksek viteste tutuyor. Bu da panik atağa yatkın kişilerde atakların daha kolay tetiklenmesine yol açıyor. Diğer yandan, eskiden farklı isimlerle tarif edilen birçok tabloya artık 'panik atak' diyebiliyoruz. Yani hem sıklık artıyor hem de farkındalık" dedi.
"TEK BİR NEDENİ YOK"
Panik atağın tek bir sebeple açıklanamayacağını vurgulayan Deniz, biyolojik hassasiyet ile öğrenilmiş korkuların birlikte rol oynadığını belirtti. Bazı kişilerin sinir sisteminin doğuştan daha duyarlı olduğunu ifade eden Deniz, stresli yaşam dönemlerinde ortaya çıkan bedensel belirtilerin "ölümcül bir felaket" olarak yorumlanmasının panik döngüsünü başlattığını söyledi.
İlk atağın çoğu kişi için travmatik olduğunu dile getiren Deniz, asıl sorunun ardından gelen "Ya tekrar olursa?" korkusuyla başladığını belirtti. Bu korkunun zamanla evden çıkamama, kalabalıklardan kaçınma, yalnız kalamama gibi davranışlara yol açarak panik bozukluğun zeminini oluşturduğunu ifade etti.
"BELİRTİLER; BEDENSEL, ZİHİNSEL VE DAVRANIŞSAL..."
Panik atakta kalp çarpıntısı, göğüste sıkışma, nefes alamama hissi, baş dönmesi, titreme, mide bulantısı ve terleme gibi bedensel belirtilerin sık görüldüğünü söyleyen Deniz, zihinsel olarak ise yoğun felaket senaryolarının devreye girdiğini aktardı. Kişinin zamanla atakla ilişkilendirdiği ortamlardan kaçınmaya başladığını, bunun da sorunu beslediğini belirtti.
"PANİK ATAK TEDAVİ EDİLEBİLİR"
Tedavi konusunda umut verici mesajlar veren Deniz, panik atağın doğru yaklaşımla oldukça iyi sonuç alınan bir tablo olduğunu söyledi. Tedavinin temelinde bilişsel davranışçı terapinin yer aldığını belirten Deniz, kişinin bedeninde olanları anlamasının, felaketleştiren düşüncelerini fark etmesinin ve kaçındığı durumlarla kontrollü şekilde yeniden yüzleşmesinin iyileşmede kilit rol oynadığını ifade etti.
Gerekli durumlarda psikiyatrist tarafından düzenlenen ilaç tedavisinin de sürece eklendiğini söyleyen Deniz, "İdeal olan, ilaç ve psikoterapinin birlikte yürütülmesidir. Böylece kişi, panik tekrar gündeme gelse bile kendi başına kullanabileceği becerileri kazanır" dedi.
YAŞAM TARZI ÖNEMLİ!
Aşırı kafein tüketimi, düzensiz uyku, hareketsizlik ve yoğun ekran maruziyetinin panik belirtilerini artırabildiğine dikkat çeken Deniz, düzenli uyku, hafif egzersiz, nefes ve gevşeme çalışmalarının sinir sistemini sakinleştirdiğini vurguladı.
Panik atağın bir zayıflık göstergesi olmadığını özellikle vurgulayan Klinik Psikolog Helin Ezgi Deniz, "Bu, sinir sisteminin aşırı alarm halidir. Profesyonel yardım istemek, 'Bunu artık tek başıma taşımak zorunda değilim' deme cesaretidir" ifadelerini kullandı.
Sağlık, 2026.01.07 14:10