Bursa Cumhuriyet Caddesi'nde 1969 yılındaki temel kazısında bulunan 2200 yıllık Bursa Tümülüsü (oda mezar), bakımsızlığı ve tabelasızlığı nedeniyle kaderine terk edildi. Çarşının merkezindeki kraliyet mezarına, vatandaşlar tarafından "türbe" veya "dilek kuyusu" sanılarak içine madeni para atıldığı görüldü.
YUSUF OSMAN İMAN/ BURSADA BUGÜN
Bursa Cumhuriyet Caddesi Borsa Meydanı'nda, 1969 yılında bugün yıkılmış olan Ticaret ve Sanayi Odası binasının temel kazısı sırasında ortaya çıkarılan ve "Bursa Tümülüsü" olarak adlandırılan oda mezardan 32 parça arkeolojik eser çıkarılarak müzeye taşındı ve envantere kaydedildi.
2003 yılında alınan kararla ise mezar odasının giriş bölümüne yönelik bir proje uygun bulundu. Proje kapsamında mezar odasına ulaşım için demir kapı, parmaklıklar ve bir merdiven inşa edildi.
Ancak bugün alanda herhangi bir bilgilendirme bulunmaması, bakımsız görünümü ve adeta unutulmuş olması dikkat çekiyor. Bu durum üzerine Bursada Bugün'e konuşan Sanat Tarihçisi Selimcan Yelseli, tartışmalı "Bursa Tümülüsü" hakkında önemli açıklamalarda bulundu.
"HELENİSTİK DÖNEMİN EN GÜZEL ÖRNEKLERİNDEN BİRİSİ"
Oda mezarın tarihini anlatan Yelseli, "Bursa'nın Helenistik dönemine ait bu nadir in-situ oda mezarı (Bithynia Krallığı, yaklaşık MÖ 2. Yüzyıl), mimari açıdan kusursuz kesme taş işçiliği, yarım daire kemerli girişi ve tonozlu mekânıyla klasik Anadolu Helenistik nekropol geleneğinin en güzel örneklerinden biridir. Yapı, antik Prusa'nın (Prusa ad Olympum) kentsel dokusunda akropolis ile nekropolis arasındaki sürekliliği somutlaştıran, katmanlı bir arkeolojik belgedir; Osmanlı çarşısı ve Cumhuriyet dönemi ticaret meydanıyla üst üste binen niteliği, kentsel hafızanın sürekliliğinin en çarpıcı örneklerinden birini oluşturur." dedi.
"ORASI BİR TÜRBE DEĞİL"
"Bursa Tümülüs'ü olarak bilinen oda mezarın içinde görülen bozuk para ve çeşitli eşyalar hakkında konuşan Yelseli, "Güncel kullanım pratiği maalesef yanlış anlaşılmakta özellikle bozuk para atma, dilek tutma ve adak bırakma eylemleri sanat tarihi ve arkeolojik koruma perspektifinden bakıldığında ciddi bir problem teşkil etmektedir. Bu yaklaşım aslında yapının asli arkeolojik ve estetik değerini tahrip eden bir dönüşümdür." dedi.
"DAHA İYİ KORUNMALI"
Tümülüsün çevresinde herhangi bir koruma veya bilgilendirme tabelasının olmamasına dikkat çeken Yelseli, "Çarşının göbeğinde bulunan bu mezar odası, elit bir bireye muhtemelen kraliyet çevresine ait cenaze ritüelini barındıran bir anıttır. Bilgi levhası eksikliği, demir merdiven, beton unsurlar ya da camdan bir çatı ile halihazırda anıtın kendi kıymetine has estetik uyumsuzluğu mevcutken, halkın ritüel müdahaleleri koruma bilincinin yetersizliğini pekiştirir. Arkeolojik değer ile folklorik kullanım arasındaki gerilim, yapıyı hem 2200 yıllık Helenistik şaheser hem de popüler inancın nesnesi kılarken, ikincisi birincisini gölgede bırakma tehlikesi taşır. Bu yapı bugün kültürel sürekliliğin naif bir ifadesi olarak görülebilir olsa da, sanat tarihi disiplini açısından kabul edilemez bir tahribat biçimidir. Anıtların zamana direnirken anlam değiştirmesi kaçınılmazdır; ancak bu değişim, fiziksel bütünlüğü ve tarihsel bağlamı koruma sorumluluğuyla dengelenmelidir." şeklinde konuştu.
"KENDİ KIYMETİNİ YİTİRİYOR"
Halkın inancınında bu yönde yönlendirilebileceğini söyleyen Yelseli, "Bursa'daki bu Oda Mezarı'nın korunması, yalnızca arkeolojik katmanların görünmesiyle değil, aynı zamanda halk inancının bilinçli yönlendirilmesiyle mümkündür: para atma yerine, yapının tarihsel değerini anlatan levhalar, rehberli ziyaretler ve eğitim çalışmaları yoluyla elbette. Aksi takdirde, antik bir kraliyet nekropolü, modern çarşının "dilek kuyusu"na indirgenerek, kendi kıymetini yitirme riskiyle karşı karşıya kalır." dedi.
Bursa Bölge, 2026.07.07 14:43