Türk halk müziğinin efsanevi ismi Neşet Ertaş, Anadolu halkının sevincini, kederini ve isyanını sazının teline, sesinin rengine yansıtarak unutulmaz isimler arasına girdi. Vefatının yıl dönümünde ülke çapında özlemle anılan Neşat Ertaş kimdir, nereli? Neşet Ertaş neden öldü? İşte usta sanatçı Neşet Ertaş'ın hayatı, kariyeri ve unutulmaz eserleri...
Anadolu'nun duygularını ve yaşam hikâyelerini türkülerine taşıyan, Abdal kültürünün son büyük temsilcisi usta isim Neşet Ertaş, vefatının 13. yılında eserleriyle ülke çapında eserleriyle anılıyor. İşte 'Bozkırın tezenesi' Neşet Ertaş'ın hayatı, kariyeri ve unutulmaz eserleri...
NEŞET ERTAŞ KİMDİR?
Neşet Ertaş, Türk halk müziği sanatçısı, söz yazarı , çağdaş âşık ve bağlama virtüözüdür. Yaşar Kemal mesleği halk ozanı olarak bilinen Neşet Ertaş'a "Bozkırın Tezenesi" lakabını vermiştir.
HAYATI
1938 yılında Kırşehir'e bağlı Çiçekdağı'nın Kelismailuşağı köyüne bağlı Kırtıllar mezrasında doğdu. Babası, Türkmen/Abdal müzik ve özellikle bozlak geleneğinin en güçlü temsilcisi olan Muharrem Ertaş, annesi Kırıkkale'nin Keskin ilçesinin Hacıaliobası köyünden Döne Ertaş'tır. Küçük yaştan itibaren babasıyla gittiği köy düğünlerinde zil ve darbuka çalarak mesleğe ilk adımını attı.
Sekiz yaşında ailesi ile birlikte Kırtıllar köyünden taşınarak İbikli köyüne yerleşti. 12 yaşındayken annesi Döne'yi kaybetti. Babası ve kardeşleri ile bir süre göçebe bir hayat yaşadı. Babası Muharrem Ertaş, Yozgat'ın Kırıksoku köyünden "Arzu" isminde bir hanımla ikinci evliliğini yaptı ve bir süre o köyde yaşadılar. Daha sonra Yozgat'ın Yerköy ilçesine yerleştiler. Sırasıyla Kırşehir, Çiçekdağı, Yozgat, Yerköy ve ardından iki yıl Kırıkkale'de yaşadılar.
Hiçbir zaman okula gidemeyen Neşet Ertaş bu dönemde kendi kendine önce keman, sonra cümbüş ve bağlama çalmayı öğrendi. Babası Muharrem Ertaş ile birlikte gittikleri yöre düğünlerinde cümbüş ve keman ile türküler çalıp okuyan Neşet Ertaş, sanatında en çok etkilendiği kişinin babası Muharrem Ertaş olduğunu söylemiştir.
SANAT YAŞAMI VE KARİYERİ
1950'li yılların başlarında TRT Ankara Radyosu'nda canlı olarak yayımlanan, Muzaffer Sarısözen'in yönettiği "Yurttan Sesler" programında, "Geleli Gülmedim Ben Bu Cihana" adlı bozlağı solo çalıp okumasından sonra Neşet Ertaş'ın adı ülke genelinde duyuldu. 1970'li yılların ortalarına kadar devam eden yirmi yılı aşkın süre boyunca on beş günde bir "misafir mahallî sanatçı" sıfatıyla Ankara Radyosu'na çağrılarak on beşer dakikalık solo bantlar yaptı.
1957 yılında İstanbul'a giderek ilk kayıtlarını babasının türküleri ile yapan Ertaş, babasına ait Neden Garip Garip Ötersin Bülbül adlı bozlağın yer aldığı ilk taş plağını çıkardı ve bu gelişmeyi konserler takip etti. İki yıl İstanbul'da çalıştıktan sonra sahne hayatına Ankara'da Kazablanka Gazinosu'nda devam eden Neşet Ertaş, önce farklı türlere mensup müzisyen ve oyuncuların da yer aldığı konser turneleriyle, ardından tek başına sahne aldığı solo konserlerle Türkiye'nin hemen hemen bütün şehirlerini ve pek çok ilçesini gezdi.
Askerlik sonrası Ankara'da tanıştığı Tavşancı lakabıyla bilinen ünlü saz yapım ustası Hüseyin Koluman, Ertaş'ı önce saz dükkânına ortak yaptı sonra da tümüyle dükkânı devretti. Ertaş, plaklardan ve radyodan tanıdığı için kendisiyle tanışmaya saz dükkânına gelen Leyla ile evlendi.
Sadece yedi yıl süren Leyla Ertaş ile evliliğinden Döne ve Canan adında iki kız, Hüseyin adında bir erkek çocukları oldu.
1969'da TRT sanatçılarından oluşan bir ekiple konser vermek ve plak doldurmak üzere gittiği Almanya dönüşünde Yugoslavya'da arabasıyla kaza yaptı. Ehliyetsiz otomobil kullanmaktan dolayı Yugoslavya'da 3 ay hapse mahkûm olan Ertaş'a Türkiye'den hiç kimsenin arayıp sormadığı bu dönemde hapishaneye, "Bozkırın tezenesine geçmiş olsun" ibaresi yazılarak imzalanmış bir kitap geldi. Yazarı Yaşar Kemal olan bu kitabı yazarın kendisinin mi yoksa bir başkasının mı gönderdiği konusu, imza sahibini hatırlayamadığı için uzun zaman açıklığa kavuşmadı.
Kitapta yazan bu tabirin ardından Neşet Ertaş "Bozkırın Tezenesi" olarak anılmaya başladı. Daha sonra bu tabir o kadar çok beğenildi ve benimsendi ki âdeta Neşet Ertaş'ın ikinci ismi oldu. Yıllar sonra, Erdoğan Atakar adında bir hayranı, Yaşar Kemal'in "Üç Anadolu Efsanesi" adlı kitabını, Karaköy'de aynı büroda çalıştıkları üç arkadaşıyla birlikte, "Bozkırın büyük tezenesine geçmiş olsun" yazarak imzalayıp gönderenin kendisi olduğunu bildirdi.
Neşet Ertaş, 1976 yılında özellikle sigara ve alkol kullanımına bağlı olarak aniden sahnede iken parmaklarından felç geçirdi. İki yıl süren fizik tedaviden sonuç alamadı ve işsiz kaldı. Almanya'da işçi olarak çalışan ağabeyi Necati Ertaş'ın desteği ile tedavi olmak için Almanya'ya giden Ertaş, kısa süre sonra çocuklarını da yanına getirterek 1979-2003 yılları arasında Almanya'da kaldı.
Sanatçı, yirmi beş yıl aradan sonra 2000 yılında İstanbul Harbiye Açıkhava Tiyatrosu'nda verdiği konserle Türkiye'deki sahne hayatına geri döndü. 2002'de devrin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel tarafından verilmesi uygun görülen "Devlet Sanatçılığı ünvanını kabul etmedi.
2003 yılında Türkiye'ye dönerek İzmir'e yerleşti. 2006 yılında TBMM Üstün Hizmet Ödülü'ne değer görüldü. Devlet sanatçılığı ünvanını reddetmesi hakkında şunları söyledi: "Devlet sanatçılığını bana teklif ettiler. Ben, 'hepimiz bu devletin sanatçısıyız, ayrıca bir devlet sanatçısı sıfatı bana ayrımcılık geliyor' diyerek teklifi kabul etmedim. Ben halkın sanatçısı olarak kalırsam benim için en büyük mutluluk bu. Şimdiye kadar devletten bir kuruş almadım, bir tek TBMM tarafından verilen üstün hizmet ödülünü kabul ettim. Onu da bu kültüre hizmet eden ecdadımız adına aldım."
2009 yılında Unesco Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi kapsamında Türkiye Ulusal Envanteri'ne alınarak "Yaşayan İnsan Hazinesi" kabul edilen Ertaş'a, 25 Nisan 2011 tarihinde İTÜ Konseyi tarafından "Fahri Doktor" ünvanı verildi. Saz çalma tavrı ve tekniği, sesini kullanma ve türkü okuma üslubu, şair/ozan kimliği yanında havalandırdığı şiirlerinin edebî ve estetik değeri, repertuvarı, üniversite ve konservatuvarlarda ders ve tez konusu oldu.
VEFATI
Neşet Ertaş, 25 Eylül 2012'de yaklaşık 74 yaşında Ankara'da vefat etti. Ölüm nedeni kalp yetmezliği ve yaşlılığa bağlı sağlık sorunları olarak açıklanmıştır. Ölümü, Türkiye'de ve yurtdışında halk müziği sevenler tarafından derin bir üzüntüyle karşılanmıştır.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan , Kültür Bakanı Ertuğrul Günay ve muhalefet lideri Kemal Kılıçdaroğlu gibi üst düzey siyasetçilerin ve Orhan Gencebay ve Arif Sağ gibi Türk müzik camiasından tanınmış isimlerin yanı sıra on binlerce kişinin katıldığı Ahi Evran Camii'nde düzenlenen dini cenaze töreninin ardından, vasiyetinde belirttiği gibi babasının mezarının yanına defnedildi.
ESERLERİ
Teklileri:
Albümleri:
Kaynak: BURSADA BUGÜN
Yaşam, 2025.09.25 11:41