Ferdi Sönmez
dunyaemeklilik16@gmail.com

Hizmet tespiti davalarında Yargıtay'ın yeni dönem yaklaşımı: "1 günlük sigorta", blok çalışma ve 5 yıllık hak düşürücü süre

23 Mayıs 2026 Cumartesi, 14:21

Sosyal güvenlik hukukunda son yılların en kritik başlıklarından biri hiç kuşkusuz hizmet tespiti davaları oldu. Özellikle EYT sonrası milyonlarca vatandaş eski sigorta kayıtlarını yeniden incelemeye başladı. Çünkü bazen bir günlük sigorta kaydı, bazen yıllar önce verilmiş bir işe giriş bildirgesi, kişinin emeklilik şartlarını tamamen değiştirebiliyor.

Ancak Yargıtay'ın son dönemdeki yaklaşımı gösteriyor ki artık sosyal güvenlik davalarında yalnızca "kayıt" yeterli değil. Mahkemeler, gerçek çalışmanın var olup olmadığını çok daha teknik ve detaylı şekilde araştırıyor.

Bugün hizmet tespiti davalarını üç temel başlık altında değerlendirmek gerekiyor.

1) SİGORTALILIK BAŞLANGIÇ TARİHİNİN TESPİTİ DAVALARI

"1 GÜNLÜK HİZMET TESPİTİ"

Uygulamada en sık karşılaşılan dava türlerinden biri, vatandaşın sigorta başlangıç tarihini daha eski bir tarihe çekmek amacıyla açtığı davalardır.

Özellikle kamuoyunda "1 günlük sigorta" olarak bilinen durumlarda kişiler, geçmişte işveren tarafından işe giriş bildirgesi verildiğini ancak bu çalışmanın SGK hizmet kayıtlarına yansımadığını ileri sürerek sigortalılık başlangıç tarihinin tespitini talep etmektedir.

Bu davalarda temel amaç, sigortalılık başlangıç tarihinin daha eski bir tarihe çekilmesidir. Çünkü bir günlük kayıt bile emeklilik şartlarını tamamen değiştirebilmektedir.

Bu dava türlerinde dikkat çeken en önemli hususlardan biri ise, klasik hizmet tespiti davalarından farklı olarak hak düşürücü sürenin çoğu durumda uygulanmamasıdır.

Çünkü Yargıtay uygulamasında, işveren tarafından Kuruma verilmiş bir işe giriş bildirgesinin bulunması, SGK'nın çalışmadan haberdar olduğu şeklinde değerlendirilmektedir. Bu nedenle "1 günlük sigorta" olarak bilinen sigortalılık başlangıç tarihi tespiti davaları, hak düşürücü süre yönünden diğer hizmet tespiti davalarına göre daha farklı değerlendirilmektedir.

Ancak Yargıtay artık bu konuda çok daha dikkatli yaklaşmaktadır. Güncel kararlarda yalnızca işe giriş bildirgesinin varlığı yeterli görülmemekte, gerçek çalışma olgusunun ispatı aranmaktadır.

Mahkemeler artık şu sorulara cevap arıyor:

İşe giriş bildirgesi SGK'ya gerçekten hangi tarihte verilmiş?

Bildirgedeki imza davacıya mı ait?

Sicil numarası ilgili döneme uygun mu?

Aynı sicil numarası sonraki yıllarda kullanılmış mı?

Gerçek çalışma var mı?

Özellikle sahte veya geriye dönük oluşturulmuş kayıt iddiaları nedeniyle mahkemeler, grafolojik inceleme dahil çok teknik araştırmalar yapabiliyor.

Kısacası artık:

"Elimde işe giriş bildirgesi var" demek tek başına yeterli değil.

Yargıtay'ın yeni yaklaşımı açık:

"Kağıt üzerindeki işlem değil, fiili çalışma araştırılmalıdır."

HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRE NE DEMEK?

Hizmet tespiti davalarında en kritik konulardan biri de "5 yıllık hak düşürücü süre"dir.

Basit anlatımla bu süre, sigortasız çalıştığını iddia eden işçinin belirli bir süre içinde dava açmasını zorunlu kılan yasal süredir. Eğer kanunda belirtilen süre içinde dava açılmazsa, kişi gerçekten çalışmış olsa bile dava hakkını tamamen kaybedebilmektedir.

Ancak uygulamada her olayda süre aynı şekilde hesaplanmamaktadır. Özellikle:

SGK'nın çalışmadan haberdar olup olmaması,

Blok çalışma bulunup bulunmaması,

süre hesabını tamamen değiştirebilmektedir.

2) BLOK ÇALIŞMANIN VARLIĞI HALİNDE HİZMET TESPİTİ DAVASI

Son dönemde en çok tartışılan konulardan biri de "blok çalışma" kavramı oldu. Özellikle EYT sonrası bu konuda önemli bir yaklaşım değişikliği yaşandı.

Blok çalışmayı; işçinin aynı işyerinde kesintisiz çalışmasına rağmen ilk dönemin sigortasız, sonraki dönemin sigortalı gösterilmesi olarak tanımlayabiliriz.

Örneğin:

1998'de sigortasız başlayan,

2002'de sigortalı gösterilen,

2015'e kadar aynı işyerinde çalışan bir kişi,

1998-2002 arasındaki dönemin tespitini isteyebilmektedir.

Eskiden mahkemeler, kesintisiz çalışma varsa blok çalışmayı daha kolay kabul ediyordu. Ancak artık Yargıtay çok daha sıkı inceleme yapıyor.

Mahkemeler özellikle şu hususlara dikkat ediyor:

Gerçekten kesintisiz çalışma var mı?

Arada SGK çıkışı yapılmış mı?

Farklı şirket veya farklı işyeri sicili kullanılmış mı?

Organik bağ gerçek mi?

Tanık anlatımları uyumlu mu?

Çünkü küçük bir kopukluk bile blok çalışmanın reddedilmesine neden olabiliyor.

Hak düşürücü süre hesabında en kritik nokta burada ortaya çıkmaktadır.

Eğer mahkeme tarafından gerçek blok çalışma kabul edilirse, hak düşürücü sürenin hesaplanmasında bildirim dışı tutulan sürenin sona erdiği tarih değil, kesintisiz şekilde devam eden çalışmanın tamamen sona erdiği yılın sonu başlangıç tarihi olarak esas alınmaktadır.

Başka bir ifadeyle; işçinin sigortasız çalıştığı dönemin bitiş tarihi değil, aynı işyerindeki kesintisiz çalışmasının sona erdiği yılın son günü hak düşürücü sürenin başlangıcı kabul edilmekte ve bu tarihten itibaren 5 yıllık süre hesaplanmaktadır.

3) İŞVERENİN KURUMA HİÇBİR BELGE VERMEDİĞİ DURUMLAR

En riskli durum ise işverenin çalıştırdığı sigortalıya ilişkin hiçbir belgeyi SGK'ya vermemiş olmasıdır.

Yani;

işe giriş bildirgesi yok,

bordro yok,

prim bildirgesi yok,

müfettiş tespiti yok,

Kurumun çalışmadan hiçbir şekilde haberi yok.

İşte bu durumda 5 yıllık hak düşürücü süre çok daha katı uygulanmaktadır.

Kanuna göre süre, çalışmanın geçtiği yılın sonundan itibaren başlamaktadır. Eğer bu süre içinde dava açılmazsa hak tamamen düşebilmektedir.

Yargıtay burada oldukça net bir yaklaşım sergilemektedir:

"Kurumun haberdar olmadığı çalışmalar bakımından hak düşürücü süre uygulanır."

Yazarın Diğer Yazıları

Temmuz 2026 emekli zammı ne kadar olacak?
14 Mayıs 2026 Perşembe, 14:53

Binlerce anne aynı soruyu soruyor: Primlerini geri alan anneler Almanya'dan emekli olabilir mi?
07 Mayıs 2026 Perşembe, 13:15

Doğum izinlerinde yeni dönem: Anneler daha uzun izin kullanabilecek
12 Mart 2026 Perşembe, 13:39

SGK prim borcu sağlık hakkınızı engeller mi? Kanser ilaçlarında bilmeniz gerekenler
05 Mart 2026 Perşembe, 11:42

SGK'dan işverenlere nefes aldıran genelge
06 Şubat 2026 Cuma, 15:50

En düşük emekli aylığı 20 bin TL oldu: Sorun bitmedi
22 Ocak 2026 Perşembe, 19:08

Memur ve emekli zamları belli oldu: En düşük emekli maaşı için hangi formül masada?
08 Ocak 2026 Perşembe, 16:21

Emeklinin 2026 zammı aralık enflasyonuna bağlı: Kritik eşik %0,74
30 Aralık 2025 Salı, 16:22

Asgari ücret zammıyla hangi ödemeler değişti? İşte kalem kalem güncel tutarlar
24 Aralık 2025 Çarşamba, 14:16

Almanya'da "Anne Emekliliği" hakkında kritik detaylar
09 Aralık 2025 Salı, 15:08

Tüm Yazılar