Binay Kazan

Yüreğinin götürdüğü yere gidebiliyor mu ki her insan?

19 Ocak 2026 Pazartesi, 10:40

O kadar çok hüzünlü ve acılı haber alıyoruz ki son dönemlerde...Hangisi için üzüleceğimize şaşırıyoruz adeta...

Bir tarafta 17 yaşındaki yakışıklı bir gencin,15 yaşındaki katili tarafından sebepsiz yere yaşamdan koparılışı dağlıyor yüreklerimizi...Güngören'de sokak çeteleri tarafından öldürülen Atlas Çağlayan için dökülüyor ülkemizdeki gözyaşları...

Öte yanda Filistin'de yağmurla-karla mücadele ederek çadırlarını doğa şartlarından korumaya çalışan insanları görerek kahroluyoruz. Suriye'de de savaş sürüyor, İran'daki iç savaş da...Nefret ve kin duyguları ne zaman dolmuş insanların içine böyle..? Çevre ülkelerdeki bu kaos ve karmaşa, tabii ki insan olarak hüzünlere boğuyor hepimizi...Acılar katlanarak çoğalıyor durmadan...

Aslında...Yeni acılara hazırlıklı değiliz. Hiç birimiz..!

Üst üste bu ne ızdırap, bu ne çaresizliktir yahu...Bardaklar taştı, kelimelere sığmıyor düşündüklerimiz...

Bende birçok yurttaşımız gibi; sığınacak bir yerler, acılarımı hafifletecek bir şeyler arıyorum durmadan...Yeni olası deprem haberleri, artık çok yoruyor herkes gibi beni de...

Biliyorum ki...Her gün yeniden enkazlara gömülüyoruz. Çıkışlar, kaçışlar ve kurtuluşlar arıyoruz kendimize hep...Hatay'da 14 katlı çürük bir apartmanının altında kalan deprem insanlarımız gibi...Ülkemizdeki 8 milyon çürük yapı stoğunda yeni sarsıntılara adeta kurbanlık koyunlar gibi hazırlanan çaresiz yurttaşlarımız gibi...Bizim gibi..!

SUSANNA TAMARO'NUN SIRADIŞI DÜNYASINDAN BİR KESİT

Geçtiğimiz hafta sonu; bu zorlu günler ve hüzünlü anlardan biraz sıyrılabilmek için bir sığınak aradım kendime...Kütüphanede bulduğum bir eski kitapta hayata dair bir şeyler buldum sonunda...Bu kitaptaki bazı pasajlar beni biraz kendime getirdi...Yeni sayfalar açmanın zorunluluğuna işaret etti belki de sıkıştırılmış hayatlarda...

"Bir gün havada titreşen antenlere bakarken, insanların giderek yalnızca tek bir dalga boyutuna ayarlanabilen radyolara benzediğini düşündüm. Hani deterjan paketlerinden armağan minik radyolar çıkar; her ne kadar üzerinde bütün istasyonlar işaretliyse de düğmeyi çevirdikçe ya bir ya iki kanal bulursun. Gerisi vızıldar o kadar. Zihnin aşırı kullanımı da ayrı etkiyi yaratıyor gibi bir izlenim doğdu bende. Bizi çevreleyen bütün bu gerçekliğin yalnızca sınırlı bir bölümünü yakalamak, algılamak olasıdır bu halde...Ve bu sınırlı bölümde de karmaşa egemendir. Çünkü sözcükler kaynaşmaktadır. Ve sözcükler çoğu kez bizi daha ferah bir yere çıkartmaktansa, yalnızca olduğumuz noktaya geri döndürürler".

Yukarıda özellikle bold karakter ile yazdığım bu özel satırlar, son 33 yılın en çok satan kitabı unvanını yakalayan o dönemin genç bir yazarının kitabındaki samimi duygularını yansıtıyor. 1957 yılında İtalya'nın Trieste şehrinde doğan Susanna Tamaro, 1993 yılında yazdığı "Yüreğinin götürdüğü yere git" isimli yapıtı ile tekdüze giden yaşantısında büyük bir çıkış grafiği yakaladı. 25 yaşındayken geçirdiği ölümcül bir hastalığın üzerinde çok derin izler bırakmasına rağmen, deneme türünde yazılar yazarak, yaşamla bağlantısını koparmayan Susanna Tamaro, bu kitabı ile dünya çapında büyük bir üne kavuştu.

"KÖKÜ ZAYIF BİR AĞAÇ, İLK RÜZGARDA DEVRİLİR"

Yüreğinin götürdüğü yere git isimli ünlü yapıtında; 80 yaşındaki bir kadının uzaklara giden genç torununa yazdığı ve eline hiç ulaşamayacak mektupları konu alan Tamaro, yalın ve güncel bir dille kaleme aldığı bu kitabı ile tüm dünyada milyonlarca kitapsevere ulaştı. Yaşlı kadının torununa hem bir iç döküş, hem de vasiyet sayılabilecek mektuplarla seslenmesi ve bu sesleniş sırasında değişen gelenekler ile altüst olan değerler karşısında hissettiklerini sevgi ve bilgelikle aktarmak istemesi kitabın akıcılığını arttırırken, sevimli bir nitelik kazanmasına da yol açtı.

80 yaşındaki bir bilgenin şu seslenişine dikkat edersek, kitabın vereceği hayata dair derin izler içeren mesajlar konusunda da oldukça önemli ayrıntılara ulaşabiliriz: " Kendine dikkat et. Büyürken yanlışların yerine doğruları koymak istediğinde şu sözleri anımsa : yapılacak ilk devrim, insanın kendi içinde yapacağı devrimdir. Evet, ilk ve en önemli devrim budur. İnsan kendi hakkında bir düşünceye sahip değilken, bir düşünce uğruna savaşmak yapılabilecek, en tehlikeli şeylerden biridir".

Ve yine kitabın can alıcı mesajlarından birini daha yazarak bu karlı kış gününüze farklı bir anlam katmak istiyorum : " Yolunu yitirdiğin ve şaşırdığını hissettiğin zaman ağaçları düşün. Onların büyüme biçimini anımsa. Unutma ki; yaprağı gür ama kökü zayıf bir ağaç, ilk rüzgarda devrilir. Oysa kökü güçlü ve az yapraklı ağaçta, can suyu bin bir güçlükle dolaşır. Kökler ve yapraklar aynı ölçüde gelişmelidir".

Ünlü yazarın bu ünlü kitabında verdiği en önemli mesaj ise şu paragrafta kendine yer buluyor:" Yapmaya değecek tek yolculuk, içimize yapacağımız yolculuktur. O özgün çağrıya kulak ver ve yüreğinin götürdüğü yere git."

UMUDUNU YARINLARA DA TAŞIMALI İNSAN..!

Tüm okurlarımın da içlerinde Susanna Tamaro'nun ünlü kitabındaki gibi "yüreğinin götürdüğü yerlere gidecek güç ve duygulara sahip olunmasını" dilemenin tam zamanı olduğunu düşünüyorum.

Karın bir kez daha yüzünü gösterdiği şu soğuk Ocak günlerinde; "kışın sonu bahardır" beklentisinde herkesin umut tazelemelerini de istiyorum.Depremler, iç savaşlar ve ekonomik krizler dahil tüm olumsuzluklara rağmen, yine de içinizde yüreğinizin götürdüğü yere gitmek gibi anlamlı ve çekici bir his varsa/kalmışsa sizi içtenlikle kutluyorum.

Gitmenin cazibesi giderek artıyor çünkü...Çok kolay olmasa bile...Umuda gitmek de, günün olumsuz senaryoları içinde en iyisi...

Biliyorum ki; yarın artık bugündür. Yarına gitmek, umudu taşımakla mümkündür. Kitapta yazıldığı gibi bu son tahlilde..!

Yeniden duygusal enkazlara gömülmemenin yolu da; tabii ki bilimden geçiyor.Umudu; yüreğin gittiği/götürdüğü yere taşıyarak belki de...

Yazarın Diğer Yazıları

600 liralık alarm cihazı ile hayata bağlanın!
15 Ocak 2026 Perşembe, 09:48

Perdenin arkasındaki gizi aralama sanatıdır gazetecilik!
10 Ocak 2026 Cumartesi, 13:07

VEFA; sadece İstanbul'un bir semti değildir..!
06 Ocak 2026 Salı, 19:38

Parayı veren düdüğü çalıyor ama ya düdük bozuksa!
04 Ocak 2026 Pazar, 14:06

Yeni yılda keşkeler yerine iyikiler çoğalsın hayatınızda!
01 Ocak 2026 Perşembe, 12:16

2026'da nasıl bir SİZ olmayı istiyorsunuz?
28 Aralık 2025 Pazar, 15:06

İlaç gibi meyvenin tam zamanıdır şimdi!
26 Aralık 2025 Cuma, 09:34

Bir gün Bursa'da bir damla suya muhtaç kalacaksak eğer!        ...
23 Aralık 2025 Salı, 14:49

81 yaşında bir edebiyat çınarıdır artık o...!
21 Aralık 2025 Pazar, 12:53

Şimdi herkes fotoğrafçı mı oldu yani?
18 Aralık 2025 Perşembe, 14:36

Tüm Yazılar