Binay Kazan

Bu kadar da ruhsuz ve duygusuz olunmaz yani!

05 Mart 2026 Perşembe, 12:00

Bugünlerde yaşadığımız hayatın tam da içindeki bazı olaylar ve yorumlar, değişik çağrışımlar yaratıyor bende. Çoğumuzda olduğu gibi... Bazen bazı duyarsız insanların "insanlığından" bile şüphe duyuyorum.

Ramazan ayı olmasına rağmen; gıda ürünlerine yapılan insafsız zamlar, sokak kavgaları ve gürültüler, elektrik ve su faturalarındaki inanılmaz artışlar, kadın cinayetleri ve siyasi tartışmalar, cüce kalmış emekli maaşları ve olası petrol zamları zaten sinir sistemimizi esir almış durumda...

Bir de bu olumsuzluklara İran'ın Minab kentinde; 168 kız öğrencinin okullarına atılan bir bomba ile canavarca katledilmesi, Fatma Nur öğretmenin cani bir öğrenci tarafından okulunda yok edilmesi, yine cinayete kurban giden Fatma Nur Çelik ve kızı İkra'nın denizden çıkarılan cesetleri yaşadığımız bu günlere duygusal bir damga vuruyor tabii ki İran'da sürdürülen kirli savaş, bombalar, füzeler, yıkılan evler ve sönen ocaklar, vücudumuzun ve de beynimizin bir yerlerinde negatif izler bırakıyor hep...

Bakın; "Hiç mi mavi haberiniz veya yorumunuz yoktur sizin" diye tepki ile yazmış bir okurum geçtiğimiz hafta e-posta adresime O da şikayet etmiş yaşanan bunca olumsuzluktan bizler gibi. İşte pozitif mavi haber özlemi böyle bir şey bu ülkede. İyi haberlere hasret kaldık neredeyse...Yazılı ve görsel medyada da hep kara haberler, sosyal medyada da. İnsan neye üzüleceğini şaşırıyor bunca negatif haber bombardımanı içinde.

Ama direkt etkileniyoruz bu olumsuz haberlerden. Etkilenmeyenler de var mıdır acaba?

Son yıllarda sayıları gittikçe çoğalan yoğun duygu küntlüğü yaşayan insanlar, acaba hiç mi üzüntü duymuyorlar 150 küçük öğrencinin yan yana gömülen bedenlerinden

Ya İran'daki bir okula yapılan bu gaddar bombalamayı haber bile yapmayanlara. Bu feci haberi görmeyenlere ne demeli?

BU FOTOĞRAFA DA ÜZÜLMÜYORSANIZ ARTIK..!

Biliyorsunuz ki eskiden kasaplar ve balıkçılar sıcak hava şartlarında; sattıkları ürünleri korumak için onları işyerlerinin arkasında bulunan içleri görünmeyen depo tipi buzdolaplarına koyar ve dükkanlarının camlarına da "Etlerimiz buzdolabındadır" diye tabelalar asarlardı. Cismi buzdolabında, ismi camda olurdu bu gıda ürününün. Şimdi bu örnekteki gibi; bazı insanların duyguları buzdolabında mı artık yoksa?

Anlaşılıyor ki; bu ve buna benzer sorularla artık daha fazla karşılaşıp, daha çok soru işareti oluşacak beyninizin bir yerlerinde. Yaşadığımız günler ve yaşanan olaylar bunu doğruluyor gibi. Tüm dünyada; ruhunu ve duygularını yitirmiş insanlar çoğalıyor artık.

Galiba mantık takozları engel oluyor duygularla beraberliklerine künt yaşayan insanların. Yoksa ünlü yazar Goethe'nin dediği gibi mi oldu artık insanlar: "Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamıyor. Kimileri hep odun kalıyor"

Hepimiz çok iyi biliyoruz ki; hayat; acımasız çarkları ile düşler bile kurmamızı engelliyor. İnsanlar; hayatları boyunca siyasi ve sosyo-ekonomik boyutlu sorunlarla boğuşuyorlar.

İşte böylesine güç bir yaşam boyutunu içinde taşıyan insanlar için, duygulanmak aşırı lüks bir uğraş gibi geliyor.

Ne dersiniz? O nedenle mi üzülemiyor bazı insanlar, İran'da öldürülen 168 kız öğrenciye. İstanbul'da öldürülen Fatma Nur'lara... 8 Yaşındaki İkra'ya? Hem de 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü arifesinde...

Galiba duygulardan kaçıyor insanlar artık... Çünkü artık kabul ediliyor ki; ki duygular artık karın doyurmuyor. Sıcak havalarda tezgahlardan depo buzdolaplarına kaldırılan balıklar ve etler gibi, insanı duygular ve vicdanlar da buzdolaplarına konuluyor adeta. Bu nedenle sıcaklık ve samimiyet kayboldu bazı insanlarda para ve güç, her şeyin önüne geçti.

ROBOT OLMADIĞIMIZI KANITLAMAK ZORUNDAYIZ

Aslında hayatımızın direksiyonu elimizde. Direksiyonu dengede tutarak ve "bizi biz yapan" öz değerlerimizle asla çelişmeden, kendi adımıza yepyeni bir seçim yapabiliriz.

Böylece; bu dünyada, bu ülkede ve yaşadığımız bu kentte; bunca risk ve sorun ile baş başa kalındığında bile, duygusal kütlüğüne kapılmadan daha insanca kararlara ulaşabiliriz belki de...

Daha çok kitap okuyabilir, daha fazla şarkı dinleyebilir, bir film daha izleyebilir, biraz da şiir okuyabiliriz. Olayları daha insani boyutta yorumlayabiliriz. Üzülebiliriz de.

Yaşamın onca yorgunluğu ve stresi içinde olsak bile. Ruhumuzu ve duygularımızı yitirmediysek hala, Robot olmadığımızı/olamayacağımızı ve hep insan kalacağımıza o zaman karar veririz. Kendiliğinden hem de!

Yazarın Diğer Yazıları

Savaş rüzgarları eserken tüm dünyada...
02 Mart 2026 Pazartesi, 11:40

HERKESİN BİR HİKAYESİ VAR ASLINDA..!
26 Şubat 2026 Perşembe, 20:54

ÇATILARDA DA GÜNEŞ AÇMALIDIR ARTIK..!
23 Şubat 2026 Pazartesi, 19:25

Firmanızda uzağı da gösterecek bir gözlüğünüz var mı?
19 Şubat 2026 Perşembe, 10:44

Tüketicilerin sesi daha gür çıkmalı artık...
16 Şubat 2026 Pazartesi, 11:37

Radyolar susmasın, şarkılar bitmesin ve dostluklar ölmesin diye...
13 Şubat 2026 Cuma, 09:53

Bankalar hep kazanıyor, ya KOBİ'ler?
11 Şubat 2026 Çarşamba, 10:46

Betonarme binalar domino taşları gibi yıkılırken birer birer!
06 Şubat 2026 Cuma, 09:34

Kitaplar, plaklar ve şarkılar Can Ertan'sızdır artık!
04 Şubat 2026 Çarşamba, 17:42

Bursalı ustalar çekice bir başka vuruyor!
01 Şubat 2026 Pazar, 15:48

Tüm Yazılar