Ankara'da mobbing iddiasıyla işten çıkarılan spor eğitmeni Ö.Ş., işe iade davasını kazandı; mahkeme, hak aramanın fesih nedeni olamayacağına hükmetti. Karar, iş güvencesi ve hak arama özgürlüğü açısından emsal teşkil ediyor.
Ankara'da görülen bir işe iade davasında verilen karar, çalışma hayatında hak arama özgürlüğü açısından dikkat çekici bir örnek olarak öne çıktı. Çalıştığı kurumda psikolojik baskı ve ayrımcılığa maruz kaldığını öne sürerek resmi girişimlerde bulunan bir spor eğitmeni, kısa süre sonra işten çıkarılınca yargıya başvurdu. Mahkeme ise işverenin fesih kararını geçersiz sayarak çalışanın görevine dönmesine hükmetti.
Karar, çalışanların yasal haklarını kullanmaları nedeniyle iş sözleşmelerinin sona erdirilip erdirilemeyeceği tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.
MOBBİNG İDDİASI SONRASI İŞ AKDİ FESHEDİLDİAnkara'da belediye iştiraklerinden birine bağlı spor tesisinde görev yapan spor eğitmeni Ö.Ş., iş yerinde uzun süredir çeşitli baskılarla karşı karşıya kaldığını ileri sürdü. Çalışma ortamında ayrımcı uygulamalara maruz bırakıldığını ve psikolojik yıldırma niteliği taşıyan davranışlarla karşılaştığını savunan çalışan, yaşadıklarını kayıt altına almak amacıyla işverene resmi ihtarname gönderdi.
İddialarını hukuki zemine taşıyan çalışanın iş sözleşmesi ise kısa süre sonra feshedildi. Bunun üzerine işten çıkarılmasının gerçek nedeninin performans veya işyeri kuralları değil, hak arama sürecine başlaması olduğunu öne süren çalışan, mahkemenin yolunu tuttu.
FESİH GEREKÇESİ YARGIYA TAŞINDIDava dosyasında işveren tarafı, iş akdinin sona erdirilmesine ilişkin kararın mevcut iş mevzuatı çerçevesinde alındığını savundu. Ancak çalışan tarafı, fesih işleminin görünen nedenlerden farklı olduğunu ve asıl gerekçenin yapılan şikayetler ile hukuki başvurular olduğunu iddia etti.
Bu iddiaların ardından açılan işe iade davasında mahkeme, tarafların sunduğu belgeleri ve savunmaları detaylı şekilde değerlendirdi. Yargılama sürecinde özellikle çalışanın hak arama girişimleri ile işten çıkarılması arasındaki zamanlama dikkat çekti.
MAHKEME: HAK ARAMAK FESİH NEDENİ OLAMAZYaklaşık bir yıl süren yargılamanın ardından açıklanan kararda mahkeme, işveren tarafından gerçekleştirilen fesih işlemini geçersiz buldu. Verilen hüküm doğrultusunda çalışanın işe iadesine karar verildi.
Mahkeme değerlendirmesinde, bir çalışanın yasal haklarını kullanmasının veya resmi mercilere başvurmasının tek başına işten çıkarma gerekçesi olarak değerlendirilemeyeceğine vurgu yapıldı. Bu yönüyle karar, iş hukukunda çalışanların korunmasına ilişkin önemli örneklerden biri olarak değerlendiriliyor.
Uzmanlara göre karar, çalışanların yaşadıkları sorunları hukuki yollarla dile getirmelerinin iş güvencesini ortadan kaldırmayacağı yönünde güçlü bir mesaj niteliği taşıyor.
MOBBİNG İDDİALARINA İLİŞKİN DAVA AYRI DEVAM EDİYORİşe iade davasının sonuçlanmasına rağmen iş yerinde mobbing uygulandığı yönündeki iddialar henüz kesinleşmiş değil. Çalışanın açtığı ayrı dava kapsamında psikolojik baskı ve ayrımcılık iddialarına ilişkin hukuki süreç devam ediyor.
Davayı takip eden avukat Senem Yılmazel, müvekkilinin yalnızca yasal haklarını kullandığını ve işten çıkarılmasının bu nedenle gerçekleştiğini savunduklarını belirtti. Mahkemenin de yapılan değerlendirmede bu görüşü haklı bulduğunu ifade eden Yılmazel, kararın benzer durumlarla karşılaşan çalışanlar açısından önemli sonuçlar doğurabileceğini söyledi.
İŞVERENİN KARŞILAŞACAĞI MALİ YÜK ORTAYA ÇIKTIMahkeme kararının ardından işveren açısından doğabilecek mali yük de netleşti. Hüküm doğrultusunda çalışanın yeniden işe başlatılması halinde geçmişe dönük ücret ve çeşitli hak edişlerin ödenmesi gerekecek.
İşe dönüşün gerçekleşmesi durumunda toplam ödeme miktarının yaklaşık 325 bin liraya ulaşacağı belirtilirken, işverenin işe başlatmama yönünde karar vermesi halinde bu rakamın ek tazminatlar ve ücret kalemleriyle birlikte yaklaşık 350 bin lirayı bulabileceği ifade edildi.
Mahkeme ayrıca çalışanın işe alınmaması halinde, birkaç aylık ücretine karşılık gelen ek bir tazminatın da ödenmesine hükmetti.
İŞ HUKUKUNDA DİKKAT ÇEKEN KARARLARDAN BİRİ OLARAK DEĞERLENDİRİLİYOR Uzmanlar, kararın yalnızca taraflar arasındaki uyuşmazlığı çözmekle sınırlı olmadığını, aynı zamanda çalışma yaşamındaki hak arama özgürlüğü açısından da önemli bir emsal niteliği taşıyabileceğini belirtiyor. Özellikle mobbing, ayrımcılık veya çalışma koşullarına ilişkin şikayetlerini resmi yollarla dile getiren çalışanların iş güvencesine ilişkin tartışmalarda bu tür kararların yol gösterici olabileceği değerlendiriliyor.Çalışma hayatında yaşanan anlaşmazlıkların hukuki çerçevede çözülmesi gerektiğine dikkat çeken uzmanlar, çalışanların yasal başvuru haklarını kullanmalarının iş sözleşmesinin sona erdirilmesi için tek başına yeterli bir neden oluşturamayacağı görüşünü öne çıkarıyor. Böylece karar, işveren ve çalışan ilişkilerinde hukuki sınırların yeniden hatırlatıldığı önemli örneklerden biri olarak kayıtlara geçti.
Kaynak: DHA
Güncel, 2026.05.30 16:25