Birleşmiş Milletler uzmanları, 2026-2030 arasında küresel sıcaklıkların sanayi öncesi döneme göre 1,5°C'yi aşabileceğini ve 2027'de El Nino etkisiyle rekor sıcaklıklar yaşanabileceğini açıkladı. Arktik'te ise sıcaklık artışı küresel ortalamanın üç katı olabilir.
Reuters haberine göre, Dünya genelinde etkisini her geçen yıl daha sert hissettiren iklim değişikliğiyle ilgili endişe verici yeni bir açıklama geldi. Birleşmiş Milletler'e bağlı uzman kuruluşların hazırladığı son değerlendirmeler, önümüzdeki birkaç yıl içinde küresel sıcaklıklarda yeni rekorların görülebileceğine işaret ediyor. Bilim insanları özellikle El Nino etkisinin yeniden güç kazanmasının, dünya genelinde sıcaklık artışını daha da hızlandırabileceği uyarısında bulunuyor.
Yayımlanan raporlara göre 2031 yılına kadar dünya tarihinin en sıcak dönemlerinden biri yaşanabilir. Uzmanlar, son yıllarda art arda kırılan sıcaklık rekorlarının artık istisna olmaktan çıktığını, yeni normalin çok daha sıcak bir iklim düzeni haline geldiğini belirtiyor. Küresel ölçekte yaşanan sıcak hava dalgaları, kuraklık, orman yangınları ve aşırı yağış olaylarının önümüzdeki dönemde daha sık görülmesi bekleniyor.
2031 ÖNCESİ YENİ REKOR SICAKLIK BEKLENİYORDünya Meteoroloji Örgütü tarafından paylaşılan son iklim değerlendirmesi, 2026 ile 2030 yılları arasındaki dönemin kritik bir eşik olabileceğini ortaya koydu. Uzmanlara göre küresel sıcaklık ortalamalarının sanayi öncesi döneme kıyasla tehlikeli seviyelere ulaşma ihtimali ciddi ölçüde yükseldi.
Raporda, önümüzdeki beş yıllık süreçte dünya genelindeki ortalama sıcaklığın, 1850-1900 dönemi referans alınarak belirlenen kritik 1,5 derece sınırını aşma ihtimalinin oldukça yüksek olduğu belirtildi. Bilim insanları, bu artışın geçici olsa bile küresel iklim sistemi üzerinde ciddi etkiler yaratabileceğine dikkat çekiyor.
Özellikle son yıllarda yaşanan sıcaklık artışlarının hız kazanması, uzmanların geleceğe yönelik kaygılarını artırıyor. Kayıtlara geçen en sıcak yılların büyük bölümünün son on yıl içerisinde yaşanmış olması, iklim krizinin giderek daha görünür hale geldiğini gösteriyor.
İklim uzmanlarının üzerinde en fazla durduğu konulardan biri ise yeniden oluşması beklenen El Nino etkisi oldu. Pasifik Okyanusu'nda meydana gelen bu doğal iklim olayı, dünya genelindeki hava sistemlerini doğrudan etkileyerek sıcaklıkların yükselmesine neden olabiliyor.
Bilim insanları, 2026 yılının sonlarına doğru El Nino koşullarının yeniden güçlenebileceğini değerlendiriyor. Bu durumun ise 2027 yılını tarihin en sıcak yılı haline getirme ihtimalini artırdığı belirtiliyor.
Daha önce yaşanan güçlü El Nino dönemleri, küresel sıcaklık rekorlarının kırılmasında önemli rol oynamıştı. Özellikle son yıllarda görülen aşırı sıcak hava dalgaları, kuraklıklar ve iklim kaynaklı afetlerin arkasında El Nino etkisinin bulunduğu ifade ediliyor.
Uzmanlar, El Nino'nun yalnızca sıcaklık artışına neden olmadığını, aynı zamanda yağış düzenlerini değiştirdiğini, bazı bölgelerde kuraklığı artırırken bazı bölgelerde ise sel riskini yükselttiğini belirtiyor.
ARKTİK BÖLGESİNDE SICAKLIK ARTIŞI KÜRESEL ORTALAMANIN ÜZERİNDERaporda dikkat çeken bir diğer başlık ise Arktik bölgesindeki olağanüstü sıcaklık artışı oldu. Bilim insanlarına göre kuzey kutup bölgesinde önümüzdeki yıllarda yaşanacak sıcaklık yükselişi, küresel ortalamanın çok üzerinde seyredebilir.
Özellikle kış aylarında Arktik'te beklenen sıcaklık artışının, geçmiş yılların ortalamasının yaklaşık üç katına ulaşabileceği değerlendiriliyor. Bu durumun buzulların erime hızını artırabileceği ve deniz seviyeleri üzerinde uzun vadeli etkiler oluşturabileceği ifade ediliyor.
Kutup bölgelerindeki erimenin yalnızca belirli ülkeleri değil, tüm dünyayı ilgilendiren sonuçlar doğurabileceği belirtiliyor. Deniz seviyelerindeki yükselme, kıyı şehirlerinde sel riskini artırırken, küresel ekosistem üzerinde de ciddi baskı oluşturuyor.
Uzmanlar, sıcaklık artışının yanı sıra yağış rejimlerinde de önemli değişimlerin beklendiğini belirtiyor. Bazı bölgelerde aşırı yağışların artacağı, bazı bölgelerde ise kuraklığın daha da şiddetleneceği ifade ediliyor.
Özellikle Avrupa'nın kuzey kesimleri, Alaska ve Sibirya gibi bölgelerde daha yağışlı hava koşullarının görülmesi beklenirken, Amazon havzasında kuraklık riskinin artabileceği belirtiliyor. Afrika'nın Sahel kuşağında ise iklim dalgalanmalarının tarımsal üretimi doğrudan etkileyebileceği değerlendiriliyor.
Bilim insanları, iklim krizinin artık geleceğe dair bir senaryo olmaktan çıktığını ve etkilerinin bugün net şekilde hissedildiğini vurguluyor. Artan sıcaklıkların enerji, tarım, su kaynakları ve insan sağlığı üzerinde ciddi sonuçlar doğurabileceği belirtilirken, ülkelerin iklim politikalarını hızlandırmasının kritik önemde olduğu ifade ediliyor.
Kaynak: BURSADA BUGÜN
Güncel, 2026.05.29 08:35