Yeşim Mutlu
kosucu_yesim@hotmail.com
Okullar güvenli değil mi?
17 Nisan 2026 Cuma, 18:21
Çocuklarımız... Hayatımızın merkezinde duran, nefes alışımızın sebebi olan en kıymetli varlıklarımız. Onları büyütürken en çok neye tutunuruz? Güvene. Evimizde güvende olduklarını biliriz. Peki ya okul?
Yıllardır bize öğretilen bir gerçek vardı: Okullar, eğitimin ve öğretimin yanı sıra güvenin de adresidir. Sabah evden uğurlarken içimiz rahattı. "Orası okul," derdik, "orada bir şey olmaz." Ama son günlerde yaşanan acı olaylar, bu inancı derinden sarstı.
Artık kendimize şu soruyu sormadan edemiyoruz: Gerçekten okullar güvenli mi?
Bir sabah uyanıyorsunuz. Her zamanki gibi çocuğunuzu hazırlayıp o çok güvendiğiniz yere gönderiyorsunuz. İçinizde en ufak bir şüphe yok. Çünkü orası bir okul. Ama sonra... Tarif etmesi zor, kabullenmesi imkânsız bir haberle sarsılıyorsunuz. Bir çocuk, başka bir çocuğun hayatına son veriyor. Üstelik silahlarla.
Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta yaşanan silahlı saldırılar sonrası zihnimi kurcalayan çok önemli bir soru var: 14 yaşındaki bir çocuk, beş adet silaha nasıl bu kadar kolay ulaşabiliyor?
Olayın nasıl yaşandığı, neden gerçekleştiği elbette önemli. Ancak bana göre asıl odaklanmamız gereken mesele bu değil. Asıl mesele, bu kadar küçük yaştaki bir çocuğun bu denli tehlikeli araçlara erişiminin nasıl mümkün olabildiğidir.
Beş silah... Bu sıradan bir ihmal ya da tesadüf olarak açıklanabilecek bir durum değil. Bu, sistemsel bir boşluğun, denetimsizliğin ve belki de göz ardı edilen büyük bir sorunun işareti.
Bu yüzden sorulması gereken soru çok net: Bu silahlar nereden geldi?
Çünkü yaşanan olay çözülse bile, eğer bu sorunun cevabı bulunmazsa benzer olayların tekrar yaşanmayacağının hiçbir garantisi yok.
Olayların yüzeyinde kalmak yerine, derinlere inmek zorundayız. Gerçek çözüm, sonuçları konuşmakta değil; o sonuçları doğuran nedenleri ortadan kaldırmaktadır.
Ve bu nedenlerin başında da çocukların bu kadar kolay silaha ulaşabilmesi gerçeği geliyor.
İnanmak istemiyoruz. Çünkü bu tür olaylar, insanın aklının ve kalbinin sınırlarını zorluyor. Kelimeler yetersiz kalıyor. Tarif edilemeyen acılar karşısında konuşmak bile zorlaşıyor.
Ama susmak da çözüm değil.
Belki de artık sormamız gereken daha derin sorular var: Bu noktaya nasıl geldik? Okullarımız gerçekten ne kadar güvenli? Ve en önemlisi, çocuklarımızı korumak için daha ne yapmalıyız?
Çünkü mesele sadece bir haber değil. Mesele, hepimizin yüreğine dokunan bir gerçek.
Ve bu gerçek, görmezden gelinemeyecek kadar ağır.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüketimin sessiz yüzü
08 Nisan 2026 Çarşamba, 09:35
Küçük bir an
07 Nisan 2026 Salı, 12:42
Site aidatlarında neler oluyor?
24 Mart 2026 Salı, 14:07
Bayram Geldi Geçti. Ama Ne Kaldı?
22 Mart 2026 Pazar, 12:59
Savaşın akaryakıt üzerindeki etkisi
13 Mart 2026 Cuma, 14:27
Gerçek hayat mı, algı dünyası mı?
05 Mart 2026 Perşembe, 16:50
Artık takvimler değil, leylekler haber verir baharı
27 Şubat 2026 Cuma, 15:43
Büyük ev derdi bitiyor
20 Şubat 2026 Cuma, 14:24
Elden alınan kiralar anlaşmazlığa dönüşür
10 Şubat 2026 Salı, 14:43
Muhtar askısı ile kentsel dönüşüm
06 Şubat 2026 Cuma, 15:54