Kamuran Vatansever

Medeniyetlerin buluştuğu yer: İznik

09 Ocak 2026 Cuma, 15:03

4000 yıllık zengin ve köklü geçmişi ile tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapan İznik, evrensel boyutlarda öneme sahip kentlerden biri.

Sahip olduğu stratejik konumu, verimli tarım arazileri, iklimi, ulaşım olanakları İznik kentinin diğer medeniyetler tarafından fark edilmesini sağlayarak, İznik'te farklı kültürlerin oluşmasına imkân sağladı. İznik'te kentleşme hareketleri ilk olarak Helenistik Dönemde başlamış, kurulduğu dönemden itibaren de sırasıyla Bithynia Krallığı, Roma, Bizans, Selçuklu, Osmanlı medeniyetleri bu coğrafyada yerleşim olanağı bulmuştur. Bu medeniyetlerin izlerini İznik kent dokusunu meydana getiren mimari yapılarda görmek mümkün.

Bursa iline bağlı ve Bursa'ya 86 km. uzaklıkta, Marmara Bölgesi'nin güney doğusunda, İznik Gölü'nün doğu kıyısında konumlanan İznik, kuzeyden ve güneyden yüksek dağlarla çevrili, içerisinde Dereköy, Karasu ve Zeytinlik Deresi bulunan verimli bir ovaya yerleşik. İznik'in dağların arasında konumlanmış bir ova kenti olması tarih boyunca gelişmesinde etkili olmuş, gölün ve diğer yer altı sularının tarım için elverişli olması ise bu bölgede pek çok tarım ürününün yetiştirilmesine imkân sağlamıştır.

İznik, Makedonya Kralı Büyük İskender'in ölümüyle İskender'in generallerinden Antigones'in M.Ö. 316'da Askania Gölü (İznik Gölü) kıyısında Antigoneia adını verdiği bölgeyi şehirleştirmesiyle kuruldu. M.Ö. 301'de yine İskender'in generallerinden biri olan Lysimakhos, Antigones'i mağlup ederek kenti yönetimi altına alır ve kente karısının ismi Nike'ye ithafen "Nikaia" adını verir. Kent; Roma, Bizans ve Selçuklu hâkimiyeti altındayken "Nikaia" olarak anılıyor. İznik'in Osmanlıların eline geçmesinin ardından ise kent; Eis Nikaian, İs Nikaian, Eisnik, İsnik ve İznik olarak farklı isimler aldı.

Antik Çağ'dan itibaren "Nikaia" olarak anılan İznik adının kökeni Yunanca "Eis Ten Nikaion" kelime grubuna dayanıyor. Kelime grubunun "Eis" ve "Nik" hecelerinin "Eisnik" veya "İsnik" olarak telaffuz edildiği ve günümüze kadar gelerek günümüzdeki şeklini aldığı biliniyor.

İznik, M.Ö. 279 yılında Bithynia Kralı Zipoites tarafından Bithynia Krallığı topraklarına dâhil edildi. Bithynia Kralı II. Nikomedes'in kenti vasiyet yoluyla Roma İmparatorluğu'na bağışlamasıyla da İznik M.Ö. 74 yılında Roma İmparatorluğu egemenliğine girer ve imparatorluğun başkentliğini yapar. Roma İmparatorluğu'nun ikiye ayrılması sonucunda Bizans (Doğu Roma) yönetiminde kalan İznik, Ortaçağ boyunca sürekli el değiştirir.

Aynı zamanda Hristiyanlık açısından önemli bir merkez olan İznik, 325 yılında Hristiyanlık tarihi açısından çok önemli bir gelişmeye sahne oluyor. Evrensel bir konsil olan I. İznik Konsili, İznik Senatus Sarayı'nda 2048 din adamının ve İmparator I. Constantinius'un katılımıyla gerçekleştirildi. Konsilde, Hristiyan dünyasını ilgilendiren birçok karar alınırken, konsilin İznik'te toplanması ile kent, Bizans döneminde ve sonrasında Hristiyanlık için çok önemli bir merkez olarak ön plana çıktı. Hristiyanlığın son şeklini aldığı önemli bir merkez olan İznik, 1962 yılında Vatikan'da toplanan 19. Konsil'de Kudüs ve Vatikan'dan sonra üçüncü kutsal kent ilan edilmiş ve inanç turizmi çerçevesinde büyük bir önem kazanmıştır.

Bizans İmparatorluğu'nun egemenliği altında yaklaşık 750 yıl kaldıktan sonra, 1075 yılında Süleyman Şah İznik'i fethetti ve 1080 yılında Selçuklu Devleti'nin başkenti yaptı. I. Haçlı Seferleri sırasında 1097 yılında ikinci kez Bizans egemenliğine giren İznik, Osmanlının bölgede güçlenmesi ile 1331 yılında Orhan Gazi tarafından fethedildi. Bu dönemde kentteki önemli yapılardan biri olan Ayasofya Kilisesi camiye dönüştürülmüş ve yapıya Orhan Cami adı verilmiştir. Yine bu dönemde İznik'te yoğun imar faaliyetleri gerçekleştirilerek kentte on iki yapı inşa edilir.

Evrensel bir üne sahip olan çinicilik sanatı ise Selçuklular tarafından Osmanlı kültürüne aktarılmış, Osmanlı Devleti tarafından da bu gelenek zirveye ulaştırılmıştır. Örneğin, İznik'te bulunan Yeşil Cami minaresinin çinileri teknik ve dekor bakımından Selçuklu geleneğini devam ettirmekle beraber, kullanılan çinilerin renkleri ve tonları daha zengindir.

Mavi, yeşil, mercan, firuze renklerinin kullanıldığı İznik çinilerinde lale, karanfil, nar gibi figürlere yer verilir. 17. Yüzyılda İznik'e gelen Evliya Çelebi Seyahatname adlı eserinde İznik'te 340 adet çini fırını bulunduğunu, şehrin dokuz mahallesinde halkın çini ve çanak imal ederek geçimini sağladığını yazar.

Tarih boyunca dört büyük imparatorluğa ev sahipliği yapan bu özel kenti ziyaret etmek isteyenler için mutlaka görülmesi gereken yapılardan bazıları: Yeşil Cami, Ayasofya Cami (Orhan Cami), I.Murat Hamamı, Abdülvahap Türbesi, İznik surları, ilk Osmanlı camisi olan Hacı Özbek Cami, Süleyman Paşa Medresesi, Arkeoloji Müzesi, Türk İslam Eserleri Müzesi, Roma Tiyatrosu, Sualtı Bazilikası.

Türkiye'nin en önemli kültürel miraslarından biri olan İznik, adeta bir açık hava müzesi niteliğinde ve tarihi kent dokusunu tüm canlılığı ile korumaktadır.

Yazarın Diğer Yazıları

"Gözlerimin Önündesin" sergisi
22 Kasım 2025 Cumartesi, 11:32

Uludağ 100 yaşında sergisi
12 Ekim 2025 Pazar, 16:11

Bursa Orhan Gazi Külliyesi
07 Eylül 2025 Pazar, 15:05

Bursa Bıçak Müzesi
30 Temmuz 2025 Çarşamba, 11:24

İbrahim Balaban sergisi!
28 Haziran 2025 Cumartesi, 16:21

Göçün hüzünlü hikayesi: Bursa Göç Tarihi Müzesi
24 Mayıs 2025 Cumartesi, 09:07

Taş Baskı Hüsn-i Hatlar sergisi
16 Nisan 2025 Çarşamba, 11:41

Cemal Nadir Evine Dönüyor sergisi
16 Mart 2025 Pazar, 13:51

Dokuma Belleği 3 Yazılı Beledi Kumaşları Sergisi
26 Şubat 2025 Çarşamba, 14:07

Dokuma Belleği 3 Yazılı Beledi Kumaşları Sergisi
26 Şubat 2025 Çarşamba, 14:07

Tüm Yazılar