Kamuran Vatansever
Tüm Güzellikleri ile Gölyazı
28 Şubat 2026 Cumartesi, 15:32
Bursa'nın Nilüfer ilçesi sınırları içerisinde yer alan ve kentin en sevilen yerleşim yerlerinden biri olan Gölyazı'nın tarihi M.Ö. 6. yüzyıla kadar uzanıyor. Antik adıyla "Apollonia ad Rhyndacum" olan kentin adı Rhyndakos çayından, Apollonia adı ise kentin tanrısı Apollon'dan geliyor. Anadolu'da "Apollonia" adını taşıyan dokuz kent bulunduğu biliniyor, bu nedenle bölgenin diğer kentlerden ayrılabilmesi için kent "Mustafa Kemal Paşa Çayı Üzerindeki Apollonia" anlamına gelen "Apollonia ad Rhyndacum" olarak adlandırılıyor.

Sit alanı ilan edilerek koruma altına alınan Gölyazı, Uluabat (Apolyont) Gölü'ne uzanan bir yarımada ile Halilbey ve Nailbey adalarını da kapsayan dokuz adadan oluşuyor. 2500 yıllık bir tarihe sahip olan Gölyazı, Roma İmparatorluğu'na bağlı antik bir şehirdi, ardından Bizans İmparatorluğu döneminde tekfurluk haline geliyor, 1303 yılında Osman Gazi döneminde fethedilerek Osmanlı İmparatorluğu topraklarına katılıyor.
Bağlı olduğu ilçeye adını veren nilüfer çiçeklerine ev sahipliği yapan, göçmen kuşların uğrak yeri Uluabat Gölü, 1998 yılında Ramsar Alanı olarak ilan edilerek, Ramsar Sulak Alanlar Sözleşmesi ve Yaşayan Göller Ağı Projesi'ne dahil edilir. Proje kapsamında Nilüfer Belediyesi ve Uludağ Üniversitesi tarafından bölgenin turizm potansiyelini açığa çıkaran çalışmalar yapılarak 2002 yılında Uluabat Gölü Yönetim Planı yürürlüğü konur. Plan doğrultusunda belirlenen hedeflerden bazıları; Uluabat Gölü'nün kirliliğinin önlenmesi, balıkçılığın sürdürülebilir kılınması, gölün sahip olduğu doğal kaynakların akılcı kullanıma kavuşturulmasıdır. Yönetim Planı'nın uygulanmasının ardından, Uluabat Gölü ve çevresinde belirlenen hedefler doğrultusunda olumlu gelişmeler yaşandığı gözlemlenmiştir.
Gölyazı, ülkemizin en önemli tatlı su kaynaklarından biri olan Uluabat Gölü'nün kıyısında yer aldığından balıkçılık bölgenin en önemli geçim kaynaklarından biri. Aynı zamanda iklim ve yer şekillerinin de elverişli olması nedeniyle bölgede tarımsal üretim de yaygın.
Köy meydanına girer girmez sizi karşılayan "Ağlayan Çınar" adıyla bilinen çınar ağacı bugün 750 yaşında ve özel koruma altında. Ağlayan Çınar, kavuşamayan iki aşığın hikâyesini anlatıyor bize. Yüzyıllar önce Türklerle Rumların birlikte yaşadığı yıllara dayanıyor bu hüzünlü hikâye. Gölyazı'da birlikte büyüyen Rum kızı Eleni ile Türk genci Mehmet birbirlerine âşıktır. Kurtuluş Savaşı'nın ardından Yunanistan ve Türkiye arasında kabul edilen mübadele anlaşması gereğince kendi vatandaşları karşılıklı yer değiştirmek zorunda kalır. Eleni'nin Gölyazı'yı terk etmek üzere olduğunu öğrenen Mehmet ona engel olmak ister, ancak Eleni'nin abisi Yorgi, Mehmet'in yolunu keserek onu öldürür. Mehmet'in cansız bedenini çınar ağacının altında bulan Eleni, kendini çınarın dalına asarak hayatına son verir. Gövdesinden süzülen su damlalarının iki aşığın gözyaşları olduğuna inanılan çınar, o günden sonra "Ağlayan Çınar" olarak anılır. Şair Mehmet Okatan şu dizelerle bu hüzünlü hikâyeyi kaleme alır:
"Tarihin verdiği yorgunlukla yan yatmış ulu bir çınar. Lakin yaşamaktan umudunu kesmemiş. Uzanmış öylesine bağrı yanık, yaprakları hüzün. İçi kan ağlarcasına savaşlara, acılara, kara sevdalara tercüman olurcasına. Ardından sevgi bahçesi, açmayan gonca bir gül. Önündeki oluk oluk gözyaşlarının eseri, koca bir gül."
Doğal anıt ilan edilen çınar ağaçlarının geniş bir alanı kapladığı, tarih ve doğanın iç içe olduğu Gölyazı'da görülebilecek bazı yerler: Gölyazı'ya girdiğinizde sizi karşılayan Gölyazı Kültür Evi, bölgenin önemli tarihi yapılarından Aziz Panteleimon Kilisesi, 19. yüzyılda inşa edilen ve Aziz Gorgias'a adanan Rum Ortodoks Kilisesi, Ağlayan Çınarın tam karşısında Şair Mehmet Okatan tarafından yaptırılmış olan "Sevgi Pınarı" Çeşmesi, restore edilerek Gölyazı'ya kazandırılan yel değirmeni.
Gölyazı'ya gittiğinizde asırlık çınarların gölgesinde dinlenebilir, Uluabat Gölü'nde balıkçı tekneleri ile ada turu yapabilir, adada muhteşem bir günbatımı manzarası izleyebilir, göl kenarındaki küçük balık lokantalarında yemek yiyebilir, çınar ağaçlarının altındaki kahvelerde çay içebilir, Arnavut kaldırımlı sokaklarında yürüyebilirsiniz. Bunlar adanın güzelliklerinden sadece bazıları.
Nasıl Gidilir? Bursa-İzmir karayolunun 37. Kilometresinden güneye saptığınızda yol sizi Uluabat Gölü'ne götürecek. Uluabat Gölü'nü gördükten 5 kilometre sonra Gölyazı tabelası karşınıza çıkacak. Toplu taşımayı kullanacak olan ziyaretçiler, Üniversite - Gölyazı istikametinde seyreden 5G nolu otobüsü kullanabilir.
Yazarın Diğer Yazıları
Medeniyetlerin buluştuğu yer: İznik
09 Ocak 2026 Cuma, 15:03
"Gözlerimin Önündesin" sergisi
22 Kasım 2025 Cumartesi, 11:32
Uludağ 100 yaşında sergisi
12 Ekim 2025 Pazar, 16:11
Bursa Orhan Gazi Külliyesi
07 Eylül 2025 Pazar, 15:05
Bursa Bıçak Müzesi
30 Temmuz 2025 Çarşamba, 11:24
İbrahim Balaban sergisi!
28 Haziran 2025 Cumartesi, 16:21
Göçün hüzünlü hikayesi: Bursa Göç Tarihi Müzesi
24 Mayıs 2025 Cumartesi, 09:07
Taş Baskı Hüsn-i Hatlar sergisi
16 Nisan 2025 Çarşamba, 11:41
Cemal Nadir Evine Dönüyor sergisi
16 Mart 2025 Pazar, 13:51
Dokuma Belleği 3 Yazılı Beledi Kumaşları Sergisi
26 Şubat 2025 Çarşamba, 14:07