Fatih Melik Akış
Bulls Yatırım Bursa Şube Müdürü
Rekorlar, Bankalar ve Jeopolitik Gölge: Borsa İstanbul'da 26-30 Ocak Haftasının Ardından
30 Ocak 2026 Cuma, 19:15
Borsa İstanbul, ocak ayının son haftasında yatırımcısına sadece fiyat hareketlerini değil, piyasanın ruh halini de okumayı gerektiren bir tablo sundu. 26-30 Ocak haftası; bankacılık hisselerine gelen güçlü alımlar, emtia cephesindeki sert dalgalanmalar ve küresel jeopolitik risklerle birlikte ele alındığında, aslında oldukça tutarlı bir hikâye anlatıyor.
Haftaya girerken piyasa temkinliydi. 26 Ocak'ta endeks, önceki yükselişlerin ardından doğal bir soluklanma ihtiyacıyla karşı karşıya kaldı. 27 Ocak'ta dalgalı seyir devam etti; yukarı yönlü denemeler gelse de yatırımcı aceleci davranmadı. Bu aşamada piyasa ne iyimserliğini kaybetti ne de kontrolsüz bir risk iştahı sergiledi.
Hafta ortasında ise tablo netleşti. 28 ve 29 Ocak'ta Borsa İstanbul'da rekor seviyeler konuşulmaya başlandı. Bu yükselişin merkezinde açık ara bankacılık endeksi vardı. Uzun süredir iskontolu kalan banka hisselerine gelen alımlar, endeksin taşıyıcı kolonu haline geldi. Buradaki kritik nokta, alımların niteliğiydi: Günlük spekülasyondan ziyade, orta vadeli pozisyonlanma hissi veren bir para akışı izledik. Yabancı yatırımcı ilgisinin yeniden bankalar üzerinden okunması da bu algıyı güçlendirdi.
Ancak 30 Ocak Cuma günüyle birlikte piyasa, kazandıklarını tartmaya başladı. Borsa İstanbul'da rekor seviyelerin ardından kar satışları geldi. Bu satışlar sert ya da panik havasında değildi; daha çok "yüksek seviyelerde denge arayışı" niteliği taşıyordu. Endeks geri çekilirken, piyasanın genel yapısı bozulmadı.
Aynı gün emtia tarafında yaşananlar ise bu temkinli duruşu daha da görünür kıldı. Altın ve gümüşte sert geri çekilmeler dikkat çekti. Özellikle gümüşte yaklaşık %15'lik düşüş, buna karşın altının %6 civarında geri çekilmesi, risk algısındaki ayrışmayı net biçimde ortaya koydu. Gümüş gibi daha oynak ve sanayi bağlantısı güçlü bir varlıktan hızlı çıkış olurken, altın görece daha dirençli kaldı.
Bu ayrışmada, haftasonuna girilirken piyasalarda konuşulan ABD'nin İran'a yönelik olası bir askeri operasyon ihtimali de etkili olmuş olabilir. Jeopolitik risklerin öne çıktığı dönemlerde piyasa refleksi genellikle benzerdir: Riskli uçtaki varlıklardan çıkış hızlanır, altın gibi "son sığınak" kabul edilen enstrümanlar ise görece korunur. 30 Ocak'taki tablo bu klasik refleksi fazlasıyla çağrıştırdı.
Nitekim bu süreçte altın-gümüş rasyosunun yeniden yükselişe geçmesi, yatırımcının ruh halini okumak açısından önemli bir sinyal verdi. Rasyodaki yükseliş, piyasada panikten ziyade "beklenmedik haber riskine karşı tetikte olma" halinin öne çıktığını gösteriyor.
Tüm bu tabloyu daha anlamlı kılan ise, geçen hafta kredi derecelendirme kuruluşlarından gelen Türkiye değerlendirmeleri oldu. Kuruluşların açıklamalarında; makro dengelenme süreci, finansal istikrar vurgusu ve özellikle bankacılık sektörüyle ilgili daha yapıcı ton dikkat çekti. Risklerin tamamen ortadan kalkmadığı açıkça belirtilirken, buna karşın yönün daha öngörülebilir ve rasyonel bir zemine oturduğu mesajı verildi.
Aslında piyasanın 26-30 Ocak haftasında verdiği sinyallerle bu değerlendirmeler birbiriyle oldukça tutarlı. Bankacılık hisselerine gelen güçlü alımlar, Borsa İstanbul'daki temkinli ama istekli yükseliş ve aynı anda altın-gümüş rasyosunun yükselmesi; yatırımcının da benzer bir denge arayışı içinde olduğunu gösteriyor. Yani piyasa ne kör bir iyimserlik içinde ne de karamsarlığa teslim olmuş durumda.
Sonuç olarak bu hafta bize şunu söylüyor: Borsa İstanbul yükseliyor, ama aklını kaybetmeden. Bankalar ön planda, risk alınıyor; fakat emtia ve jeopolitik cephede gelen sinyaller de göz ardı edilmiyor. Kredi derecelendirme kuruluşlarının son değerlendirmeleri ise bu duruşun rastlantı olmadığını, piyasanın kendi içinde tutarlı bir hikâye yazdığını teyit eder nitelikte.
Önümüzdeki dönemde asıl belirleyici olacak unsur, bu dengenin korunup korunamayacağı. Eğer bankacılık endeksindeki iştah sürerken, jeopolitik riskler kontrolden çıkmazsa, Borsa İstanbul'un hikâyesi henüz kapanmış sayılmaz. Ancak piyasanın bize bir süredir fısıldadığı bir gerçek var: Bu yükseliş, sabırsız olanı değil; temkinli olanı ödüllendiriyor.
Sevgiyle kalın...
Yazarın Diğer Yazıları
Rekorlarla gelen güçlü başlangıç
23 Ocak 2026 Cuma, 17:12
Dalgalı denizde 365 gün: Borsa 2025'te yatırımcıya neler öğretti?
26 Aralık 2025 Cuma, 17:21
Borsa İstanbul: "İstek var ama iştah temkinli"
19 Aralık 2025 Cuma, 19:08
Kısa kısa piyasa notları: TCMB bekleneni verdi, sürpriz yok...
11 Aralık 2025 Perşembe, 19:17
Piyasalar gözünü 11 Aralık'a çevirdi: Borsa ve dolar için kritik eşik
05 Aralık 2025 Cuma, 20:19