Bursa tarihinin en büyük felaketi olarak tarihe geçen 1855 depremlerinde kentin hangi bölgeleri zarar gördü. En sağlam ve ayakta duran bölgeleri neresiydi. İşte Doç. Dr. Resim Özcan'dan Bursa'nın küçük kıyametinin ayrıntıları...
Mesut DEMİR/BURSADABUGUN.COM
2 Mart ve 12 Nisan 1855 Bursa depremleri şehrin büyük bölümünde zarara neden olmuş, çok sayıda türbe yıkılma noktasına gelmişti. Bursa'nın tarihteki küçük kıyameti olarak bilinen 1855 depreminde çok sayıda can kaybı yaşanmıştı. Kayalar üzerine kurulan şehrin bazı merkezleri ise bu kıyametten küçük sıyrıklarla çıkmıştı. Zemini sağlam olan Bursa'nın Hisar, Muradiye, Dobruca ve Nilüfer Üçevler bölgeleri, zeminin kayalık olması nedeniyle bu depremden zarar görmemiş ve deprem uzmanları tarafından da en güvenli bölgeler olarak nitelendirildi.
BURSA'NIN 2 FELAKETİ
Deprem ve tarih uzmanı Doç. Dr. Resim Özcan 1855 depremini tüm detaylarıyla çıkardı. Özcan 1855 depremini şöyle anlattı;
Çok eski bir tarihe sahip olan Bursa, Sultan Orhan Gazi devrinde, 1326 yılında Osmanlı hakimiyeti altına alınmış, kuruluş yıllarında devlete başkentlik yapan bu şehirde cami, medrese, türbe, han ve hamam gibi birçok tarihi eserler vücuda getirilmiştir. Bu eserler zaman zaman meydana gelen
yangın ve depremlerle büyük ölçüde zarar görmekle beraber, yapılan tamiratlarla varlıklarını günümüze kadar devam ettirmişlerdir. 1855 yılında meydana gelen iki şiddetli deprem, tarihi eserlerin yanı sıra birçok ev ve dükkan gibi binaların büyük ölçüde hasar görmesine ve bir kısmının da tamamen yıkılmasına sebep olmuştur. ilki 2 Mart, ikincisi 12 Nisan 1855 tarihlerinde görülen şiddetli yer sarsıntıları, yaklaşık üç buçuk ay kadar tedirgin edici özelliğini devam ettirmiş, hafif sarsıntılar ise Aralık ayı ortalarına kadar sürmüştür.
Deprem sonrasında zarara uğrayan halkın zarar-ziyanının ve çeşitli ihtiyaçlarının giderilmesi için devlet tarafından titizlikle yardım yapılmasına çalışılmıştır. Ancak devletin içinde bulunduğu malı kriz, belki de bu yardımların istenildiği ölçüde gerçekleştirilmesine mani olmuştur. Zira Osmanlı Devleti, birkaç yıl içinde çok önemli iç ve dış olaylarla karşı karşıya kalmıştır.
2 MART 1855 BURSA DEPREMİ
Yeşil ile iç içe, tarihle dolu, şirin mi şirin bir Anadolu şehri olan Bursa, bağrında nice sultanlar, şehzadeler, evliyalar, alimler, sanatkarlar barındırmış, kuruluşundan günümüze kadar pek çok felaketler geçirmesine rağmen yine de bu ihtişamından fazla bir şey kaybetmemiştir. Bununla
beraber, halk arasında "Küçük Kıyamet' (olarak adlandırılan 1855 yılı depremleri, Bursa'nın tahrip, halkın ise mağdur duruma düşmesine sebep olmuştur. İlk depremi müteakip, Bursa Mahalli Meclisi'nce hazırlanan mazbatada yer alan deprem hakkındaki bilgiler şöyleydi; "Tarih 12
Cemaziyel-ahir, yer Bursa. Her zamanki gibi insanlar işlerine gitmiş, günlük. iaşelerinin teminine çalışıyorlardı. Akşam saat altı sıralarında hava birden kararmaya başlamıştı. Batı tarafından gelen kapkara bir bulut tüm gökyüzünü kapladı. Şiddetlice esen rüzgar da her tarafı kasıp kavuruyordu.
Şimşekler çakıyor, gök gürültüsü ile birlikte sağanak yağmur da bardaktan boşalırcasına yağmaya başlamıştı. Saatlerin 9.15 'i gösterdiği sırada yer altından sanki top seslerini andıran gürültüler işitilmeye başlanmıştı.
Ahalinin belki de hiç birisinin o güne kadar rastlamadığı çok şiddetli bir deprem başladı ve bu deprem beş saniye kadar sürdü. Deprem Cumartesi ve kadar devam etmişse de şiddeti önceki gibi olmamıştır".
Bursa'yı "Osmanlı tarihinin İncisi" diye tarif eden Keçecizade Fuad Paşa, meydana gelen bu deprem ve akabinde çıkan yangından sonra "Osmanlı tarihinin İncisi yandı" ifadesiyle üzüntüsünü dile getirmiştir.
Bursa'da meydana gelen bu depremin etkileri İstanbul'da da hissedilmiş ve küçük çapta hasarlar meydana gelmişti. Bu hususa işaret eden Cevdet Paşa, deprem hakkında şu bilgileri vermektedir
Meğer mesaibin büyüğü Bursa 'da vuku 'bulmuş, buradaki hareketler oradaki' zelazil-i şedıdenin serpintisi imiş. Şöyle ki Bursa 'da mezkur Çarşamba günü saat yedi buçuk kararlarında hava gayet berrak iken birden bulutlar zuhur ile gökyüzü kararıp dört taraftan rüzgarlar eserek ve şimşekler çakıp
yağmur yağarak misli görülmedik fırtınalar• zuhur etmekle beraber batı tarafından bir kara bulut peyda olup on dakika kadar ol mertebe karanlık olmuş ki katipler yazı yazamaz olmuşlar ve bu arada öyle şiddetli bir saika düşmüş ki ahali memleket batıyor sanmışlar. On dakika sonra yani saat
dokuzu çeyrek geçerek hareket-i arz başlayıp otuz saniye kadar sürmüş, ol halde ahali bulundukları yerden çıkıp kaçmaya yüz tutmuşlar ise de yürürken yokuş yukarı çıkıyor gibi hale gelerek ne yapacaklarım ve nereye gideceklerini şaşırmışlar".
Deprem aralıklarla devam ettiğinden halk büyük bi r korku ve endişe içine düşmüş ve ne yapacağını şaşırmıştır. Dolayısıyla meydana gelen yıkıntıların yanına yaklaşamamış, depremin nerelerde, ne derece hasar meydana getirdiği tespit edilememiştir. Birkaç gün sonra sarsıntıların biraz
yavaşlaması üzerine gerek şehir içinde ve gerekse kaza ve köylerde depremin yol açtığı hasar ve kayıplarla ilgili bilgiler alınmaya başlanmıştır.
İlk depremin etkileri Nisan başında biraz azalmış olduğundan çadır, bahçe ve kırlarda oturmaya mecbur kalan halk, depremden hasar görmeyen evlerine dönerek işlerine gitmeye başlamışlardı. Ancak 12 Nisan Perşembe günü şiddetli ikinci depremin meydana gelmesi halkın yeniden korku ve dehşet içine düşmesine sebep olmuştur.
12 NİSAN 1855 BURSA DEPREMİ
Bur s a 'da önceki depremin halk üzerindeki menfi tesirleri henüz geçmemişken, devam etmekte olan hafif sarsıntıların 12 Nisan Perşembe akşamı büyük bir depreme dönüşmesi, yeni bir felaketin habercisi olmuştur.
Bu depremle ilgili olarak mazbatada, " ....miih-ı halin yirmi dördüncü Çarşamba günü Perşembe akşamı saat biri geçerek Bursa 'da yine bir şiddetli hareket-i arz vuku 'bularak ve akabinde dahi çarşının birkaç yerinde ateş zuhur ederek ve hikmet-i Hüda bu sırada Bursa ya cari miyahın yolları hareket-i arzlayıkılıb cümlesi kesilmiş olmasıyla ve hava dahi şiddet üzere rüzgarlı bulunmasıyla ewelki harekette nişan vermiş olan cevami' ve mescid ve han ve hamamlar ile dekakin ve menazilin ekserisi münhedim ve harap ve nişan vermeyenlerin dahi bazı mahalleri münşak ve ateşin emr-ü
itfasına eğr-i ikddm olunmuş ise de bu aralıkta herkesin kendi can ve başı kaygısına düşmüş olmasıyla ferdası güne kadar ateşin önü bir vechile alınamayan Kayhan çarşısında kain Ağaççı/ar ve oradan yukarı sırasıyla Haffaflar ve Çıkrıkçılar çarşı/arı ve Yoğurt ham veya Bit pazarı ile Devecilere doğru haylıca dekôkin ve menazil muhterik olmuştur" 12 ifadesi yer almıştır.
Mazbatadaki bilgilerden anlaşılacağı üzere, Perşembe gecesi saat birden sonra yine şiddetli bir zelzele meydana gelmiş ve çarşının birkaç yerinden ateşler çıkmıştır. Ayrıca su yollan yıkıldığından sular da
kesilmiştir. önceki depremde hasar görmüş olan cami, mescid, han, hamam ile dükkan ve evlerin çoğu yıkılmış ve harap olmuştur. önceki depremde hasar görmeyen binaların bazıları da hasara uğramış, halk kendi can ve baş kaygısına düştüğü için çıkan yangın ertesi güne kadar söndürülememişti. Bu yangında Kayhan çarşısında bulunan Keresteciler, Haffaflar, Çıkrıkçılar çarşıları ile Yoğurt hanı ve Bit pazarı ile Devecilere doğru birçok ev ve dükkanlar yanmıştır. Belgenin devamında, Yoğurt Hanı'nda bulunan ve depremden dolayı yıkılan kahvehanede çıkan yangının lodos tesiriyle yayılması neticesinde, 500 kadar cami, han, hamam ve evin yan ısıra, 1.000'den fazla dükkanın yanıp yıkıldığı belirtilmektedir.
Belgedeki bu bilgilere ilaveten Cevdet Paşa da şunları aktarmaktadır; "Perşembe akşamı saat biri on geçe önce barut yapımında kullanılan güherçile kokusu etrafa yayılmış olduğundan neden hasıl
olduğunu bilemeyen halk korku içinde bulunduğu sırada şiddetli fırtınada iki büyük dalga arasında kalan gemi gibi sallanır ve binalar bir iki arşın ileri ve geri gidip gelir olmuş. Bu suretle devam eden zelzele iki dakika kadar sürmüş. Ne yapacağım şaşıran halk sokaklara dökülmüşler. Kargır binalar
yıkılmış olduğundan eşyalar yıkıntılar altında kalmış ve hiç kimse malını almaya cesaret edememiş. Yangın çıkması hasarı daha fazla artırmıştır".
Aynı depremin İstanbul'da da hafif bir şekilde hissedildiğini ifade eden Cevdet Paşa, bu iki deprem neticesinde yıllardan beri imarına çalışılan güzel Bursa şehrinin tamamen harap olduğunu ve epeyce hasar meydana geldiğini izah etmiştir.
HASARA UĞRAYAN YERLER
Bursa'nın önemli ölçüde hasar görmesine sebep olan 2 Mart ve 12 sarsıntılar devam etmiştir. Bundan dolayı halk, kırlarda, çadırlarda, bağlarda yaşamaya başlamıştı. Deprem sonrasında çıkan yangınla, birçok ev ve dükkan gibi binalar yandığı gibi, cami, türbe, medrese ... vs. gibi birçok tarihi eser de, ya tamamen veya kısmen harap olmuştur. Vakıf binalarının bazılarının geliri tamirlerine kafi geldiğinden, mütevellilerce hemen tamirlerine başlanmış, geliri yetmeyen binaların önemli olanlarına da hazinece yardım edilmiştir. Tamire muhtaç binalar çok ve ehemmiyetli olduğundan, İstanbul'dan birçok mimar ve mühendis gönderilmiştir.
1855 depremlerinde şehrin ilk kurulduğu bölge olan Muradiye ile birlikte aynı kayalıkların üzerinde kurulu Dobruca ve çarprazında bulunan şimdiki adıyla Nilüfer Üçevler bölgesi, depremde küçük ayrıntılar hariç zarar görmeyen yerler oldu. Zeminin kayalıklardan oluşması nedeniyle öne çıkan bu 3 bölge, depreme en dayanıklı bölgeler olarak tespit edildi.
BURSA SOSYETESİ ÜÇEVLER'E KAYIYOR
Deprem konusunda en güvenilir 3 yerden biri olan Nilüfer Üçevler semti, Bursa sosyetesinin en çok tercih ettiği bölge oldu. Artık güzellikten çok sağlamlığa önem veren Bursa sosyete camiası, Dobruca'nın üst kesimleri ile Üçevler'e yaşamayı tercih ediyor. Bursa'nın en sağlam yeri olarak bilinen Muradiye'de ise boş arazinin olmaması nedeniyle sosyetenin tercihinden uzak duruyor. Müteahhitlerin de sosyetenin tercihine kulak vererek Üçevler'de lüks daireler yapması bu bölgeyi kentin en önemli cazibe merkezi konumuna getirdi.
Kaynak: BURSADA BUGÜN
Bursa Bölge, 2011.12.28 10:09