Elif Didem Danacıoğlu
elifdidemdanacioglu@gmail.com

Sünger hammaddesinde kriz!

30 Mart 2026 Pazartesi, 20:20

Ekonomi Köşesi'nden merhaba...

İhracatçı sıkışmış durumda.

Şöyle ki;

Maliyetler kontrol edilemez hale gelmiş, sipariş iptalleri artmış ve sevkiyatlar ise aksıyormuş.

Dolayısıyla ihracatçı iki arada bir derede kalmış.

Ürünü gönderse zarar, göndermese pazar kaybı...

Ve bu durum, sanıldığından daha da ciddi...

*******

İnegöl Ticaret ve Sanayi Odası (İTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Uğurdağ'ın şu tespiti aslında her şeyi özetliyor:

"Ortadoğu'daki gelişmeler ihracatımızı olumsuz etkiliyor."

*******

Başkan Yavuz Uğurdağ'a göre, Ortadoğu'da artan jeopolitik gerilim ve savaş ortamı, ihracat odaklı üretim yapan şehirleri doğrudan etkilemekte ve özellikle bölge pazarına yoğun çalışan firmalar açısından ciddi ekonomik sonuçlar doğurmakta.

*******

Baktığınızda mesele sadece dış ticaret değil, üretimden istihdama kadar uzanan zincirin tamamı risk altında.

En çok olumsuz etkiyi alan sektörlerin başında ise mobilya geliyor.

Kısacası ihracatçı önünü göremiyor.

*******

Yavuz Uğurdağ, bazı sektörlerde ihracatın neredeyse durma noktasına geldiğine ve mobilya sektörünün ise bu sürecin en çok etkilenen alanlarının başında geldiğine dikkat çekiyor.

*******

Değerlendirmelerinin devamında ise tablonun özeti şöyle:

"Bölgemiz sanayisinin omurgasını oluşturan mobilya sektörü başta olmak üzere birçok firmamız; sipariş iptalleri, sevkiyat aksaklıkları ve artan maliyetler nedeniyle ciddi bir darboğazın içine girmiştir. Gelinen noktada ihracatın önemli ölçüde yavaşladığı, bazı alanlarda ise durma noktasına geldiği görülmektedir. Savaşın etkisiyle sigorta maliyetleri katlanmış, navlun fiyatları ciddi şekilde artmış, teslim süreleri uzamış ve lojistik süreçler öngörülemez hale gelmiştir.

Özellikle sünger ve benzeri kritik hammaddelerde yaşanan tedarik sorunları ve yurt dışı kaynaklı maliyet artışları, üretim üzerindeki baskıyı daha da artırmaktadır. Bu durum, zaten yüksek maliyetlerle mücadele eden sanayicimizin rekabet gücünü zayıflatmakta ve üretim planlamasını zorlaştırmaktadır.

Bu tablo karşısında ihracatçımız, ürününü sevk etmek ile zarar etmek arasında kalmış ve birçok firma çareyi mallarını limanlarda bekletmekte bulmuştur.

Yaşanan bu gelişmeler yalnızca geçici bir ticari aksama değil, zamanında gerekli tedbirlerin alınmaması halinde üretimi, istihdamı ve şehir ekonomisini doğrudan etkileyecek ciddi bir risk alanıdır."

*******

Peki, çözüm ne?

Sanayicinin beklentileri aslında oldukça net!

"-Savaş nedeniyle ihraç edilemeyen konteynerlerin iade süreçlerinde bürokratik yük hafifletilmeli, kırmızı hat uygulaması kaldırılmalıdır.

-Limanlarda bekleyen konteynerlere uygulanan ardiye ücretleri kaldırılmalı ya da makul seviyelere çekilmelidir.

-Dahilde İşleme İzin Belgesi/Dahilde İşleme İzni sahibi firmaların süreleri mevcut şartlar dikkate alınarak uzatılmalıdır.

-Onaylanmış Kişi Statü Belgesi (OKSB) için aranan ihracat kriteri bu olağanüstü dönemde yeniden 1.000.000 USD seviyesine düşürülmelidir.

-Ortadoğu pazarına yönelik ihracatın bu şekilde sekteye uğraması yalnızca firmalarımızı değil; doğrudan şehrimizin ekonomik dengelerini, üretim kapasitesini ve istihdamını da etkileyecektir. Bu nedenle, ihracatçımızın yükünü hafifletecek tedbirlerin değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır."

*******

Öne çıkan bir diğer önemli başlık ise sünger hammaddesindeki fiyat artışı...

İnegöl Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Yavuz Uğurdağ, sünger hammaddesi fiyatlarında yaşanan olağanüstü artışların kabul edilemez olduğunu ifade ediyor.

"Kısa süre içerisinde fiyatların 1200 Avro seviyesinden 2000 Avro'ya kadar yükselmesi, sanayiciler açısından kabul edilebilir sınırların ötesine geçmiştir. Bu denli hızlı ve yüksek oranlı artışlar, üretim süreçlerinde öngörülebilirliği ortadan kaldırmaktadır."

*******

Ekliyor:

"Mobilya üretiminin temel girdilerinden biri olan süngerde yaşanan bu artış, firmaların maliyet hesaplarını ciddi şekilde zorlamakta ve üretim planlamalarını sekteye uğratmaktadır. Ani fiyat değişimleri, sipariş süreçlerinde belirsizlik oluşturmakta ve üreticilerimizin sürdürülebilirliğini riske atmaktadır.

Enerji, navlun ve diğer hammadde kalemlerinde yaşanan artışlarla birlikte değerlendirildiğinde, sanayicimizin üzerindeki maliyet baskısı her geçen gün daha da artmaktadır. Enflasyonist ortamda kur dengesinin üretici aleyhine gelişmesi de ihracatçımızın rekabet gücünü zayıflatmaktadır. Bu durum, uluslararası pazarlarda fiyat tutturmayı zorlaştırmaktadır.

Üyelerimizden gelen bildirimler, sünger ve ilgili malzeme tedarikinde bazı firmaların, maliyet artışları henüz fiilen gerçekleşmeden fiyat artışlarını erkenden yansıttığına işaret etmektedir.

Bu tür erken fiyatlama eğilimleri, zaten artan maliyet baskısıyla mücadele eden üreticilerimizin yükünü daha da ağırlaştırmakta ve piyasa dengelerini hassas bir noktaya taşımaktadır.

Sürecin tüm paydaşlar açısından daha sağlıklı ilerleyebilmesi için, fiyatlama davranışlarında daha ölçülü ve zamanlaması dengeli bir yaklaşımın benimsenmesi önem arz etmektedir.

Artan maliyetlerin ürün fiyatlarına yansıması kaçınılmazdır. Bu durum nihai tüketicinin alım gücünü olumsuz etkileyecek, talepte daralmaya yol açacak ve piyasa dengelerini zorlayacaktır.

Yaşanan belirsizliklerin devam etmesi halinde sipariş iptalleri ve pazar kayıpları gibi olumsuz gelişmelerin gündeme gelmesi kaçınılmazdır.

Bu tablo, yalnızca üreticilerimizi değil, tüm sektör ekosistemini etkileyecek niteliktedir.

Sünger hammaddesinde yaşanan bu fahiş artışların yeniden değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz.

Üretimin sürdürülebilirliği, ihracatın devamlılığı ve tüketicinin korunması adına daha dengeli, öngörülebilir ve makul bir fiyat yapısının oluşturulması büyük önem taşımaktadır."

*******

Velhasıl...

Sigorta maliyetleri katlanmış, navlun fiyatları yükselmiş, teslim süreleri uzamış, mallar limanlarda beklemeye alınmış...

Lojistik süreçler, öngörülemez hale gelmiş...

Kısacası ihracatçı bugün ürününü sevk etmek ile zarar etmek arasında kalmış...

Zincirin bir ucu üreticide başlıyor ve etkisi tüketiciye kadar ulaşıyor.

Tüketicinin alım gücü düşerken, talebi de daraltacak.

Dolayısıyla artan maliyetlerin ürün fiyatlarına yansıması kaçınılmaz.

İhracatçı nefes almazsa, ekonominin rahat nefes alması mümkün mü?

Yazarın Diğer Yazıları

Firmalara 'nakit akış' uyarısı!
01 Nisan 2026 Çarşamba, 22:09

Savaşın en pahalı sonucu ne?
27 Mart 2026 Cuma, 20:35

İşveren ve çalışana kritik karar!
23 Mart 2026 Pazartesi, 21:04

Poşet deyip geçme...
18 Mart 2026 Çarşamba, 21:33

Bursa'da ikinci el önde!
17 Mart 2026 Salı, 21:09

İhracatçılar zora mı giriyor?
16 Mart 2026 Pazartesi, 17:54

Sanayideki gizli mesaj!
10 Mart 2026 Salı, 18:00

Şirketlerin yeni savaşı!
09 Mart 2026 Pazartesi, 20:40

Ürün hazır, Sevkiyat durdu!
04 Mart 2026 Çarşamba, 21:01

Turizmden inşaata etkiler sarsıyor!
03 Mart 2026 Salı, 22:50

Tüm Yazılar