E. Pınar Turan Kahraman
eminepinarturan@gmail.com

Kartpostalın arkasındaki Mudanya

17 Nisan 2026 Cuma, 10:21

Mudanya, Bursa'nın incisi...

Bursalılara "Hafta sonu ne yapacaksın?" diye sorsanız, büyük çoğunluğunun cevabı bellidir: Mudanya'ya gitmek.

Kahvaltıya gidersin, balık yemeğe gidersin olmadı sahilde bir çay içersin. Kısacası Mudanya iyi gelir.

Ama o kartpostal görüntünün hemen arkasında, her Mudanyalının bildiği başka bir gerçek var: Biriken sorunlar ve çözüm bekleyen başlıklar.

Geçtiğimiz günlerde Belediye Başkanı Deniz Dalgıç'ın iki yıllık görev süresini anlattığı toplantı, tam da bu iki farklı Mudanya'yı aynı karede gösterdi. Bir yanda "Başka Bir Mudanya" vizyonu, diğer yanda yılların getirdiği kronik problemler.

Aslında sunumdan çıkan en net tablo şu: Mudanya tek bir sorunla uğraşmıyor. Aksine, aynı anda birçok cephede mücadele veriyor.

Kaçak yapılaşma
Ruhsatsız işletmeler
İmar karmaşası
Deprem riski
Trafik ve otopark sorunu

Liste uzayıp gidiyor.

Dalgıç'ın "günü kurtaran değil, sistemi kuran belediyecilik" vurgusu önemli. Nitekim 50 binden fazla bağımsız birimde yapılan risk analizi ve ortaya çıkan tablo bu mücadelenin ne kadar hayati olduğunu gösteriyor.

Tabi ortaya çıkan yapıların büyük kısmının riskli olması, Mudanyalıların uykusunu kaçıracak cinsten. Bu noktada "yerinde dönüşüm" yaklaşımı, teknik bir proje olmanın ötesinde sosyal bir denge arayışı olarak karşımıza çıkıyor.

Ama mesele sadece binalar değil.

Mudanya'nın kimliği de bu mücadelenin bir parçası.

Örneğin Girit Mahallesi...

Yayalaştırma projesi sadece bir trafik düzenlemesi değil. Aynı zamanda "nasıl bir kent istiyoruz?" sorusuna verilmiş bir cevap. Araçların değil insanların öncelikli olduğu bir Mudanya fikri.

Eğer bu proje gerçekten planlandığı gibi hayata geçerse ve otopark sorunu da eş zamanlı çözülürse, bu sadece bir düzenleme değil, bir zihniyet değişimi olur.

Çünkü Mudanya'nın en büyük çelişkilerinden biri burada yatıyor: İnsanlar o ruhu yaşamak için geliyor, ama o ruhu boğan şey yine kontrolsüz yoğunluk oluyor.

Bir diğer önemli başlık ise zeytin meselesi.

Zeytinin Tirilye'ye mi yoksa Gemlik'e mi ait olduğu tartışması, işin tarihsel tarafı. Ama bugünün gerçeği çok daha net: Zeytinlikler azalıyor.

İmar baskısı, yapılaşma ve plansız büyüme... Bunlar devam ettiği sürece hangi zeytinin kime ait olduğunun pek bir anlamı kalmıyor. Çünkü ortada korunamayan bir değer varsa, tartışmanın zemini de ortadan kalkıyor.

Yazarın Diğer Yazıları

Bursa'nın batısı tahtını Yıldırım'a kaptırır mı?
13 Şubat 2026 Cuma, 15:28

Bursa'nın ulaşım problemi teleferikle çözülür mü?
28 Ocak 2026 Çarşamba, 16:33

Üç çocuk talebi, tek maaş gerçeği
06 Ocak 2026 Salı, 09:24

20 yıl 20 aya sığar mı?
27 Aralık 2025 Cumartesi, 17:04

Bursa'nın 'Abisi' geri mi dönüyor?
25 Aralık 2025 Perşembe, 21:04

Bursa'da hava alarm veriyor: Maske dağıtımı gündemde
25 Aralık 2025 Perşembe, 09:50

Bursa'nın o ilçesi er geç il olacak: "Artık kaçış yok"
27 Kasım 2025 Perşembe, 10:11

Bursa'da su krizi derinleşiyor!
14 Kasım 2025 Cuma, 09:18

Bursa'nın kalbi hâlâ atıyor mu?
07 Kasım 2025 Cuma, 09:20

Toprak altında kalan şehir!
31 Ekim 2025 Cuma, 08:56

Tüm Yazılar