Binay Kazan

"Velev ki ben belediye başkanı oldum"

30 Eylül 2025 Salı, 12:09

Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu ilginç bir insan...Ama kitap gibi de bir adam...!

Kendisinin Afet Yönetimi isimli önemli bir kitabı var. Bu kitapta; "Beklenilmeyeni beklemek, en kötüsünü yönetmek" gibi hayli iddialı sözler de yer alıyor ve yerel yönetimlere yol gösterici ayrıntılar bulunuyor.

Meteoroloji ve Afet Yönetimi alanlarında tanınmış  bir bilim insanı olan Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu'nun adı, artık ülkemizde "Afet Yönetim Profesörü" olarak da biliniyor.

1961 Yılında Maçka'da doğan bu ilginç bilim insanı, son dönemlerdeki anlamlı açıklamaları ve ses getiren yazıları-sözleri ile de giderek daha çok tanınmaya başlandı. Türkiye gibi bir deprem ülkesinde; bir afet durumunda ayakta kalabilmek/yıkılmamak için çeşitli görüş ve önerilerini kamuoyu ile paylaşan Kadıoğlu Hoca, verdiği seminerler ile yazdığı kitaplarla da yol gösterici aydın kimliğini fazlasıyla hak ediyor.

Biliyoruz ki; deprem kapıda...Her an, her şey olabilir yaşadığımız coğrafyada...En son geçtiğimiz Pazar günü yaşadığımız 5,4'lik Simav depremini çok şiddetli hisseden Bursalılar, bugün bile bir tedirginlik içinde...

Ama ya yarın...Yarın belki de bugündür artık...

Biliyoruz ki; Bursa bir deprem kenti...1854 Tarihinde kenti baştan aşağı yıkan  kocaman bir depremin merkezidir Bursa...Ve bu depremin üzerinden tam  171 yıl geçmiştir.

BEKLENİLMEYENİ BEKLEMEK, KÖTÜYÜ YÖNETMEK

Bu yazımda; Mikdat Kadıoğlu'nun yine olası bir deprem sonrasında yaşanacakları anlattığı, ama öncesinde de yapılabilecek şeyleri-alınacak tedbirleri de hatırlattığı bir yazısını paylaşmak istiyorum sizlerle...

Mevcut Belediye Başkanlarına da çağrışım yaratması dileği ile...!

Bugünlerde kentimizdeki belediye başkanları; parti içi seçimlere ve yaşanan derin su krizine endeksli açıklamalar yapıyor. Aslında deprem konusu da bu konuşmalarda kesinlikle yer almalı...Ve ana kentin veya ilçelerimizin böyle bir afet durumunda nasıl tavır alacağı artık belirlenmeli...

En kötü senaryoya göre de, hazırlıklar yapılmalı...

Bugüne dek afetlere hazırlık konusunda çok şeyler yapıldığını ancak yaşanan son depremlerde de görüldüğü gibi: yapılanların yetersiz olduğunun altını çizen Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu' nun "Velev ki Belediye Başkanı oldum" başlıklı yazısını dikkatlerinize sunuyorum. Kendimizde de bir empati yaratması talebi içinde...

Şöyle diyor Mikdat Kadıoğlu empatik bilgilendirmesinde...

 "BEN BUGÜN BAŞKAN OLSAYDIM"

"Ben bir Belediye Başkanı olsaydım; etkin ve bilimsel afet yönetimi için öncelikle afetlere hazırlık aşamasını ilçelerden, bireyden ve evden başlatırdım.Ve öncelik sıralamasına göre şu önlemleri alırdım:

1-Fay hatlarına ve zemine asla takılı kalmazdım. İyimser söylemlere aldanmaz, en kötü olasılığa göre hazırlanırdım. Şakşakçılardan, kurumsal milliyetçilikten ve körlükten kaçınırdım.

2-Şatafatlı fakat atıl arama- kurtarma ekipleri kurmak yerine, afetlere müdahale için itfaiyeye ve gönüllülere yatırım yapardım. Ülkemizde akreditasyon sağlayacak İtfaiye Genel Müdürlüğü kurulmasına çalışırdım. Afet planlarını sadece binaların yıkılma riskine göre değil, yangın ve tahliyeyi de dikkate alarak yapardım. Afet anında su kesintisi ve yolların tıkanmasını göz önüne alarak, yangınlara karşı parklarda bulunan su tanklarını depreme dayanıklı hale getirirdim.

3-Güvenli yaşamı öğreten müze, ilkyardım ve yangın eğitimleri veren Afet Üsleri kurardım. Afet sonrasında kendi kendine yetebilmesi için vatandaşlarıma eğitimler verirdim. Eğitimlerini eksiksiz tamamlayanlara; bedelsiz ilkyardım çantası, duman dedektörü ve yangın söndürücü dağıtırdım.

4-Tüm Belediye binalarını; tansiyon ölçme aletinden - acil sağlık müdahale setine dek temel sağlık malzemeleriyle donatırdım.

5-Yerel Afet Gönüllülüğünü (YAG) teşvik eder, öncelikle istekli olanlar ve kendi aralarında organizeyi sağlamış site-sokak ve mahalleli için gerekli eğitimi sunar, malzeme bulmaları için yardımcı olurdum.

6-Belediye binalarının, parkların, salonların, ve okulların afet anında geçici sığınma olarak kullanılacağını hesap ederek, buralarda en az 3 günlük ihtiyacı karşılayacak temel gıda ve sağlık malzemeleri depolardım.

7-Afetten hemen sonra; oluşacak enkazı nereye dökeceğimi, yaralıları nerede toplayacağımı, yardımları nerede depolayıp dağıtacağımı ve barınma olanaklarını şimdiden belirleyip planlardım.

8-Afet anında mevcut GSM hatlarının susacağını ve sistemin çökeceğini hesap ederek, Japonya örneğinde olduğu gibi: 171 Sesli Mesaj Servisine benzer sistemin GSM şirketlerince kurulması için çalışırdım.

9-Bitişik nizamdan vazgeçip, zemine uygun bina yapılmasını sağlardım. Ayrıca sağlam zemin diye ormanlara- su havzalarına çürük bina yapmak isteyen açıkgözleri engellerdim.

10-Bir Belediye Başkanı olarak ben asla "Bunlar benim işim değil" demez ve 5393 sayılı Belediye kanununun bunları yapmak için beni görevlendirdiğini hiç aklımdan çıkarmazdım".

SINDIRGI VE SİMAV DEPREMLERİ KORKUTUYOR

Yaşadığımız kent Bursa; en son olarak geçtiğimiz Pazar günü 5,4 şiddetindeki Simav depremi ile sarsıldı. Bölgemizin birçok kentinde oldukça etkin bir şekilde hissedilen deprem, kayıtlara giren can ve mal kaybına yol açmadı ama bazı soru işaretlerinin de doğmasına yol açtı.

Son aylarda oldukça fazla artçı depremlerin yaşandığı Balıkesir Sındırgı bölgesi de insanları korkutuyor. Bu ilçede bilinmeyen bir fay hattının bulunduğunu ve son depremlere bunun neden olduğunu belirten bazı deprem uzmanları da var.

Ama hepsini topladığımızda; yer sarsıntılarının artık coğrafi bir kaderimiz olduğunu netleştiriyor. Bölgenin coğrafi durumunun yarattığı kader çizgisinin olumsuz izlerini ülkemizin Afet Profesörü Mikdat Kadıoğlu'nun yukarıdaki görüşleri ile biraz değiştirebileceğimizi düşünüyorum ben de...

Bu nedenle kentlerin yerel yönetimleri; yukarıda açık-seçik belirtilen önlemleri bir an önce almak zorunda...

Bu deprem önlemlerini almalı ki; "Ben bu kentin belediye başkanı olarak, hemşerilerimizin can ve mal güvenliğinden birinci derecede sorumluyum. Görevimi de layıkıyle yapıyorum." diyebilsin.

İşinin bilincinde olan Başkanlar "Bunlar benim işim değil" dememeli...Hiçbir zaman...

Yazarın Diğer Yazıları

Yüreğinin götürdüğü yere gidebiliyor mu ki her insan?
19 Ocak 2026 Pazartesi, 10:40

600 liralık alarm cihazı ile hayata bağlanın!
15 Ocak 2026 Perşembe, 09:48

Perdenin arkasındaki gizi aralama sanatıdır gazetecilik!
10 Ocak 2026 Cumartesi, 13:07

VEFA; sadece İstanbul'un bir semti değildir..!
06 Ocak 2026 Salı, 19:38

Parayı veren düdüğü çalıyor ama ya düdük bozuksa!
04 Ocak 2026 Pazar, 14:06

Yeni yılda keşkeler yerine iyikiler çoğalsın hayatınızda!
01 Ocak 2026 Perşembe, 12:16

2026'da nasıl bir SİZ olmayı istiyorsunuz?
28 Aralık 2025 Pazar, 15:06

İlaç gibi meyvenin tam zamanıdır şimdi!
26 Aralık 2025 Cuma, 09:34

Bir gün Bursa'da bir damla suya muhtaç kalacaksak eğer!        ...
23 Aralık 2025 Salı, 14:49

81 yaşında bir edebiyat çınarıdır artık o...!
21 Aralık 2025 Pazar, 12:53

Tüm Yazılar