Binay Kazan
Tükettiğimiz gıdalarda sıfır risk mümkün mü?
25 Nisan 2026 Cumartesi, 11:03
Bugünkü yazıma önceki akşam yaşanan küçük bir zehirlenme olayı ile başlıyorum. Bursa'nın en ünlü pizza firmalarından birinden evine tavuklu salata söyleyen bir genç kızımızın 2 günden beri yaşadığı gıda zehirlenmesi sorunu, onu canından bezdirmiş durumda...Sipariş ettiği salatadaki marul veya tavuk etinden kaynaklandığını düşündüğü bu rahatsızlık onun için bir milat olmuş durumda...
Ayağa kalkamaz hale geldiğini ve defalarca lavaboya giderek bu zehirli toksini vücudundan atmaya çalıştığını söyleyen bu iş insanı kadın, artık dışarıdan bir şeyler söylemeye ciddi ciddi karşı duracağını da belirtiyor.
Doğrusu bu ya: tükettiğimiz gıdaların tamamında; kesin olarak "Bu beni asla zehirlemez" diyemiyoruz ne yazık ki...Soğuk zincirden-hijyenik hazırlamaya, temiz bir sunumdan-risksiz satın almaya kadar gıda hazırlanması ve satışında her zaman tehlike var. Bazen satıcı firmanın da yapacağı bir şey olmuyor. Çünkü gıda; kaynağından riskli geliyor ve bunu da kimse göremiyor. Şans, talih, kader ve kısmet yani...
NE YİYECEĞİMİZİ ŞAŞIRMIŞ DURUMDAYIZ ARTIK
Tükettiğimiz gıdalar konusundaki öneri ve tavsiyelerin bazen haftalık rutinle değiştiği , zaman-zaman da gıda uzmanlarının birbiriyle çok çeliştiği günleri yaşıyoruz.
Konu: gıda güvenliği olunca, insan ister-istemez pür-dikkat kesiliyor verilen demeçlere ve yapılan açıklamalara...Bazen neye inanacağımızı şaşırıyoruz. Bir uzmanın "sürekli tüketin" önerisinde bulunduğu bir gıdaya, bir başka gıda uzmanı "tu-kaka" ilan edebiliyor.
Şaşırıp kalıyorsunuz bu koskocaman çelişkiler!
Ama ben biliyorum ki bu çelişkili açıklamaların ardında da kişisel-kurumsal çıkarlar var. Ve vatandaşlar da bir denek gibi, kullanılıyorlar bazen...Yiyecek ve içecek üreticilerinin kişisel çıkarları, tarımsal alandaki çelişkilerin orta noktası, devletlerin kendi ülkelerinde üretilen gıdaları koruma güdüsü ve her şeyden ve çok şeyden de önemlisi: bilimin bu konudaki yetersizliği...
İşte size gıda güvenliği konusunda dağ gibi çelişkiler yumağı!
Ne yiyip ne içeceğimiz konusu ise; tam bir muamma...
Tükettiğimiz gıdaların tarladan/çiftlikten, soframıza/çatalımıza kadar ulaştığı süreçte, ne gibi sağlık risklerine kavuşacağını biliyor muyuz?
Ek olarak doğal sandığımız birçok gıdanın içeriğinde sağlığımız bozabilecek zehirler-hormonlar ve pestisidler barındırabileceğini tahmin edebiliyor muyuz?
HİJYEN KURALLARI OLMAZSA OLMAZIMIZ OLMALI!
Bilmelisiniz ki; bu yazımda hiç de hoşunuza gitmeyecek bazı ayrıntılar vereceğim. Yaşamın her alanında sıfır risk olamayacağı gibi, tükettiğimiz gıdalarda da sıfır risk olmadığının altını çizerek devam ediyorum insan sağlığı için çok önemli olan bu konuya...
Evet... Gıda da kesin olarak sıfır risk yok.
Evimizde hazırladığımız veya bahçemizde yetiştirdiğimiz sebze-meyve ve yemeklerde bile ne yazık ki risk var. Daha da iddialı bir şey söyleyeceğim şimdi...Günümüz koşullarında; yeryüzünde sıfır risk taşıyan hiçbir gıda maddesi mevcut değil artık...
Bunu yalnızca ben söylemiyorum tabii ki...Gıda Güvenliği Derneği Başkan Yardımcısı Dr. Samim Saner, 6.Gıda Güvenliği Kongresi Sonuç Bildirgesi'nde yansıtmıştı bu sıra dışı durumu...Merkezi İstanbul Üsküdar'da bulunan bu derneğin açıklamalarına dikkat etmek gerek. Aynı zamanda Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Samim Saner'i sosyal medyada takip ediyorum ve uyarılarını hep dikkate alıyorum.
Dr.Saner'in de dediği gibi; hiçbir gıda da sıfır risk yok ve hepsinde mutlaka bir risk payı var. Bunu bugün öğrenmemizde ve kabul etmemizde fayda var.
Hastalanmadan/zehirlenmeden/kanser olmadan önce bu riskleri mutlaka öğrenmek zorundayız. Toplumsal sağlığımız için de, bu tür risklere karşı duyarlı olmak ve her türlü gıdayı tüketmeden önce hijyen ve sağlık kurallarına uyup uymadığını kontrol etmeli ve öyle yemeliyiz.
Özellikle yaz mevsiminde tüketilen ve ısı kaynaklı zehirlenme sorunlarına yol açan peynir, yumurta, pasta ve tavuk gibi risk oranı yüksek gıdalardan kaçınmalı, mutlaka bu gıdaların soğuk zincir ile üreticiden-tüketiciye ulaşıp-ulaşmadığını kontrol etmeliyiz. Deniz ürünlerinin ise her zaman tazesini tercih etmeliyiz.
Zehirli sularla sulanan tarlalarda üretilen yeşil yapraklı sebzeler ile meyveleri mutlaka sirkeli sularda bekleterek, dezenfekte etmeli ve öyle soframıza koymalıyız. Sağlıklı ve güvenli gıda ürettiğini belgeleyen fırın-pastane ve marketlerden alışveriş yapmalı, yemek yiyeceğimiz restoran tercihlerimizde ise; hijyeni olmazsa olmaz bir kural olarak kabul etmeliyiz.
Bilmeliyiz ki; artık yeryüzünde SIFIR RİSK taşıyan gıda yok.
Kimyasal tarım ilaçları, pestisidler, hormonlar ve insan sağlığını tehlikeye düşürecek katkılara karşı uyanık olmak ve böyle bir zehirlenme olayı ile karşılaştığımızda ne yapacağımızı bilmek zorundayız.
Bu işin şakası yoktur artık!
Yazarın Diğer Yazıları
Kredi hayalleri tuzla buz olan bir KOBİ'nin hikayesi!
21 Nisan 2026 Salı, 16:51
Kalbimize gözümüz gibi bakmamız gerek ama...
17 Nisan 2026 Cuma, 11:18
Yalnızlık paylaşılmıyor ki hiçbir zaman!
15 Nisan 2026 Çarşamba, 15:21
Kitaplarla barışmak ve hayata tutunmak için!
09 Nisan 2026 Perşembe, 17:31
Gençler iş, fabrikalar eleman arıyor aslında!
06 Nisan 2026 Pazartesi, 16:34
Hayatınızda bir B planınız var mı?
31 Mart 2026 Salı, 16:07
Kartallara meydan okuyan beyaz güvercinlerin türküsüdür Çanakkale!
27 Mart 2026 Cuma, 16:32
Belki de hayatın bu fotoğrafıdır gerçek olan!
26 Mart 2026 Perşembe, 09:53
Dünya Şiir Günü'nde duygular sel oldu taştı yine!
23 Mart 2026 Pazartesi, 15:45
Kekik üretiminde dünya lideridir Türkiye!
16 Mart 2026 Pazartesi, 13:38