Binay Kazan

Aile şirketlerinin sonu mu geliyor?

16 Eylül 2026 Çarşamba, 10:06

Yaz bitti ve sıcaklar azaldı ama ekonomide hala sıcak bir dönem yaşanıyor. Faiz, döviz kurları, yükselen üretim maliyeti ve enflasyon maliyeti derken birçok işletme, bu işin üstesinden gelmekte zorlanıyor. Neredeyse yılın son çeyreğine giriliyor ve planlanan 2026 yılı bütçesini dengeleyemeyen ve eksiye düşen firmalarımızdan bazıları, bugünlerde düşmesi beklenen faizlerle birlikte banka kredisi bulmanın hesapları içinde...

Bu arada enflasyonla birlikte yıllar da geçiyor ve krizler ile büyüme arasında sıkışmış şirketler de, zamana karşı yarışıyor. Bu nedenle...Ülkemizde ve kentimizde; kurulan ve kapanan şirket sayılarına baktığımızda; son 10 yıl öncesine göre daha olumsuz bir tablo var mutlaka...Gerek azalan kazançlardan, gerekse bir türlü başa çıkılamayan yönetim sorunlarından dolayı kapanan şirket sayısı son yıllarda bir yükselme trendi içinde...

Kapanan şirketlerden çoğunun da bir AİLE ŞİRKETİ kimliğini taşıması, yönetim uzmanlarının araştırma konusu kapsamına da girdi artık...Ülkemizdeki aile şirketlerinde; dededen babaya-babadan toruna kalan yönetim sistemi zaman-zaman fiyasko ile sonuçlanıyor. Kuşaklar arası çatışmaların bir eseri olarak da değerlendirilebilir bu durum...Kurum kültürü yerine "ben kültürü" egemen olan bu tür şirketler, ne yazık ki uzun ömürlü olamıyor.

ÜLKEMİZDEKİ AİLE ŞİRKETİ SAYISI;1.327.188

İşte bu hayati konuda 2 istatistiki veriyi paylaşalım. Japonya'da 100 yılı deviren aile şirketi sayısı; 30 bin ama Türkiye'de bu sayı sadece 31...Evet, yanlış okumadınız .Sadece 31 aile şirketi; 100 yılı tamamlamış ülkemizde...Japonya'da ise 30 bin aile şirketi bir asırlık yaşamı tamamlamış durumda...İtalya'daki şirketlerin ortalama ömrünün 104 yıl olması da bir başka kriter...Türkiye'de 100 yaşını geçen toplam şirket sayısının da 64 olduğunu mutlaka belirtmek gerek...

Ve konuya bakış açımızı doğrulayacak bir başka veri daha var. Ülkemizde faaliyet gösteren tüm şirketlerin yüzde 95'i aile şirketi...Yüzde 5'lik şirketin ise kurumsal bir yapısı var. Bunu Ticaret Bakanlığı verileri ile tartışmaya açarsak, şu gerçekle karşılaşıyoruz. Ülkemizdeki toplam şirket sayısı: 1 milyon 397 bin...Bu toplam şirket sayısının 1 milyon 327 bini aile şirketi...

Bu iki istatistiki nedenle; bugün bu köşede aile tipi şirketler ile çağdaş-profesyoneller tarafından yönetilen şirketler arasındaki farkları değerlendirmek istiyorum.

Bursa iş dünyasında da bu nitelik/nicelik farkı yüzünden ne kadar çok firmanın kapandığını, iflas ettiğini veya tasfiyesini istediğini çok iyi biliyorum. Tam 43 yıldır Bursa iş dünyasının içinde yaşayan bir gazeteci-yazar olarak;" bir zamanlar kartaldı" diyebileceğim çok firma oldu ne yazık ki...Şimdi o firmalar ortada yoklar. Esameleri bile okunmuyor Bursa'da...

Yönetim sorunları nedeniyle bu tür aile firmalarının çoğu ömrünü tamamladı. Ya da başarılı bir babanın yarattığı şirket, çocuklarının basiretsizliği nedeniyle kapandı-gitti. Yaşadığımız kent Bursa'da; bunların birçoğuna net olarak tanığım ne yazıktır ki...

AİLE ŞİRKETİNİN YÖNETİM UYGULAMALARI

Şimdi sizlere son yıllarda çok da iyi sonuçlar vermeyen AİLE TİPİ YÖNETİCİLİK MODELİ'ni ayrıntılı biçimde tanıtmak istiyorum. Bakın bakalım çevrenizdeki firmalara şimdi...Bu yönetim uygulaması özelliklerini taşıyan kaç aile firması var.?

Kaçı başarılı oluyor, hangileri zorluklarla savaşıyor..?

Aile firmalarının temel yönetim kriterlerini okuyarak ve yorumlayarak tek-tek birlikte değerlendirelim isterseniz.

*ORGANİZASYON: Görev, yetki ve sorumluluklar çok belirgin değildir. Yönetim organizasyonu içinde boşluklar vardır, aile üyeleri arasında da bu nedenle küslükler mevcuttur.

*PLANLAMA: Aile tipi şirketlerin yöneticileri plansız çalışırlar. Çoğunlukla işe geç gelip erken giderken, planlama işine gerektiği zaman bakarlar.

*KAR: Şirket kazancına bir yan ürün olarak bakarlar. Bu tip yönetimde temel hedef; cironun bir şekilde artmasıdır. Bu tip yöneticilere göre kazanç kendiliğinden oluşur. Maliyet/kar ilişkisi onlar için önemli olmayabilir.

*BÜTÇE PLANI: Genellikle hiç bütçeleme yapmazlar. Yapsalar bile bütçede ortaya çıkan sapmaları takip etmezler. Nasıl olsa kazançlar bir şekilde bütçeyi oluşturacak diye bakarlar.

*HEDEF: Bu tip aile şirketlerinde temel amaç; büyük riskler alarak, büyük balıklar tutmak olarak değerlendirilir.

*SİSTEM: Yönetimde; hiçbir şekilde yazılı olmayan, süreklilik göstermeyen ve kendilerinin oluşturup değiştirdikleri bir sistem vardır ve onu uygularlar. Her şey talimat olarak yukarıdan aşağı doğru gelir ve karşı taraf hiç dinlenmez.

*DÜŞÜNCE SİSTEMİ: Sabah-akşam hep koşuştururlar veya öyle sanırlar. Bu nedenle düşünmeye zaman ayırmazlar.

*KONTROL: Rastgele bir kontrol mekanizmasına sahiptirler. Sistemli bir üretim-maliyet-satış kontrolleri yoktur. Çala-kalem giderler.

*YÖNETİCİ POZİSYONU: Onlar için yönetici tanımı: "iş yapan kişidir". Çalışanların başarısına bakmazlar. Yeter ki iyi niyetle çalışıyor olsunlar. Başarısızlığı bile bazen hoş görürler.

*İSTİHDAM: Genellikle "adama göre iş" tarzıyla hareket ederler ve liyakat onlar için küçük bir ayrıntıdır. Eşe-dosta iş vermeyi de tercih ederler.

*TOPLANTI KÜLTÜRÜ: Toplantıları zaman kaybı olarak görürler. Bir toplantı kültürleri yoktur. Toplantı yapsalar bile gündemleri olmaz, alınan kararlar takip edilmez.

*MODEL: İtfaiyeci tipi yöneticiler olarak adlandırılırlar. Ellerindeki hortumla hep yangın ararlar.

MUTLAKA KURUMSALLAŞMA STRATEJİSİ Mİ OLMALI..?

Aile tipi yöneticiliğin tabii ki başarılı olduğu yönler de var. Ama ne yazık ki şu anda tüm dünyada ortaya çıkan istatistikler ve sonuçlar, başarısızlık üzerine kurgulanıyor.Çünkü kurumlarını daha iyi yönetmek ve günün çağdaş prosedürlerine uygun hale getirmek isteyen aile şirketleri, artık CEO ve CFO (finansal tepe yöneticileri) alarak, firmalarında değişimi yaşamak istiyorlar.

Çağdaş yöneticiler de: sistemli-planlı, başarılı organizasyonlar kurarak firmaları bir değişim/gelişim ortamına taşımaya çalışıyorlar. Kontrol mekanizmaları oluşturarak, maliyet/kar ilişkisini doğru noktaya taşıma kararlılığını gösteriyorlar. Adama göre iş yerine işe göre adam sistemini istihdam kuralı haline getiriyorlar.

İtfaiyeci olmak yerine, yangın kulesinden yangını yönetmeyi tercih ediyorlar. Riskleri hesaplıyorlar ve zamanlamayı ana kriter olarak belirliyorlar.

Katılımcı yönetim tarzı içinde; toplantı kültürünü en üst seviyeye çıkarıyorlar.

İşte bu şekilde; kurumsallaşarak şirketi geleceğe taşıma modeli, aile şirketlerinin de hedefi olacak gibi...Dışa açık yönetici modeli, firmalara çağ atlatıyor çünkü...

İşte bu ana değerlendirmenin ışığı altında; en son ve zor soruyu sormanın da tam zamanıdır şimdi...

Yoksa...Tüm dünyada; aile şirketlerinin sonu mu geliyor..?

Yazarın Diğer Yazıları

Mütareke Meydanı'ndaki bir çınar ağacının altında kitap imzalama keyfi...
13 Eylül 2026 Pazar, 16:04

Bursa turizmini konuşmak yerine, harekete geçirmek gerek artık!
09 Eylül 2026 Çarşamba, 13:53

Dışı kıpkırmızı ama içi yemyeşil çıkan domatesleri yiyemiyoruz artık!
07 Eylül 2026 Pazartesi, 16:12

Dışı kıpkırmızı ama içi yemyeşil çıkan domatesleri yiyemiyoruz artık!
07 Eylül 2026 Pazartesi, 16:12

Tavuklu pilav menülü düğün yemeklerine dikkat!
02 Eylül 2026 Çarşamba, 13:11

Borcu olmayan kimse kaldı mı çevrenizde?
28 Ağustos 2026 Cuma, 09:54

Bir gün tüm maskelerimizi atarak bir tarafa...
25 Ağustos 2026 Salı, 11:48

Yüksek enflasyon sofralara hile olarak mı yansıyor?
22 Ağustos 2026 Cumartesi, 13:58

Bursa'nın zemini su muhallebisi gibi mi?
16 Ağustos 2026 Pazar, 15:00

Bu futbol kitabında kadının adı da var, hikayesi de...
14 Ağustos 2026 Cuma, 14:59

Tüm Yazılar