Binay Kazan

Borcu olmayan kimse kaldı mı çevrenizde?

28 Ağustos 2026 Cuma, 09:54

Bizim çocukluğumuzda; küçük metal kumbaralarımız vardı. Bankaların çocuklara armağan ettiği bu kumbaralara kağıt ve bozuk paralar atar, onları biriktirir, kumbaranın banka görevlisi tarafından açıldığı anda gördüklerimizden büyük keyif alır ve para biriktirmenin coşkusunu yaşardık.

Özellikle İş Bankası'nın metal kumbarası, bir prestijdi biz çocuklar için...Babamızla birlikte bankaya gidip, kumbaranın açılmasını ve çoğunluğu metal paraların tek-tek sayılarak hesabımıza yatırılması, gerçekten büyük mutluluktu hepimiz için...

Bir tasarruf dönemiydi o zamanlar...

Vur şişeyi, dön köşeyi (!) felsefesi bilinmezdi hiç...

Herkes tasarrufa önem verir, aile büyüklerinin tasarruflarıyla bankalarda açtıkları vadeli hesaplara çekilişler yapılır ve kura ile yapılan çekiliş sonunda bankalardan ev kazananlar bile olurdu. Örneğin: Bursa Kültürpark Yağcılar Kapısı karşısında bulunan ve şu anda işyeri olarak kullanılan 2 katlı bahçeli evlerin çoğunluğu, bankalardaki vadeli hesap sahiplerine çekilişlerle bedava dağıtılmış evlerdir.

Ama şimdi o tasarruf günleri, çok gerilerde kaldı. Şimdi Türk halkı, bambaşka bir kimlikle karşımızda...Son 30 yılda tüketimi baş tacı eden insanlarımız, tasarrufun adını bile anmaz oldu. Hatta borçları boylarını aştı ve hesap makinelerinin basamaklarına sığmaz oldu. Yani...Tasarruf dönemi insanları, zamanla değişti ve tüketim çağı insanları oldu.

TASARRUF UNUTULURKEN,TÜKETİM ARTTI.

Tüketimi tercih etmenin tabiî ki bir faturası da olacaktı. Ve beklenen o fatura çıktı.

Türk insanı; artık borç okyanuslarında yüzüyor. Türkiye'de ailelerin çoğu, bütçelerini son yıllarda borçla çevirmeye çalışıyor. Bir Türk ailesinin borcu; son 5 yılda 8 kat artarken, geliri aynı dönemde sadece 2 kat arttı.

Kredi kartlarına takla attırarak kredi kartı borçlarının asgarisini ödeyenler mi ararsın, vadeli bir beyaz eşya alıp bunu spot piyasada oldukça düşük bir nakit paraya çevirerek borcuna kapatmaya çalışanlar mı yoksa..?

Yani tüketim, tasarrufun fersah-fersah önüne geçti. Para biriktirmenin ve tasarrufun adı anılmaz oldu artık...

Aslında bu olumsuz değişim;1995'te başladı. Ülkenin büyük şehirlerinde açılmaya başlanan süpermarketler, Türk insanının alışveriş alışkanlıklarını kökünden değiştirdi. Bireysel alışveriş yerine aile boyu alışveriş gündeme girince, tüketim de arttı. Kredi kartlarının da cazibesi ile insanlar olmayan paralarını harcamaya başladılar.

AVM zincirleri, Türkiye'de yeni bir insan profili doğmasına da yol açtı: Hep tüketen ama çoğunlukla üretmeyen, tasarrufu da hiç bilmeyen 'aç-obur' bir insan profiliydi bu...

ÜRETİM VE İHRACAT DA ŞARTTIR ARTIK..!

Türkiye artık üretim adına çok şey yapmıyor. Çok öğündüğümüz ihracat, ithalatın sadece yüzde 74'ünü karşılayabiliyor. Turizm gelirleri bu açığı karşılamak için, bütçe hesaplamalarına giriyor ama yetmiyor. Geri kalan rakam, dış ticaret açığı olarak kayıtlara geçiyor ne yazık ki....

Ama herkes bilmeli ki; ekonomideki çıkışın anahtarları: tasarruf, üretim ve ihracattır. Türkiye Bankalar Birliği Eski Genel Sekreteri Dr. Ekrem Keskin, ülkemizde tasarrufu özendirici tedbirler alınması gerektiğine dikkat çektiği eski ama güncel bir açıklamasında: "Tüketiciler harcamalarında tutumlu davranmalı. İnsanlara daha fazla tasarruf yapın demek, harcama yapmayın demek değildir. İnsanlarımız önceliklerini belirleyerek alışveriş yapsın" demişti bir tarihte...1995-2025 Yılları arasında tam 30 yıl boyunca TBB Genel Sekreteri olan Sayın Keskin'in uyarıları çok yerinde ama kim tasarruf edebiliyor ki bu ülkede..?

KİŞİ BAŞINA BORÇ MİKTARI;155.776 TL OLDU

Bu tür tasarruf uyarılarını dikkate almamız gerekiyordu ama alamıyoruz. Sonunda; tüketim arttı, borçlar boyumuzu aştı. Çözümün anahtarı: tasarruf ama biz bu konuda çok geri kaldık galiba...Yıllar önce hayatımıza giren "damlaya-damlaya göl olur" özdeyişlerini çoktan unuttuk.

Köprülerin altından çok sular geçti yani...İnsanlarımız değişti.!

Tükete-tükete : borçlu olmayan birey kaldı mı ki bu ülkede...Bakın bakalım çevrenize şimdi...Hiç borcu olmayan kaç kişi tanıyorsunuz..?

2026 Yılının Haziran ayı sonundaki Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi'nin hazırladığı borç bülteninde "çok borçlu olduğumuz" somut bir fotoğraf olarak çıkıyor karşımıza...Uzun zamandır süren ekonomik durgunluğun ve düşen alım gücünün tetiklediği borçlanma ihtiyacı

, ne yazık ki hiç hız kesmeden devam ediyor.

Şu anda bireysel kredi kullananların sayısı 44 milyon 466 bin kişi...Bu insanların toplam bireysel kredi borcu tamı tamamına 6 trilyon 927 milyar lira...Bu istatistiki verileri toplumsal anlamda değerlendirildiğinde; ülkemizde kişi başına ortalama kredi borcu 155.776 TL olarak ortaya çıkıyor.

Haziran 2026 tarihi itibarıyla;7 trilyon liraya ulaşan bireysel kredi borçlarının yüzde 50'si kredi kartı borcu olarak notlara girerken, yüzde 24'ü ihtiyaç kredisi, yüzde 14'ü ek hesaptan kullanılan krediler, yüzde 12'si konut kredileri ve yüzde 1'i ise taşıt kredileri olduğu ortaya çıkıyor.

Tabii ki bunlar resmi kayıtlara giren borçlar...Ya eşten-dosttan ve akrabadan alınan borçlar ne alemdedir acaba..? Bu borçları da hesaba kattığımızda; yaşadığımız bu güzel ülkede borcu olmayan vatandaş sayısının oldukça az olabileceği gerçeği ile karşı karşıyayız.

Kısacası; öğrencilerin KYK borçları, tüketicilerin araç ve ev borçlanmaları, kredi kartı borçları ve eş-dost-akraba borçları derken borç denizlerinde yüzen bir ülke olduk nihayetinde...

Yani; "Ben borçluyum, sen borçlusun ve o borçlu sarmalı" sardı dört yanımızı...

Bu borç denizlerinden boğulmadan kurtulabilsek bari..!

Yazarın Diğer Yazıları

Bir gün tüm maskelerimizi atarak bir tarafa...
25 Ağustos 2026 Salı, 11:48

Yüksek enflasyon sofralara hile olarak mı yansıyor?
22 Ağustos 2026 Cumartesi, 13:58

Bursa'nın zemini su muhallebisi gibi mi?
16 Ağustos 2026 Pazar, 15:00

Bu futbol kitabında kadının adı da var, hikayesi de...
14 Ağustos 2026 Cuma, 14:59

Büyük zaferi kazanmak için, küçük yenilgilere razı olun
11 Ağustos 2026 Salı, 12:41

Kopya çekerek bir marka yaratılır mı hiç?
07 Ağustos 2026 Cuma, 10:45

Trafik kazaları artarken, yol ve trafik mühendisliğinin önemi!
03 Ağustos 2026 Pazartesi, 12:36

Trafik kazaları artarken, yol ve trafik mühendisliğinin önemi!
03 Ağustos 2026 Pazartesi, 12:36

Eskiden milli bir bayram gibi yaşanırdı Bursa festivalleri...
31 Temmuz 2026 Cuma, 09:45

Anılarda da yaşıyor artık o, yüreklerde de...
28 Temmuz 2026 Salı, 09:38

Tüm Yazılar