Bursa GESİAD Başkanı Murat Kaya, Rusya ve Ukrayna arasında başlayan ve savaşa dönüşen krizin iki ülkeyle de ekonomik ve ticari ilişkileri olan Türkiye'yi yakından ilgilendirdiğini ifade ederek; savaşın uzaması durumunda gıda, enerji, turizm başta olmak üzere birçok sektörün olumsuz etkileneceğini söyledi.
ELİF DİDEM DANACIOĞLU / BURSADA BUGÜN
Küresel ticarette pandemi etkileri devam ederken; gündemde Rusya ve Ukrayna krizi ve ABD- Çin arasındaki ticaret savaşları taşları yerinden oynatmaya devam ediyor.
Ekonomide tahmin yapmanın zorlaştığı günlerden geçer olduk.
Sanayiciden iş insanına ve vatandaşa kadar 2022'nin dünyadaki tüm kesimler için daha zorlu bir dönem olacağı gündemde yerini koruyor.
İş insanlarının ekonomi tahminleri değişen piyasa koşullarına yetişemez oldu.
Küresel düzeyde yaşanan yeni sorunlarla beraber ekonomide gerçekleşmeler iş insanlarının tahminlerini aşar hale geldi.
Rusya - Ukrayna krizinden piyasalara, finansmana erişimden ABD- Çin arasındaki ticaret savaşları ve Yeşil mutabakata kadar Bursa Genç Sanayici İş İnsanları ve Yöneticileri Derneği (GESİAD) Başkanı Murat Kaya ile konuşmamızdan bölümleri sizlere aktarmak istiyorum.
"GESİAD, BURSA'MIZIN MİHENK TAŞIDIR"
Başkan Murat Kaya, ekonomi sohbetimiz öncesi, "GESİAD'a yeniden başkan seçildiniz. Bu dönemde neler yapmayı planlıyorsunuz?" soruma şu sözlerle cevap veriyor;
"Bursa Genç Sanayici İş İnsanları ve Yöneticileri Derneği (GESİAD) olarak 14. Olağan Genel Kurul toplantımızı gerçekleştirdik. Pandemi nedeniyle tüm dünya ile birlikte 2020 yılının mart ayından itibaren kendimizi yeni bir durumunun içinde bulduk. Global olarak görülen lojistikteki yavaşlama, hammadde teminine erişim zorluğu ile birlikte gelen emtia ve ara malı fiyatlarındaki artışlar, yine dünya genelinde yükselen enflasyon dengeleri değiştirdi. Bu dönemde bilhassa üye ilişkilerine özel önem gösterdik, şartlara göre genellikle işyeri ziyaretleri düzenledik, bazen de zoom toplantılarında bir araya geldik. 30 yıldır kuruluş ilkelerimizden hiç taviz vermedik, üstelik her geçen yıl daha da emin adımlarla büyüyerek faaliyetlerini sürdüren Derneğimiz sadece Bursa'mıza değil tüm ülkeye örnek oldu ve örnek olmaya devam ediyor. GESİAD; Bursa'mızın mihenk taşıdır, Bursa sanayicisinin tamamının sıralarından geçtiği bir okuldur. 196 mevcut üyemiz var. Otomotiv yan sanayinden tekstile, inşaattan mobilya ve hizmet sektörüne kadar çeşitli sektörlerde üye yapımız var. Yeni dönemde de sayımızı da arttırmayı düşünüyoruz. Çeşitli sivil toplum örgütleriyle birlikte projeler yapmayı ve üyelerimizin gelişimine yönelik eğitimler düzenlemeyi planlıyoruz. GESİAD olarak; istihdam sağlamayı, ihracat yapmayı ve katma değer yaratmayı seven bir topluluğuz. Yıllar sonra geriye baktığımızda da güzel projeler ürettiğimizin gururuyla mutlu olacağız."
Rusya - Ukrayna gerginliğine göz atarsak;
"BÖLGEDEKİ GERGİNLİK DENGELERİ SARSACAKTIR"
Rusya - Ukrayna gerginliği iş insanlarını ve ticareti nasıl etkiler?
İş insanları olarak, Rusya ile Ukrayna arasındaki krizi yakından izliyoruz. İki ülkenin Türkiye'nin gıda ithalatında, turizmde ve doğalgaz ithalatında payı bulunuyor. Her iki ülkede yüzlerce Türk yatırımı ve projeler var. Bölgedeki gerginlik dengeleri sarsacaktır. Rusya ile Ukrayna'yı savaşın eşiğine getiren kriz, Türk iş insanları tarafından onaylanan bir durum değil. İki ülkeyi de aklıselim olmaya davet etmek gerekiyor. İnsani olarak baktığımızda da, savaşları hiç kimsenin isteyeceğini düşünmüyorum. Doğu ve batı ülkelerinin birbiriyle restleşmesi, sınır ülkelerimiz açısından Türkiye'yi zor durumda bırakacağını düşünüyorum.
"TEMİZ ÜRETİM..."
Yeşil mutabakat konusunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Yeşil dönüşümün Türkiye ekonomisi ve sanayisinin sürdürülebilir büyümesi için önemli olduğunu düşünüyorum. İş insanlarına göre Yeşil Mutabakat'a uyum; sanayi ve ihracatta rekabet gücünü artıracak ve temiz üretim sağlayacaktır. Bu durum ihraçları teşvik edecektir. Yabancı firmalar Yeşil Mutabakat ile temiz çevre ve temiz üretim diyorlar. Sadece işin tedarik zinciri, ticaret ve lojistik ayağında değil; yatırımcı çekebilme ve finansal ayağında güçlenmesi mümkün olacaktır. Bu dönüşümü yapmayan firmalar git gide daha zor yatırımcı çekecek ve sipariş alabilecek. BTSO'nun önderliğinde kurulan TEKNOSAB konunun öncülüğünü yaptı. Çevre kirliliğinin ve küresel ısınmanın önüne geçmek için yapılan bu anlaşmaya her bir vatandaşımızın sıkı sıkıya sarılması gerektiğini düşünüyorum. Sanayici olarak bizler de bu konuya biraz daha fazla eğilmeli ve önem göstermeliyiz. Bu kapsamda Yeşil Mutabakat, tarım ve doğal yaşamı korumaya yönelik önemli düzenlemeleri beraberinde getiriyor. Dolayısıyla bu anlaşmanın ülkemize önemli kazanımlar sağlayacağını düşünüyorum. Türk ekonomisini rekabetçi kılmak adına fırsat olduğunu düşünüyorum. Türkiye bu standartlara uyarak kendini daha fazla yenileyebilecek. Burada geleceğe yatırım söz konusu olduğunu düşünüyorum.
"İHRACATTA PROBLEM YAŞANDI"
Yaşanan kur oynaklığı piyasaları derinden etkilerken, ihracata etkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Yılın son çeyreğinde yaşanan kur oynaklığı iş insanlarını derinden etkiledi. Özellikle ithal girdi maliyetleri yüksek olan üreticiler için kurdaki oynaklıktan dolayı ihracatta problem yaşandı. Kur yükseldikçe yurt dışından müşteriler bizlerden indirim istediğini söyledi. İhracat yapan firmalar olarak fiyat vermekte çok zorlandık. Henüz yurt dışı fiyatlandırmalarını bitiremeyen GESİAD üyelerimiz var. Bu durum topyekûn ekonomiye yansıyacak. Çünkü zararına satış olmaz, fiyatlandırma çok önemli. Kurdaki artış üretim maliyetlerini de yükseltiyor. Kurdaki aşırı oynaklık ise artan ani maliyetler yüzünden bazı firmaların ihracatını olumsuz etkilemesine kadar gidebiliyor. Yüksek kur üzerine yapılan planlar kimseye bir fayda getirmiyor. İhracatçılar ne düşük kur ne de yüksek kur istiyor. Bu konudaki beklenti sabit ve istikrarlı bir kur politikası uygulanmasıdır. Biz ihracat yapabilmek için yurt dışından hammaddemizi almak zorundayız ve bunları da dövizle alıyoruz. Bu durum ihracatçıların dış pazarda rekabetçi olmasını engelliyor. Yapılan müdahalelerle döviz kuru düşse de, maalesef fiyatlar geri gelmiyor. Pahalıdan alıp, ucuza satmak gibi bir durum... Artan girdi maliyetleri hem borç yükünü hem de üretim süreçlerini olumsuz etkiliyor. Sektörlerin hammadde girdilerinde dışa bağımlı olduğunu düşünecek olursak, kur artışlarının firmalara getireceği finansman yükü de maalesef fazla. Bazen gün içindeki dövizdeki aşırı oynaklık yüzünden üretim ve ihracat süreçleri zora giriyor. Dövizde yaşanan hareketlilik hem iç pazara hem de dış pazara yansıyor. Bir yandan enerji maliyetlerinde ocak ayından beri yaşanan artış, asgari ücrette de yaşanan artışlar üreticinin ve ihracatçının kar marjını aşağıya çekiyor.
"2022 YILI İÇİN FİYATLANDIRMA YAPMAKTA ZORLANDIK"
Sizce 2021'de iş insanlarına yön veren gelişmeler neler oldu? 2022'de neler öngörüyorsunuz?
Zorlu bir yılın ardından iş insanları olarak 2021'e umutla başlamıştık. Fakat yıl içerisinde yaşanan süreçler bizleri zorladı. Özellikle yılın son çeyreğindeki döviz dalgalanmaları hedeflerimizi tutturmuşken, gelişen belirsizlik ortamıyla önümüzü görmemizi engelledi. 2022 yılına yine umutla başladık, fakat 2022 yılı için fiyatlandırma yapmakta zorlandık. Özellikle girdi maliyetleri ve enerji maliyetlerinin yüksek olması bazı dengeleri tekrar sarstı. Enerji krizi tüm dünyada büyüyor. Ani gelişen bu talep piyasada enerji arzında sıkıntıya neden oldu. Küresel çapta yaşanan sıkıntılar, ekonomiye yönelik endişelerin artması ile sermaye piyasası olumsuz etkilendi. Finansmana erişimin zorlaştığı dönemde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan Kredi Garanti Fonu (KGF) kefaleti ile 60 milyar TL'lik 3 yeni destek paketi, üretici ve ihracatçı şirketlere önemli katkı sağlayacaktır. Yatırım, istihdam, üretim ve ihracat yapan şirketlere desteklerin devamı ve finansmana erişim olanaklarının artırıcı destekleri çok önemli olduğunu düşünüyorum. İş insanları olarak enerji konusunda da destekler bekliyoruz. Üretim alanlarının güçlendirilmesini önemsiyoruz. 2022 yılında öncelikle istikrar bekliyoruz. Önümüzü görebilmemiz için istikrar olmazsa olmaz. Bizler iş insanları olarak her zorlu süreci aşabilecek güçteyiz ve bu zorlu süreçleri de atlatacağımıza inanıyorum.
"KÜRESEL TİCARETİN POLİTİKALARI DEĞİŞMEYE BAŞLADI"
Amerika ile Çin arasındaki ticaret savaşlarından, pandemi ve beraberinde tedarik krizine uzanan bir süreçteyiz. Küresel ekonomide nasıl bir görünüm bekliyorsunuz?
Küresel ticaretin politikaları değişmeye başladı. Şuanda dünyada büyük bir kriz var. Uzun yıllardan sonra ABD'de enflasyon 1982'den bu yana en yüksek seviyeye çıktı. Aynı zamanda işsizlik oranı 50 yılın en düşük seviyesi olan yüzde 3,5'e kadar geriledi. Amerikan ekonomisi üzerinde yarattığı hasar da büyüdü. Kriz en fazla istihdam piyasasını etkiledi. Bunun yanında Çin Halk Cumhuriyeti gibi bir güç var. Oranında ayrı bir iş hacmi ihtiyacı var. Türkiye'nin önündeki engeller kalkar, finansmana erişim ve istikrarlı ekonomi politikaları sağlanırsa önümüzün açık olduğunu düşünüyorum. TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan'ın söylediği gibi, dünya ekonomisi gayri safi yurtiçi hâsılası 2022 yılında ilk kez 100 trilyon dolarlık bir iş hacminden bahsediliyor. Tüm dünyada bu yıl tarihte eşi benzeri görülmemiş ölçekte mal ve hizmet üretilecek. Türkiye'nin buradan fazla pay alması gerektiği düşüncesindeyim. İş insanları olarak, üretim parkurlarımızla hazırız. Özellikle finansmana erişim konusunda desteklendiğimiz zaman yapamayacağımız hiçbir şey yok.
"AVRUPA VE AMERİKA PAZARI GÜNDEMİMİZDE VAR"
Afrika pazarı yeniden gündemde, BAE ile Irak olmak üzere üçüncü ülkelerle işbirliği konusu yansımaları nasıl olacak?
GESİAD olarak, daha çok sanayinin gelişmiş olduğu ülkelere Avrupa ve Amerika pazarı gündemimizde var. Afrika pazarı bize hitap etmiyor. Baktığımız zaman Afrika, BAE, Irak gibi pazarlarda gelecek vaat eden ülkeler. Özellikle ihracat, tarım ve teknoloji ile uğraşan firmaların bu ülkelerden pay almaları gerekiyor. Uzun vadede Afrika'nın da gelecek vaat eden bir potansiyele sahip olduğunu düşünüyorum.
"DENGE SAĞLAYACAK POLİTİKALAR GEREKİYOR"
Ağırlığı giderek hissedilen enflasyon baskısının Türkiye ekonomisi üzerindeki etkilerini değerlendirir misiniz? 2022 için öngörünüz nedir?
Enflasyon artışı son ürün fiyatına yansıtılamaması üreticinin zorlanmasına yol açtı. Özellikle, Ocak ayı tüketici ve üretici enflasyonu arasında çok büyük farklar oluştu. Şu an en büyük sorun maliyet oluşturamama ve karsızlıktır. Üretici ve tüketiciye fiyat karında denge sağlayacak politikalar gerekiyor. Enflasyonist ortamdan bir an önce kurtulmamız ve üretimimizi arttırmaya yoğunlaşmamız lazım. Ülke olarak ürettikçe bazı dengelerin yerini bulacağını düşünüyorum. Önemli olan iş insanlarının üretim şevkini kaybetmemesidir.
Kaynak: BURSADA BUGÜN
Ekonomi, 2022.03.01 12:12