CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, Mesud Barzani'nin Kürtler arasında saygın bir ismi olduğunu belirterek, "Bu saygınlığını Türkiye'de iç siyasi çekişmelere, çatışmalara, kavgalara kurban etmemeye özen göstermesini dilerim" dedi.
Tanrıkulu, düzenlediği basın toplantısında, 1 milyon 300 bin kadının evlerde hizmetçi olarak çalıştığını söyledi.
Kadınların bu ev hizmetlerinin sosyal güvenlik kapsamında olmadığını belirten Tanrıkulu, bu sorunun giderilmesine ilişkin olarak, milletvekili arkadaşlarıyla birlikte hazırladığı teklifi TBMM Başkanlığı'na sunduğunu söyledi.
Teklif hakkında bilgi veren Tanrıkulu, teklifin, ev hizmetlerinde günlük ve süreki çalışanların sigorta kapmasına alınmasını öngördüğünü bildirdi.
Tanrıkulu, bir çok Avrupa ülkesinde başarılı olarak uygulandığını söylediği sistemin Türkiye'de de uygulanmasını isteyerek, "Kadını çalıştıran, bankalarca bastırılan sosyal güvenlik fişlerini bankadan satın alarak çalışana veriyor.
Onlar da bunları biriktirerek, sosyal güvenlik kurumuna bildiriyorlar ve bildirdikleri iş kadar da sosyal güvenlikleri tamamlanmış oluyor" dedi.
Tanrıkulu, kadınları çalıştıranların, günlük asgari ücretin yüzde 30'u civarındaki bir sosyal güvenlik miktarı, yani 12 TL; günlük asgari ücretin yüzde 5'i tutarında da kıdem tazminatı primi ödemesi, yani 2 TL, toplamda 14 TL ödeme yaparak onların sigortalı olmasını sağlayabileceklerini kaydetti. Tanrıkulu, "Türkiye'nin uzun yıllardır kanayan bu yarasının Meclis'te kapanmasını istiyoruz" dedi.
Ali İsmail Korkmaz'ın Eskişehir'de görülen davasının güvenlik gerekçesiyle Kayseri'ye alındığını anımsatan Tanrıkulu, bu davanın yanısıra bir çok davanın da görüldükleri illerden alınarak başka illere gönderildiğini belirtti. Tanrıkulu, Uğur Kaymaz'ın davasının Mardin'den alınarak, güvenli olmadığı belirtilen Eskişehir'e alındığını ifade etti.
Tanrıkulu, nakledilen bu davalarda yargılanan kolluk kuvvetlerinin suçsuz bulunduğunu kaydederek, "Bu yöntemin, kolluk güçlerini aklamanın aracı olduğunu görmekteyiz. Hükümet, işkence yapan, faili meçhul cinayet işleyen, orantısız güç kullanan, katliamlar yapan failleri davaların nakli yoluyla korumaktadır. Buna son verilmesi lazım" dedi.
"AİHM'in kararı, Roboski kararının öncüsü"
Türkiye'nin, dün AİHM'de tarihinin en ağır cezasını aldığını iddia eden Tanrıkulu, 1994 yılının Mart ayında Şırnak'ta savaş uçaklarının bombaladığı iki köyde 41 köylünün yaşamını yitirdiğini söyledi.
Tanrıkulu, "O dava hakkında 1994'ten 2006 yılına kadar hiç bir soruşturma yapılmayınca, konu AİHM'e götürüldü ve dün karar verildi. Türkiye, savunmalarında güvenlik güçlerinin sorumluluğunun olmadığını söylemişti.
Tanrıkulu, AİHM'nin bur kararla birlikte Hükümet'e, '"Benim tazminat kararı vermem yetmez, sorumluları ortaya çıkar ve cezalandır" dediğini iddia etti.
Tanrıkulu, AİHM'in bu kararının Roboski kararınının öncüsü olduğunu ileri sürerek, "Hükümete çağrım: Yarın öbür gün emekliliklerinde rücu davası ile veya şimdiki gibi bir savcı celbiyle karşılaşmak istemiyorlarsa, sorumluluları yargı önüne çıkarsınlar ve korumaktan vazgeçsinler" dedi.
Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi Başkanı Mesud Barzani'nin, Diyarbakır'da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesi ile ilgili değerlendirmesi sorulan Tanrıkulu, "Sayın Barzani, 50-60 yıllık siyasi mücadelenin, Kürtler arasındaki saygın bir ismidir. Bu saygınlığını kendi tarihinin mücadelesinden almaktadır. Ben bu saygınlığını Türkiye'de iç siyasi çekişmelere, çatışmalara, kavgalara kurban etmemeye özen göstermesini dilerim" diye konuştu.
Kaynak: BURSADA BUGÜN
Güncel, 2013.11.13 13:42