TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, İsrail'in Gazze'deki saldırılarına işaret ederek, "İsrail çoktan bu savaşı bir teoloji savaşına çevirmiş vaziyette" ifadelerini kullandı. Kurtulmuş, "Önümüzdeki süreçte Birleşmiş Milletler başta olmak üzere bir yeniden yapılanma sürecine insanlık gitmek mecburiyetindedir" dedi
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, İsrail'in Gazze'deki saldırılarına işaret ederek, "İsrail çoktan bu savaşı bir teoloji savaşına çevirmiş vaziyette" ifadelerini kullandı. Kurtulmuş, "Önümüzdeki süreçte Birleşmiş Milletler başta olmak üzere bir yeniden yapılanma sürecine insanlık gitmek mecburiyetindedir" dedi
Gazze'de çoluk çocuk, kadın, genç, yaşlı demeden sivillerin hiçbir şekilde ayırt edilmeksizin şehit edildiğini ve şu ana kadar yaklaşık 4 binden fazlası çocuk olmak üzere 10 bin kişinin şehit edildiğini belirten Kurtulmuş, "Bu, bütün insanlık için yüz kızartıcı ağır bir suçtur. Bunu söylemekten bile utanıyoruz. Hatta utanmaktan bile utanıyoruz. Ama maalesef aynen Srebrenitsa katliamı sırasında olduğu gibi böylesine büyük bir soykırımı yapanlar var; katiller var, caniler var, onlara destek verenler var, onların yaptıklarını görmeyenler var, onları bir şekilde suçlar gibi görünse de aslında 'Ama onlar da böyle yapmasaydı' diyerek mazluma söz söyleyenler var. Aynı filmi bir kere daha burada Gazze'de izliyoruz. Gazze'de de katiller var, katilleri destekleyenler var, sessiz kalanlar var. Ama şunu söyleyeyim. Dünyanın dört bir tarafında bu insanlık suçuna ortak olmak istemeyen vicdan sahibi insanlar var. Dolayısıyla nasıl Auschwitz'te Nazilerin yaptıkları suç cezasız kalmadıysa, nasıl Srebrenitsa'da katillerin yaptığı cezasız kalmadıysa öyle inanıyorum ki Gazze'de yapılan bu soykırımın, katillerin de hesabı sorulacak ve onlar da cezasız kalmayacaklardır. Çünkü işlenen açık bir insanlık suçudur. Ümit ederiz ki acilen bir ateşkes sağlanır, acilen de Gazze'deki o mazlum ve masum insanlara temel insani destekler temin edilir" açıklamasını yaptı.
Türkiye olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın öncülüğünde bu meselenin bir an evvel kalıcı ve adil bir barışa kavuşması için gayret sarf ettiklerini bildiren Kurtulmuş, "Ama işin on yıllar boyunca çözülemeyen siyasi yönüyle birlikte çok acil bugün çözülmesi gereken; acil ateşkes ve insani yardım meselesini de birinci önceliğimiz olarak görüyoruz. Meselenin siyasi çözümü için üç ana mesele var. Birincisi; 1967 sınırlarında başkenti Kudüs olan tam manasıyla bağımsız bir Filistin Devleti'nin kurulması, ikincisi; Filistinlilerin evlerini, iş yerlerini, köylerini, oraları gelip basarak onların mülklerine konan, onların mülklerini gasp eden sözüm ona yerleşimcilerin derhal çıkartılması, üçüncüsü ise; Mescid-i Aksa başta olmak üzere kutsal mekânların korunmasının temin edilmesi. Maalesef uluslararası camia bunları on yıllar boyunca sağlayamıyor. Bu katliamla birlikte şu da ortada; uluslararası sistem diye bir şey yoktur. Bu sistem çökmüştür" dedi.
Kurtulmuş, "Güçlü olanın, elinde silah olanın, elinde medya gücü olanın, elinde ekonomik gücü olanın istediği gibi yönettiği bir dünya ortaya çıkartılmıştır. Bu, istesek de devam edemez. Biz de Türkiye olarak sonuna kadar diyoruz ki, dünya beşten büyüktür. Yeniden adil, hakkaniyetli bir dünya sistemi kurulması zorunludur" dedi.
"Desteği verenlerin hepsinin de tarih önünde sorumlu olacağı aşikardır"
Sivillerin öldürülmesinde İsrail dışında AB ve ABD'nin de sorumlu olduğu yönündeki demeçlerin hatırlatılması üzerine Kurtulmuş, "Bizim ne düşündüğümüz değil, İsrail'e destek verenlerin ne söylediği önemlidir. Yani koca bir ülkenin bakanı geldi ve böylesine büyük bir insanlık suçu işlenirken, 'Evet ben de bir Yahudi olarak buraya geldim' dedi. Bu doğrudan doğruya destek vermektir. Ayrıca Amerika'nın ilgili kurumları çok net bir şekilde, 'İsrail'e hiçbir kırmızı çizgi çekmiyoruz. İsrail istediğini yapabilir' dedi. Bunlar sözler. Bir de İsrail'e destek olmak için uçak gemilerini bölgeye gönderdiler. Yani hiç kimse İsrail'in bu yaptığı zulme mani olmasın, eğer böyle bir şey olursa biz buradayız mesajını verdiler. Dolayısıyla çok net bir şekilde İsrail'in bu saldırganlığına karşı onlara destek olan, onları haklı gören ve onların bu saldırganlığına prim veren herkesin bu suça ortak olduğunu söylemek mümkündür" dedi.
Türkiye'nin sivillere yapılan her türlü saldırıyı kimden gelirse ve kime yönelirse yönelsin kabul etmediğini belirten Kurtulmuş, "Kabul etmek mümkün değildir. Ama şunu kabul etmek ise hiç mümkün değildir. Siviller arasında bir hiyerarşi olmaz. Yani falanca sivil öldürüldüğü zaman bu kötü, öteki öldürüldüğü zaman, yani Şifa Hastanesi'nde 500 insanı öldürdüğünüz zaman iyi. Böyle bir mantık olmaz. Bu insanlık değildir. Dolayısıyla bütün bu desteği verenlerin hepsinin de tarih önünde sorumlu olacağı aşikardır" dedi.
"Artık İsrail çoktan bu savaşı bir teoloji savaşına çevirmiş vaziyettedir"
"Gazze'deki asıl amaç, Filistin halkının tamamen yok edilmesi midir?" sorusu üzerine Kurtulmuş, "Hiç şüphesiz. Başta, bu kadar da ileri gidemez zannettiğimiz şeyleri de yapıyor İsrail yönetimi. Dikkat ederseniz özellikle ikinci haftadan sonra sadece siyasi, askeri terminolojiyi değil, dini terminolojiyi de kullanmaya başlıyorlar. Yani kendi inançlarına göre o bölgede yaşayan Yahudilerin dışındakilerin hepsi temizlenene kadar, yani Nil'den Fırat'a kadar halkları oradan çıkarana kadar bu savaşı sürdüreceklerini, hatta Yeşaya'nın kehanetlerinden bahsediyorlar. Açıkça diyorlar ki burada bizden başka kimse kalmayacak, kalanlar da köle olmayı kabul edecek. Bu sakat bir teolojik anlayıştır. Kendilerini dünyanın efendisi olarak gören, o vaat edilmiş toprakların kendileri için hak olduğunu, esas oranın yerleşik insanlarının da oradan sökülüp atılmasını isteyen bir anlayıştır. Bu kabul edilemez. Artık İsrail çoktan bu savaşı bir teoloji savaşına çevirmiş vaziyettedir" dedi.
Kaynak: BURSADA BUGÜN
Siyaset, 2023.11.05 21:14