Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, sosyal medya hesabından bir açıklama yaparak muhalefeti hedef aldı. Uçum, Nazi benzetmesi yaptığı muhalefet için "Seçmeni, depremzedeleri, hatta muhalefetin adayını aşağılamak dahi muhalif temsil alanlarının normali haline geldi" ifadelerini kullandı.
14 Mayıs'ta gerçekleşen cumhurbaşkanlığı seçimi, ilk turda adayların 50+1 oy oranına ulaşamamasından dolayı ikinci tura kaldı. 28 Mayıs'taki ikinci turda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu yarışacak.
Türkiye seçimlerin 2. Turu için hazırlanırken adaylar ve siyasilerden ise her geçen gün çeşitli açıklamalar geliyor. Söz konusu açıklamalara Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Mehmet Uçum da katıldı. Uçum, Twitter hesabından yaptığı açıklama ile muhalefeti ve onlara destek veren isimleri hedef aldı.
Medyacılar, sanatçılar, entellektüeller ve akademisyenler gibi kesimlerin "çıldırmış vaziyette" olduklarını söyleyen Uçum, "İktidar gelsin de hangi dille gelirse gelsin omurgasızlığı en geçer akçe olmuş. Ne ilke var ne program, ne dünya görüşü ne de ülke sevdası. Bunların hiçbir önemi yok onların nezdinde" dedi.
"Seçmeni, depremzedeleri, hatta muhalefetin adayını aşağılamak dahi muhalif temsil alanlarının normali haline geldi" diyen Uçum muhalefete Nazi benzetmesi yaparak, "Bazıları da nazi propogandası tarzı bir dili işlevsel görüp ona sarılıyor." ifadelerini kullandı.
Uçum paylaşımında şunları söyledi,
"Muhalefetin temsil alanlarındaki aktörlerin ağırlıklı kesimi (medyacılar, sanatçılar, entellektüeller, akademisyenler, her türlü popüler kimlik sahipleri, iş dünyasından olanlar ve bir kısım siyasiler) çıldırmış vaziyetteler.
İktidar gelsin de hangi dille gelirse gelsin omurgasızlığı en geçer akçe olmuş. Ne ilke var, ne program, ne dünya görüşü ne de ülke sevdası. Bunların hiç bir önemi yok onların nezdinde.
Her renkten olunur, her kimliğe girilir, her kisve giyilir.
Fikri doğrultunun önemi yok, karakterli duruşun önemi yok, tutarlı davranışın önemi yok.
Bukalemun olmak mübah. Sistematik yalan söylemek normal. Eş zamanlı olarak birbirine tamamen zıt şeyler söyleyip hepsinden yana gözükmek ise bir "beceri"! Yani "takiye" en üstün meziyet.
Seçmeni, depremzedeleri, hatta muhalefetin adayını aşağılamak dahi muhalif temsil alanlarının normali haline geldi.
Bazıları da nazi propogandası tarzı bir dili işlevsel görüp ona sarılıyor.
Böyle bir ortamı böyle bir tarzı muhalefetin sosyal tabanının da makul ve meşru görmesi asla mümkün değil.
Türkiye toplumu farklı siyasi tercihler yapabilir ama alçaklığın evrensel tarihinde yeni bir sayfa olabilecek böyle bir kepazeliğe bir bütün olarak karşı durur. Anlamadıkları bu.
Görülüyorki bu temsil alanları tam bir batıcı-faşist iktidar arayışındaymış. Dertleri ülke de değil toplum da. Sadece kendilerini üstün kılmak tüm dertleri.
Mandacı-himayeci, küresel emperyalizmin Türkiye'yi teslim alma ve parçalama projesine hizmet edecek iktidar peşinde olanlar aynı zamanda hakiki manada batıcı-faşist bir iktidar istiyorlarmış.
Türkiye toplumu bir bütün olarak bu faşist zihniyeti paramparça eder. 28 Mayısta da 14 Mayısta başladığı işi bitirerek bunu dünyaya ilan eder"
Kaynak: BURSADA BUGÜN
Güncel, 2023.05.18 22:36