Dün öğlen saatlerinde Erzincan'ın İliç ilçesindeki altın madeninde göçük meydana geldi. Yaşanan toprak kaymasıyla madendeki siyanürün Fırat nehrine sızma iddiası gündeme geldi. Oldukça tehlikeli olduğu bilinen siyanürün etkilerini TMMOB Kimya Mühendisleri Odası (KMO) Bursa Şube Başkanı Erkan Tekin Mutlu, Bursada Bugün'e anlattı.
MAHMUT VURAL / BURSADA BUGÜN
Dün Erzincan'ın İliç ilçesindeki altın maden faciasında meydana gelen göçük sonrası siyanürün Fırat nehrine sızma ihitimaline dair iddialar gündeme geldi. Siyanürle ilgili bilgileri TMMOB Kimya Mühendisleri Odası Bursa Şube Başkanı Erkan Tekin Mutlu Bursada Bugün'e anlattı.
"KALP BEYİN VE DİĞER VİTAL ORGANLARDA CİDDİ HASARLARA NEDEN OLABİLİR"
Konuşmasına siyanürle ilgili bilgi vererek başlayan Mutlu, "Siyanür, endüstride bazı metallerin işlenmesinde, madencilikte, kimya endüstrisinde, pestisit üretiminde ve fotoğrafçılıkta kullanılır. Ayrıca bazı tıbbi uygulamalarda ve metal kaplama işlemlerinde de kullanılabilir. Siyanür, hücrelerdeki solunum sürecini bozarak zehirleyici etki gösterir. Bu, vücuttaki hücresel solunumu engelleyerek hücrelere oksijen taşınmasını engeller. Hücreler oksijensiz kaldığında, enerji üretimi bozulur ve hücreler zarar görür. Özellikle kalp, beyin ve diğer vital organlarda ciddi hasarlara neden olabilir" dedi.
"BELİRTİLERİ HIZLI ORTAYA ÇIKIYOR"
Siyanür zehirlenmelerine ilişkin açıklamalarda bulunan Mutlu, belirtilerin hızlıca ortaya çıktığını söyledi. Mutlu, siyanür zehirlenmesindeki belirtilerin ise nefes darlığı, baş dönmesi, mide bulantısı, kusma, kas spazmları, bilinç kaybı ve ölüm olduğunu kaydetti. Ayrıca Mutlu, "Siyanür, genellikle içilerek veya solunarak alındığında zehirleyici etki gösterir. Bu nedenle kimyasal endüstride, madencilikte veya laboratuvar ortamlarında çalışanlar için potansiyel bir tehlike oluşturabilir. Ayrıca siyanür içeren bazı bitkiler de insanlar ve hayvanlar için tehlike arz edebilir. Sonuç olarak, siyanür ciddi zehirlenmelere ve ölümlere yol açabilen tehlikeli bir kimyasaldır. Bu nedenle, güvenli depolama ve kullanım önlemleri alınmalı ve siyanür içeren maddelerin dikkatli bir şekilde ele alınması gerekmektedir" şeklinde konuştu.
"EN UFAK BİR SIZINTI, AĞAÇ KATLİAMININ ÖTESİNDE BİR ÇEVRE KRİZİ YARATABİLİR"
Altın aramalarında siyanürün neden kullanıldığı hakkında bilgiler paylaşan TMMOB Kimya Mühendisleri Odası Bursa Şube Başkanı Erkan Tekin Mutlu, "Cevherin derecesine, yani kalitesine bağlı olarak siyanürü birkaç farklı şekilde kullanmak mümkündür; ancak hepsinde temel olarak yapılan, siyanür ile altını iyice karıştırarak, altını ayrıştırmaktır. Kapalı tesislerde siyanür, değirmen benzeri bir alet içinde altınla karıştırılır. Açık tesislerde ise cevher kütlesi üzerine açık alanda siyanür sıkılır. Her iki yöntemde de siyanür altın iyonlarına bağlanır ve suda çözünebilir hale getirir. Böylece çinko ya da karbon gibi elementler kullanılarak altın solüsyondan kolayca ayrıştırılır ve %96'yı aşan saflıklarda altın elde etmek mümkün olur. Ancak bu süreçte kullanılan siyanürün kendisi herkesin bileceği gibi aşırı toksik bir maddedir. Sıvı siyanür, atık havuzlarında depolanır. İşte bu depolarda meydana gelecek en ufak bir sızıntı, sadece ağaç katliamının ötesinde bir çevre krizi yaratabilir. Hatta süreç içinde madenin yapısına bağlı olarak arsenik gibi diğer zehirli kimyasallar da açığa çıkıp, güvenliğin sağlanmaması halinde doğaya karışabilir" diye konuştu.
SİYANÜR ZEHİRLENMESİNDE ÖLÜM ORANI YARI YARIYA
Mutlu, siyanürün etrafa yayılması durumunda ölüm, 10 dakika içinde gerçekleştiğini söylerken siyanür gazına maruz kalan her 100 insandan 50'sinin ölmesi beklendiğinin altını çizdi.
HAYVANLAR DA TEHLİKE ALTINDA
Sadece insanların değil hayvanların da siyanür gazından etkilendiğini kaydeden Mutlu, "İnsanlarla birlikte, siyanüre maruz kalabilme olasılığı olan üç temel hayvan grubu daha vardır. Birinci grup kara hayvanlarıdır. İkinci grup kuşlar, üçüncü grup ise suda yaşayan canlılardır. Birinci gruptaki hayvanların, siyanürle karşılaşma olasılığı, insanlar için alınan önlemlerden dolayı kısmen de olsa azdır. Asıl risk gurubunda olan ise su canlılarıdır. Bu canlılar siyanür zehrine en duyarlı olanlardır ve siyanür suya karışırsa, zarar görmeleri kaçınılmazdır" ifadelerini kullandı.
"ÇERNOBİL'DEN SONRAKİ EN BÜYÜK BÖLGESEL ÇEVRE FELAKETİNE YOL AÇABİLİR"
TMMOB Kimya Mühendisleri Odası Bursa Şube Başkanı Erkan Tekin Mutlu, Fırat nehrine siyanürün ulaşması durumunda Çernobil'den sonraki en büyük felaket olabileceğini söyledi. Mutlu, "Bölgedeki Atık barajının kapasitesi yaklaşık 197 futbol sahası büyüklüğünde, 122.000 ton sülfirik asit dışında 40'a yakın kimyasal kullanılıyor. Siyanür, sülfirik asit, nitrik asit, silika, hidrojen peroksit gibi. Bu 40 maddenin 23 kadarı direk kanserojen madde statüsündedir. Bu atık alanının Fırat nehrine mesafesi 350 metre. Ağır metal sızıntılarının nehre karışması Çernobil'den sonra belki de en büyük bölgesel çevre felaketine yol açabilecek düzeydedir. Net rakamlar ile konuşmak için bölgeye giden ekiplerin almış olduğu numune sonuçlarına bakmak gereklidir" dedi.
"TÜM ÇED KARARLARI İPTAL EDİLMELİ"
Son olarak ise Mutlu, TMMOB Kimya Mühendisleri Odası Bursa Şubesi adına bir açıklama yaptı ve sözlerini şöyle noktaladı:
İklim bilimci uzmanlar, 2040 yılına kadar iklim krizinin böyle devam etmesi durumunda, Türkiye üzerinde birçok göl ve nehrin kuruyacağı buna mukabil, Fırat ve Dicle nehirlerinin düzgün korunması halinde ayakta kalabileceğini söylüyorlar. Gözümüz gibi bakmamız üzerine titrememiz gereken bu ırmakların yakınlarına kurulan zehir barajının bir an önce kapatılması gerekmektedir. Daha bir sene önce siyanürlü solüsyon taşıyan borularda yırtılma neticesinde siyanürlü solüsyon sızdırmazlık alanı dışına taşarak çevresel tahribata neden olmuştur buna rağmen işletme faaliyetlerine devam etmiştir. Açık havada liç sistemi ile yapılan siyanürlemede, sülfirik asit kullanımında doğaya hidrojen siyanür gazı karışmaktadır. Bu sistem AB parlamentosu tarafından çevresel tahribatı çok büyük olduğu için ve kontrol edilemediği için yasaklandı. Sülfürik asit dumanı gece özellikle soğuk havalarda daha fazla yükselerek atmosfere karışıyor, bu tehlikeli duman sonrasında asit yağmurları olarak karşımıza çıkıyor. Bu yağmur akabinde insanı, toprağı bitki ve hayvanları kanser başta olmak üzere birçok hastalığa maruz bırakıyor. Madenlerimiz ulusal ve uluslararası sermaye gruplarının yağma alanı olmaktan çıkarılmalı, İliç'te yaşanan felaketin tüm sorumluları yargı karşısında hesap vermeli, tüm ÇED kararları iptal edilmeli ve işletme derhal kapatılmadır.
Madenlerde denetlemeler yetersiz mi? Tepeuğur'dan acil eylem planı vurgusu
ÇMO Bursa Şube Başkanı Mutlu: Heyelan ekolojiyi tamamen bitirdi
Güncel, 2024.02.14 13:48