Mazlumder'in geleneksel hale getirdiği İnsan Hakları Gecesi'nde İnsan Hakları Ödülleri de sahiplerini buldu
MAZLUMDER Geleneksel İnsan Hakları Gecesi Emin Saraç Kültür Merkezi'nde büyük bir coşkuyla gerçekleştirildi. Gecede Mazlumder'in geleneksel hale gelen İnsan hakları ödülleri de sahiplerini buldu.
Gecenin açılış konuşmasını yapan MAZLUMDER İstanbul Şube Başkanı Cüneyt Sarıyaşar "23 yıllık insan hakları mücadelelerinde 'sizleri her zaman bizimle omuz omuza bulduk" dediği katılımcılara, MAZLUMDER üye ve gönüllülerine teşekkür etti. Sarıyaşar konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Gecemizi iki temel üzerine bina ettik. Son 3 yıldır Ortadoğu halklarının kendi iradesine sahip olma refleksi hayata geçti ve bu süreç içinde zalimler de boş durmadı. Hala Arap coğrafyalarında kanlar akmakta ama önemli bir eşik de geçildi. Bu sürecin en önemli merhalesi de Mısır'daki direniş ve onun sembolü Rabia işaretidir. Bizim gecemizde önemli bir yer aldı bu işaret. Diğer önemli konu da çözüm süreci. Bizler bu süreç ile 100 yıllık zulmü tarihin sayfalarına gömmek istiyoruz. Bu irade için toplumumuz yoğun bir şekilde çözüm sürecine destek veriyor. Ama birçok acıyı da birlikte yaşıyoruz. Ödüllerimizin bir kısmı da bunlarla alakalı"
HASAN AHMED EL-DIQQİ: "SUUDİ ARABİSTAN'DA 30.000'İN ÜZERİNDE SİYASİ TUTUKLU BULUNUYOR"
Gecede bir konuşma yapan BAE'den Ümmet Partisi BAE Genel Sekreteri/Ümmet Konferansı Lideri Hasan Ahmed El-Dıqqi, "Türkler 600 yıla yakın bir süre bu topraklara hakimiyet kurmuş bir toplum. Yahudiler bile güvenli bir yer bulamadıklarında Osmanlı'ya sığınmışlardır. Bağdat düştüğünde de Türklerden başkasından yardım istememiştir. Bu yüzden MAZLUMDER gibi bir kurumun 23 yıldır bu topraklarda ve dünyanın her yerindeki ihlallere karşı çalışmalar yapması çok doğaldır" dedi. El-Dıqqi, Ümmet Partisi hakkında kısaca bilgi verdikten sonra ABD'nin Irak ve Afganistan'da zulümlere devam ettiğini, Arap coğrafyasının haritasının da hapishaneler ile dolu olduğunu, ABD ordusunun altında yer alan özel istihbarat örgütü Blackwater'ın hiçbir hukuka uymadan insanları rahatça öldürebildiğini ifade etti. El-Dıqqi, Arap siyasal sisteminin veraset sistemi, baskıcı güvenlik sistemi, ümmetin verasetinin hırsızları ve kukla yönetimleri olmak üzere dörde ayrıldığını söyledi. Arap Baharı'nın ortaya çıkışındaki unsurlardan da bahseden Hasan Ahmed El-Dıqqi, "Körfez ülkelerinde kalkınma arttıkça siyasi haklar azalmakta. Suudi Arabistan sistematik olarak işkence yönetimini kullanıyor. Suudi Arabistan'da 30.000'in üzerinde siyasi tutuklu bulunuyor. Suudi Arabistan'da hukuk vatandaşlara işkence için kullanılıyor. Ancak bunlara rağmen umudumuzu hala koruyoruz" dedi.
Daha sonra söz alan Suudi Arabistan Ümmet Partisi Genel Sekreteri Şeyh Muhammed Saad El-Müferreh şu ifadeleri kullandı:
"Biz ortak dine sahibiz, ortak bir tarihin çocuklarıyız. Sömürgeci büyük güçlerin bölgemize yönelik oyunlarını çok dikkatli değerlendirip ülkelerimizin geleceğini inşa etmeliyiz. Sömürgeci devletler ümmeti paramparça etmek için işbirlikçilerini, rejimleri ve çeşitli inanç gruplarını kullanmaya devam ediyorlar. Suudi Arabistan'da geçmiş yıllarda pek çok reform çağrıları yapılmış ancak yönetim alanında bir değişim olmamıştır, gerçek anlamda toplumun beklediği değişim yaşanamamıştır. Kur'an ve sünnet adına zulüm uygulayan şimdiki rejimimizin ortadan kalkarak seçimle başa gelen yöneticiler olmasını istiyoruz. Bizler ortak bir ümmetin çocukları olarak İslam medeniyetini yeniden diriltecek bir fırsat doğdu bizlere. Arap alemi uyanıyor ancak Türkiye'nin yardımlarıyla mevcut durumdan kurtulunabilir. Arap alemi uyanış ve kalkınmanın yanı sıra kimliğini korumanın derdindedir. Tüm komplolara rağmen Türkiye'nin desteği ve Allahın izniyle Arap halkları özgürlüğe kavuşacaktır. Rabbim hayırda hepimizi muvaffak etsin."
Suriye'den Tayyar-ı Vatani Suri Sekreteri Hassan Çelebi ise birkaç ay önce hayır işleri için geldiği Türkiye'den ambargo nedeniyle geri dönemediğini belirterek başladığı konuşmasında Suriye devriminin aslında gerçekleri ortaya çıkaran bir devrim olarak nitelendirildiğini, devletlerin ve STK'ların gerçek yüzünü gördüklerini söyledi. Çelebi, "Biz insanların bu zulmü seyretmekten başka bir şey yapmadıklarını gördük. Mazlumlara el uzatılmamasına rağmen uluslararası STK'ların insan haklarını savundukları bize söyleniyor ve buna inanmamız bekleniyor. Biz bu toplantıyı düzenleyen MAZLUMDER'e de geçmiş yıllardaki çalışmalarından dolayı teşekkür ediyoruz. Bugün katliamlar ve yıkım konusunda birçok ülke koalisyon oluşturuyor, mazlumların hakkını oluşturacak koalisyonu kim kuracak? Bugün Guta bölgesinde bir buçuk milyon insan ambargo altındadır. Bugün dünya sistemi barıştan ve insan haklarından dem vururken Tunus'ta, Cezayir'de ve diğer yerlerdeki darbelere alkış tutabilmektedirler" dedi.
CEMAAT-İ İSLAMİ İNGİLTERE SÖZCÜSÜ AV. EBUBEKİR MOLLA: 17 ARALIK'A DİKKAT
Geceye canlı yayın ile katılması beklenen Bangladeş Cemaat-i İslami İngiltere Temsilcisi Av. Ebubekir Molla teknik aksaklık nedeniyle bağlanamayınca MAZLUMDER İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin Sevim ile yaptığı telefon görüşmesinin notları katılımcılara aktarıldı. Hüseyin Sevim Ebubekir Molla'nın Abdulkadir Molla'nın somut hiçbir suçtan ceza almadığını, Cemaat-i İslami'nin Pakistan ve Bangladeş'in ayrılmaması gerektiğini düşündüğünü ve ayrılma sürecinde kendince kurtuluş savaşı veren bugünkü rejimin 'sizler bizim kurtuluş savaşı verdiğimiz günlerde bu ülkeye hainlik ettiniz' diye bugün Cemaat-i İslami liderlerini öldürdüğünü belirtti. Ebubekir Molla bugünkü rejimin çok ciddi suçları olduğu ve bunların çok rahat ortaya koyulabileceğini ifade ederek Abdulkadir Molla'nın ardından 30 kişinin daha öldürüldüğünü ve 300 kadar kişinin de yaralandığı ve Cemaat-i İslami'ye mensup olanların evlerinin ve işyerlerinin taciz edildiğini söyledi. Ebubekir Molla konuşmasının sonunda 17 Aralık gününde Bangladeş'te ortaya çıkacak büyük direnişi duyurarak tüm Müslümanları o günde Bangladeş Müslümanları konusunda teyakkuzda olmaya ve bu konuya hassasiyet gösterilmeye davet etti.
İNSAN HAKLARI ÖDÜLLERİ
İnsan hakları ödüllerinin verilmesi ile devam eden gecede ilk olarak Av. Aydın Durmuş Hukuk Ödülü Av. Mehmet Alagöz'e verildi. Av. Fikret Özdemir Vefa Ödülünü ise Mustafa İslamoğlu aldı.
İslamoğlu, ödülünü alırken "Filistin'den dolayı, Mısır'dan, Suriye, Arakan'dan dolayı, Abdulkadir Molla'dan dolayı, İslam dünyasının başındaki diktatörlerden dolayı acı çekiyoruz, ama acı çekiyorsak yaşıyoruz demektir. Acılarımıza da Elhamdülillah. Mekke sahabenin mektebiydi. Hicret ve Medine şahadetnamesiydi. Şimdi İhvan Sisi'nin okulunda okuyor. Suudi'deki Müslümanlar Suud ailesinin okulunda okuyor. Suriye'dekiler Esed'in okulunda okuyorlar. Uhud'dan sonra Müslümanlar 'bu başımıza nerden geldi' dediler. Onlara şöyle denildi: 'bu sizin yüzünüzden geldi başınıza'. Biz Müslümanlar olarak tövbe etmez aklımızı kullanmazsak bu sıkıntılar başımızdan gitmeyecek. Allah aklını kullanmayanları pisliğe mahkum eder. Yunus gibi bir tövbeye ihtiyacımız var. O bir kaçak köle gibi kaçtı. Ama sonra tövbe etti. O, ben zalimlerden oldum dedi. Biz de Amerika'yı Avrupa'yı suçlayarak geçmişte olduğu gibi haçlıları suçlayarak Moğollar'ı suçlayarak kendimizi aklayamayacağımızı biliyoruz. Biz suçluyuz, biz insanlığın kendisine emanet edildiği bir ümmet idik. Mazlumlar bizden sorulmalıydı. Yeryüzünün kalbi olmalıydık. Ama şu halimize bakın. Ben Amerika'nın bombalarından teessüf etmiyorum. Ben birbirimizi nasıl karınca gibi ezdiğimizden teessüf ediyorum. Ben başkalarının bizi bölmeye çalışmasından üzülmüyorum, dışarıdakilerin saldırılarından değil içimizdeki saldırılardan üzülüyorum. Biz eğer halimizi değiştirmezsek bu yaşadıklarımız da değişmez. Bu ödülü Rabia'nın kızlarına vermek lazımdı, bu ödülü Abdulkadir Molla'ya vermek lazımdı. Bu ödülü Suriye'de çocuğu kolinin içinde ölen kadına vermek lazımdı" dedi.
Kültür-Sanat dalında Roboski katliamını anlatan "Ağlama Anne Güzel Yerdeyim" belgeselinin yönetmeni Ümit Kıvanç'a ödülü MAZLUMDER Bursa Şube Başkanı Av. Şakir Çalışkan tarafından verildi.
Basın dalında ilk ödül Suriye'de gazetecilik yaptığı sırada kaybolan Beşar Fehmi Kadumi'ye verildi. Kadumi adına ödülü eşi Arzu Kadumi aldı. Arzu Kadumi'ye ödülü MAZLUMDER Kocaeli Şube Başkanı Medine Küçük tarafından verildi. İkinci basın ödülü ise Mısır'da darbeyi dünyaya duyururken can veren basın mensupları Habibe Ahmed ve Ahmed Asım'a verildi. Habibe Ahmed ve Ahmed Asım ve Mısır'da hayatını kaybeden tüm gazeteciler adına ödülü Ahmed Abdulaziz ve Salma Ashraf aldı. Ödülü kendilerine MAZLUMDER Malatya Şube Başkanı Abdulkadir Yılmaz tarafından verildi.
Kaynak: BURSADA BUGÜN
Güncel, 2013.12.16 17:20