Bursa iş insanları, ekonomik sistemin sağlıklı işleyebilmesinin etkin bir hukuk sisteminin varlığına bağlı olduğunu söylüyor. Peki, iş insanları hukukun koruyucu şemsiyesini ne kadar kullanıyor?
ELİF DİDEM DANACIOĞLU / BURSADA BUGÜN
Ekonomi ile hukuk arasındaki yaklaşımı Bursa iş insanları, hukukun ekonomideki rolünün piyasanın düzenli işleyip gelişmesini sağlayacak yasal çerçeveyi belirlemek olduğunu ifade ediyor.
Yargı ve hukuk sistemindeki yapısal sorunların çözüm yollarına ilişkin çalışmaları ile tanınan Daha İyi Yargı Derneği ve TÜRKONFED işbirliğinde ve Dünya Gazetesi sponsorluğunda düzenlenen 'Ekonomi ve Hukuk Buluşmaları'nın üçüncüsü MARSİFED ev sahipliğinde Bursa Nilüfer Organize Sanayi Bölgesi Konferans Salonu'nda gerçekleşti.
İş dünyasının beklentileri ve sorunlarının konuşulduğu buluşmada; hukukun üstünlüğünün önemine dikkat çekilirken, temel yapısal sorunların giderilmesine yönelik çözüm önerileri de paylaşıldı.
İŞ İNSANLARINA 'EKONOMİ VE HUKUK' ÜZERİNE NOTLAR...
Konuşmasında; ekonomi ve hukuk arasındaki yaklaşımının önemine dikkat çeken konuk konuşmacılardan Bursa Barosu Sayman ve Yönetim Kurulu Üyesi Avukat A. Gonca Gülçin'in konuşması son günlerde herkesin ve özellikle iş dünyasının özlemini duyduğu türdendi.
"İŞ MAHKEMELERİNDE GÖRÜLEN YAKLAŞIK 7 BİN 600 CİVARINDA DOSYAMIZ VAR"
"Türkiye'de yargılama süreleri çok uzun. Etkileri bakımından da çok tartışmalı. Hukuk ve ekonomi ne olur? Ticari ihtilaflardaki yaklaşımlardan baktığımızda ekonomi ile hukuk arasındaki ilişki nereye gidiyor?" sorularına Avukat A. Gonca Gülçin, şöyle cevap verdi: "Bursa Barosu'ndaki 11 yöneticiden 6'sı kadın. Bunu gururla da söylüyoruz. İşletmelerin önündeki en büyük sorunlar yargıya intikal eden sorunlar. Bursa özelinde baktığımızda; 2021 yılı itibari ile iş mahkemelerinde görülen yaklaşık 7 bin 600 civarında dosyamız var. Ticaret hukuku bağlamında baktığımızda ise, yarısı civarı olmakla beraber 3 bin 600 civarı bu az bir sayı değil. Eminim ki, açılan dava dosyalarına baktığımızda yine bugünden yarına çok kısa sürelerle nihayetlenen dosyalarımız yok. Yargıtay'a 2021'den 2022'ye aktarılan dosya sayısı da artmış durumda. Dolayısıyla gerçekten hukuki mecralarda büyük sorunlar yaşıyoruz."
İŞ İNSANLARINA ÖNERİ...
Avukat A. Gonca Gülçin, iş insanlarına, "İş dünyası olarak gerçekten hukukun koruyucu şemsiyesini ne kadar kullanıyoruz?" şöyle bir soru yöneltti ve devam etti: "Hepimiz biliyoruz ki, şirketlerin sözleşmeli avukatla çalışma zorunluluğu var. Ama genelde gördüğümüz anlaşmalar sadece kağıt üzerinde kalıyor. Tüm meslektaşlarım yapılan sözleşmeler çerçevesinde hukuki destek vermeye hazırlardır. Çünkü biz konu yargıya intikal ettiği aşamada ortaya çıkan uyuşmazlığa hukuki pencereden bakarak sorunu çözmeye çalışıyoruz. Ama biz öncesinde koruyucu danışmanlığı ne kadar alıyoruz? Sanayicilerimiz sözleşmeler yapıyor ama o sözleşmelere kendilerini koruyucu hükümleri ne kadar koyabiliyor? Günün sonunda sorunlar yargıda bizim karşımıza sorun olarak çıkıyor. Soruna gelmeden önce kendimizi nerelerden koruyabileceğimize bakmamız lazım. Yargıda yoğunluk oluşturmadan arabuluculuk gibi alternatif yollarla çözmeye ne kadar sıcak bakıyoruz. 11 Nisan itibari ile Singapur Konvansiyonu yürürlüğe giriyor. Yargıda çok fazla zaman kaybediyoruz ama biz yargıya intikal etmeden sorunlarımızı masada çözebilir miyiz? Bu alternatifleri de değerlendirmek lazım. İki ülke arasında ticaret gerçekleşirken orada çıkan ihtilafla ilgili istikrar ve güven istiyoruz, ama bunu biz nasıl sağlayabiliriz? Konvansiyon olarak bunu değerlendireceğiz ve hukukçular olarak buna hazırız. Öte yandan tahkim de önemli bir sistem ve iş insanlarının bu alternatifi de değerlendirmesini önerebilirim."
"HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ OLMADAN EKONOMİK GELİŞMEDE MÜMKÜN DEĞİLDİR"
MARSİFED Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Kaya, yabancı sermaye kavramını, "İş dünyası beşeri sermayenin iyileştirilmesi, teknolojinin yenilenmesi için yatırım yapmaktan kaçınır. Yabancı sermayenin Türkiye'ye gelmekten imtina etmesinin temel sebebi, Türkiye'nin hukuk sistemindeki zaaflardır. Ülkemizde işbirliği çok zayıf, böyle bir kültürün gelişmesi gerekiyor. 'Küçük olsun, benim olsun..' düşüncesini kutsuyoruz. Şirketlerin birbiri ile işbirliği yapmaması, sürdürebilir ortaklıkların kurulamaması, aile şirketlerinin kurumsallaşamaması, ekonomi ve özellikle sanayide devlet - toplum sinerjisinin bir türlü oluşmaması, kurumsal ve kültürel özelliklerimizdeki bozukluklarla ilgilidir. Hukukun üstünlüğü olmadan ekonomik gelişmede mümkün değildir. The Economist dergisi hukukun üstünlüğünün ekonomiye pozitif etkisi üzerine 2020 de bir yazı yayınlamıştır. Bu yazıda 'Hukukun üstünlüğü' kavramıyla ülkelerin ekonomik refahı ve kişi başına düşen milli geliri arasında kuvvetli bir ilişki olduğu gözlemlenmiştir. Bir ülke zenginleştiği için hukukun üstünlüğü artar, hukukun üstünlüğü arttıkça da ülke zenginleşir. Her iki değişken birbirini olumlu yönde besler. The World Justice Projcet (WJP) her yıl hukukun üstünlüğü Endeksini yayınlanmaktadır. 128 ülkenin sekiz ayrı başlıkta değerlendirildiği 2020 yılı endeksi ise Mart 2020 de yayınlandı. Ülkemiz 128 ülke arasında Hukukun Üstünlüğü Performansında dünya da 107. sırada yer almıştır. 108. Nijerya, 109. İran, 110. Angola şeklinde devam etmektedir" sözleriyle dile getirdi.
"ÜLKEMİZ 107. SIRADA YER ALMAKTADIR"
Başkan Ramazan Kaya, şöyle devam etti: "Ekonomik gelişmişlik ve küresel refah paylaşımında önemli faktörler olan teşvik mekanizmaları, iş dünyası ve sivil toplumun kamuya güveni, yaratıcı ekonominin hukuk tarafından korunması gibi kriterler hep sağlam, oturmuş, bağımsız ve tarafsız bir hukuk alt yapısı gerektirir. Buda bir yargı reformu ile sağlanabilir. Örneğin; Türkiye ile Almanya'yı bir kıyaslayalım. Her iki ülkenin nüfusunda yaklaşık 85 milyon. Buna karşılık Türkiye'nin yüz ölçümü, Almanya'nın iki katıdır. Yani toprak açısından biz daha zenginiz. Toprak ekonomik gelişmişlik kriteri olduğunda, Türkiye Almanya'nın iki katı nüfusa bakabilir, ya da başka bir deyişle Almanya'nın iki katı milli gelir üretebilir. Diğer taraftan üniversite öğrenci sayımızda Almanya'nın iki katı... Bizde 5 milyon üniversite öğrencisi varken, onlarda 2,5 milyon üniversite öğrencisi var. Fakat bunlara karşılık Almanya'nın milli geliri, Türkiye'nin neredeyse 5 katıdır. Bunun pek çok nedeni olabilir. Bunlardan biri, küresel demokrasi endeksinde Almanya, Türkiye'nin iki katından bile fazla demokrasi ve özgürlüğe sahiptir. Diğeri de Almanya hukukun üstünlüğü endeksin de, 0,84 puanla 6.sırada yer alırken, ülkemiz 107. sırada yer almaktadır. Sonuç olarak hukukun üstün, yöneticilerin hesap verir olduğu demokratik yönetimlerin ekonomik olarak da başarılı olmalarının temelinde devlet yöneticilerinin sağlıklı kararları zamanında alabilir olmaları ve bunun süreklilik arz ediyor olması yatmaktadır. KOBİ'lerimizde de daha sağlıklı karar alabilmek için demokratik yöntemler kullanılması, çalışanların ve hatta diğer paydaşlarında yönetime katılımının sağlanması, demokratik yönetimin sağladığı sağlıklı karar alabilme ve bunu sürdürebilir kılması açısından önemlidir."
"İYİ BİR EKONOMİ İÇİN DEMOKRASİ VE HUKUKA GÜVEN ÖN KOŞULDUR"
BUSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Buğra Küçükkayalar, en büyük beklentilerinin hukukun üstünlüğü olduğunu belirterek, "Hukukun olmadığı ya da sağlıklı işlemediği / işletilemediği toplumlarda ekonomik krizlerin ve sosyal sıkıntıların varlığı her zaman gözlemlenmektedir. Hukuk ve ekonomi birbirinin ayrılmaz parçalarıdır. Ekonomik sistemimizin sağlıklı işleyebilmesi, gereksinimlerin karşılanmasına olduğu kadar, etkin, çağdaş ve adaletli bir hukuk sisteminin varlığına da bağlıdır. Hukuk ve ekonomi, ekonomik refah ile bunun topluma yayılması konusunda birbirlerini tamamlar. Ekonomideki etkin girişimcilik, kaynakların ekonomide doğru kullanımı, fiyatlardaki istikrar, millî gelirimizdeki büyüme gibi konular hukuksal düzenlemelerle sağlanır. Hukuk kurallarına uyulmaması ekonomik ilişkileri bozan en önemli etkenlerden biridir. İyi bir ekonomi için demokrasi ve hukuka güven ön koşuldur. Ekonomiyi ilgilendiren hukuk kurallarının ekonominin gerçeklerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Hukuk alanında ekonomiye ilişkin olarak yapılacak düzenlemeler ilgili paydaşlarla görüşülerek birlikte amacı, getirisi, götürüsü, ilgilisine ve ülkemize yararı gibi konular gözetilerek yapılmalıdır. Ani ve habersiz mevzuat değişikliklerinden kaçınmak gerekir. Hukuksal ve bürokratik süreçler ile mevzuat hazırlama / uygulama süreçlerinde özel sektörün katılımının ve şeffaflığın artırılması, öngörülebilirliğin uluslararası standartlara uygun hale getirilmesi, yerli ve yabancı yatırımcılar bakımından daha fazla şeffaflık ve öngörülebilirlik sağlanması amacıyla gereken konularda özel sektörün de görüşleri alınarak mevzuatın güncellenmesi hukuksal öngörülebilirlik açısından büyük önem taşımaktadır" dedi.
"HUKUK KURALLARININ EKONOMİNİN GERÇEKLERİNE UYGUN OLMASINI İSTİYORUZ"
Başkan Buğra Küçükkayalar, şöyle devam etti: "Ekonomik büyümemizin sürdürülebilir olması için hukuk kaynaklı güven ortamının sürekli kılınması kaçınılmaz bir gerekliliktir. Ekonomik yaşamda, yurt içindeki yatırımların sürdürülmesi, dışarıdan yatırım gelmesi, gelen yatırımların kalıcı olması, yabancılarla şirket evliliklerinin yapılmasında da hukuksal konular her zaman çok önemlidir. Bir ülkede yatırım yapmak isteyen vatandaşlar da yabancı sermaye sahipleri de öncelikle kendi emeği ve sermayesini koruyacak bir hukuk sistemi olup olmadığını araştırır, hukuksal güvenliği öncelikli konu olarak değerlendirir, yatırım kararını ona göre alır. Hukuk ekonomik yaşantının olmazsa olmazıdır! Ekonomide istikrar, güven ve öngörülebilirlik sağlıklı, adil ve olabildiğince hızlı bir hukuk sistemi ile sağlanabilir. İş dünyası olarak özgürlük ve demokrasinin ekonomik yaşamın canlılığı için vazgeçilmez olduğunu biliyoruz. İçinde bulunduğumuz dönemde bu hukuksal yapının iş dünyasını desteklemesi halinde ses hızını aşan bir hızla ilerleme kaydedebileceğimizi, ekonomik yaşamın en az ikiye üçe katlanabileceğini de biliyoruz, öngörüyoruz. Hukuk kurallarının ekonominin gerçeklerine uygun olmasını istiyoruz. Yabancı sermayenin de hukuksal kaygılar taşıdığını görüyoruz."
"YABANCI YATIRIMCILAR HUKUK GÜVENLİĞİNİ ÖNCELİKLE DEĞERLENDİRİR"
GESİAD Yönetim Kurulu Başkanı Murat Kaya, "Ekonomik sistemin sağlıklı işleyebilmesi, ihtiyaçların karşılanmasına olduğu kadar, etkin bir hukuk sisteminin varlığına da bağlıdır. Ekonomik refah ve bunun topluma yayılması doğrultusunda, hukuk ve ekonominin birbirlerini tamamlamaları esastır. Hukuk ve ekonomi birbirinden bağımsız olarak tartışılamaz. Hukukun olmadığı veya sağlıklı işlemediği bir toplumda ekonomik krizlerin ve sorunların varlığı beklenen bir sonuçtur. Ülkede yatırım yapmak isteyen vatandaşlar da, yabancı sermaye sahipleri de öncelikle kendi emeği ve sermayesini koruyacak bir hukuk sistemi olup olmadığını araştırır. Yabancı yatırımcılar hukuk güvenliğini öncelikle değerlendirir ve buna göre başka bir ülkede yatırım kararı alır. Keza Anayasa ve Sosyal Güvenlik Hukuku ilkelerinin toplumda ne derece de uygulandığı, gelir dağılımı ve vergi sisteminin ve yine rekabet hukukunun nasıl uygulandığı da ekonomik alana müspet veya menfi yönde yansır. Hukuk sistemi, devletin ve ekonominin temel direğidir. Hukuk güçlü olursa, insanların birbirine, kurumlara ve sisteme olan güveni de artacaktır. Adalet ve güven duygusu güçlü olan ülkenin ekonomisi de güçlü olur. Bizim kültür ve inancımızda da, hukukun yeri çok önemli. Mülkün temelinde adaletin olduğuna inanan bir milletiz. Özel sektör olarak en büyük arzumuz hukukun en iyi şekilde işlemesidir. İyi işleyen bir hukuk sistemi olursa, toplumda güven duygusu da artar. Kişilere ve kurumlara güven varsa, ekonomi daha iyi ve adil işler. Güvenin olmadığı bir ülkedeyse, ne yaparsanız yapın, büyüme de istikrar da kalıcı olmuyor" dedi.
"TEK DERDİMİZ KADININ İŞ HAYATINDA YER ALMASI"
'İş kadınları olarak hukuktan beklentiniz nedir?' sorusuna BUİKAD Yönetim Kurulu Başkanı Av. Oya Eroğlu, şöyle cevap verdi: "Dünya Ekonomik Forumu'nun 2020 Küresel Cinsiyet Eşitsizliği Endeksi'ne göre Türkiye, 153 ülke arasında 135'inci sırada yer alıyor. Yapılan araştırmalarda Türkiye'de 15-29 yaş arasındaki kadınların yüzde 40'ının ne eğitimde nede işte olduğu gerçeği ortaya çıkıyor. Bugüne kadar Türkiye Cumhuriyeti tarihinde baktığımızda, Nevşehir ve Uşak'ta olmak üzere iki kadın valimiz var. Sporcularımıza baktığımızda, 63 tane branş içerisinde yüzde 40 civarında kadın sporcumuz var. Kadın yönetici sayısı, kadının iş gücüne katılımı, tepe yöneticiliği, karar mekanizmalarında kadınların sayısı tabi artıyor, ama yeterli değil. TÜİK verilerine göre, kadın girişimci sayımız yüzde 25'lerde, tepe yöneticiliği sayımız ise yüzde 3'lerde. BUİKAD olarak tek derdimiz kadının iş hayatında yer alması. Bu bir kadın sorunu değil, toplumsal ve ekonomik sorun. Kadın iş gücünde ne kadar varsa, ekonomik kalkınmanın da daha hızlı ve sürdürülebilir olacağı da bir gerçek."
"HUKUK OLMADAN GÜVEN OLMAZ"
"Hukuk olmadan güven olmaz" diyen TÜRKONFED Başkan Yardımcısı Feyyaz Ünal, "Türk iş dünyası olarak; üretimi ve ihracatı çok iyi yapabiliyor ve kriz ortamlarını iyi yönetebiliyoruz. Tabi ki, zorluklar yaşıyoruz ama bizlerin yıllar içerisinde geliştirmiş olduğu üretim, satış, nakit yönetimi bu çalkantılı ekonomik koşullarda ayakta kalmamızı sağlayan önemli kazanımlardır. Yapısal reformlar konusunda ise, diğer tarafta olduğumuz kadar başarılı değiliz. İş dünyasının üzerine kurulu olduğu 4 sacayağı var. İlki adil olmak (verdiğiniz karardan etkilenen tüm taraflara karşı), şeffaflık (dışarıdan baktığınızda kurumun içinin anlaşılabilir olması ), hesap verilebilirlik (kriz anında yanlış bir karar verildiğinde birilerine hesap sorabilmek ve birilerinin hesap verebilmesini sağlayabilmek), sorumluluk (düşüncenizi beyan edebilme sorumluluğu) ve özgürlük( düşüncenizi beyan edebilme özgürlüğüne) sahip olmak. Bu dört özellik iş dünyasında var olduğu sürece, bunun üzerine başarılı bir ekonomi inşa etmeye başlayabiliriz" dedi.
Kaynak: BURSADA BUGÜN
Ekonomi, 2022.03.24 15:32