Yabancı banka ve aracı kurumlardan arka arkaya gelen Merkez Bankası'nın faiz artırması gerektiği yönündeki açıklamalar, akıllara önemli bir kaç soruyu getirdi.
Merkez Bankası, açıkladığı yüksek miktarlı döviz satım ihalelerine rağmen kurdaki yükselişi durdurmakta güçlük çekiyor. Türk Lirası, geçen yılki yüzde 15'lik değer kaybının üzerine, yeni yıla da kurda değer kayıplarıyla başladı.
Dolar endeksinin 80.50'lerden 81'lere geldiği bu dönemde TL dışında diğer gelişen kurlara da satış geldi. Ancak son birkaç gündeki hareket Türkiye'nin kendi içindeki kırılganlıklardan da kaynaklanıyor gibi görünüyor.
Türk Lirası, sadece dolara karşı değil, kendi klasmanındaki gelişen ülke kurlarına karşı da değer kaybediyor. Yılbaşından bu yana Türk Lirası'nın diğer gelişen ülke kurlarına karşı değer kaybı yüzde 1'in üzerine çıktı.
Yabancı banka ve aracı kurumlar ise Merkez Bankası'nın bu süreçteki duruşunun ancak faiz artırdığı taktirde değişeceği görüşünde.
Goldman Sachs, her ne kadar TL'nin son değer kayıpları sonrasında "adil değerine" ulaştığını savunsa da, geleceğe yönelik beklentileri hala yükseliş yönünde. Banka, gelecek üç ayda 2.20, 6 ayda 2.40 , 12 ayda ise 2.50 TL'lik bir dolar kuru bekliyor.
Aynı zamanda bankanın şu anki politika faizi olarak görünen yüzde 7.75'lik marjinal borçlanma faizinde de ilk çeyreğin sonunda 225 baz puanlık bir artış ile yüzde 10'a çıkacağı yönünde beklentisi var.
Bank of America Merrill Lynch ise, daha önce yapmış olduğu TL için 2.30 liralık seviye tahminine bağlı kaldıklarını söylüyor. Bofa, Merkez Bankası'nın 100 baz puanlık faiz artırmak zorunda kalacağı yönünde görüş bildiriyor.
Morgan Stanley ise enflasyon görünümünün bozulduğunu, kurun etkisinin daha fazla hissedileceğini ve Merkez Bankası'nın 200 baz puanlık bir faiz artırımı yapabileceğini vurguluyor.
İşte tüm bu gelişmeler, akıllara önemli bir kaç soruyu getirdi.
- Bu ortamda, Merkez Bankası faiz artırımı yapmadan, sadece bilanço yönetimi ile kuru dizginleyebilir mi?
- Merkez Bankası, faiz artırdığı taktirde iç politik belirsizliği ve dış konjonktürdeki bozulmayı durdurabilir mi, yoksa faiz artırdığıyla mı kalır?
- Merkez Bankası'nın Ocak için verdiği 3 milyar dolarlık satış taahhüdü, sürpriz etkisini ortadan mı kaldırdı?
- Gelecek haftaki toplantıda Merkez Bankası'ndan bir faiz artırımı beklenebilir mi?
- Beklenebilir ise, ne kadarlık bir artırım piyasanın beklentilerini karşılamış olur?
''YÜKÜ TÜRK LİRASI ÇEKİYOR''
Burgan Yatırım Başekonomisti Haluk Bürümcekçi, şu ana kadar oluşan iç ve dış riskler nedeniyle Türk Lirası'nda düzeltme baskısı olduğunu fakat faizlere çok daha sınırlı yansıdığını belirtti.
Merkez Bankası'nın faizlerinde artışın sınırlı gerçekleşmiş olması nedeniyle yükü Türk lirasının çektiğini kaydeden Bürümcekçi, ''Yük biraz alınmak istiyorsa Merkez Bankası'nın faizi yükseltmesi faydalı olabilir'' değerlendirmesinde bulundu.
Merkez Bankası'nın tek başına bilanço yönetimi ya da döviz satışı adımlarının trendi tersine çevirmeye yaramayacağını yalnızca hareketi yumuşatacağını kaydeden Bürümcekçi, destek gerektiğini ve bu desteklerden birinin de faiz adımı olduğunu söyledi.
Merkez Bankası'nın kuru dizinleme ya da ekonomik aktiviteye zarar verecek bir artıştan kaçınma niyetinin olup olmadığının bilinmediğine dikkat çeken Bürümcekçi, stratejiyi tam olarak bilmeden değerlendirme yapmanın doğru olmadığını dile getirdi.
Faiz adımının genel algıdaki bozulmayı tersine çevirebilmesi durumunda bunun genel beklentilerde iyileşme getirebileceğini savunan Bürümcekçi, şimdilik faiz artışının işe yarayıp yarayamayacağının tam olarak bilinmesinin mümkün olmadığını söyledi.
''DALGALANMALARI YUMUŞATMAK AÇISINDAN OLUMLU SONUÇLAR DOĞURABİLİR''
ABank Başekonomisti Serdar Şenol, enflasyondaki artış eğilimine dair beklentilerinin olduğunu kaydederek dolayısıyla Merkez Bankası üzerindeki baskının artmasını ve fiyat istikrarını sağlamak amacıyla faiz artışı gereksiniminin artabileceği görüşünde olduklarını ifade etti.
Mevcut durumda fonlama faizinin yüzde 7,75, enflasyonun ise yüzde 7,40 seviyesinde olduğunu bildiren Şenol, enflasyonda yüzde 9'lara doğru bir hareketin faiz artışı gereksinimi, getireceğini fakat bir seviye söylemenin doğru olmadını belirtti.
Faiz artışının nasıl sonuç vereceğini tam olarak kestirmenin mümkün olmadığına dikkat çeken Şenol, faiz artışını, dalgalanmaları yumuşatması açısından olumlu sonuçlar yaratabileceğini dile getirdi.
Merkez Bankası'nın döviz satış taahüdü vermesini reel sektör ihtiyaçlarını karşılamak için atılmış bir adım olduğunu ifade eden Şenol, önü görebilmek açısından olumlu bir gelişme olduğunu, ''sürpriz etkisini ortadan kaldırdı'' denebilecek bir durumun ortada olmadığını savundu.
''PİYASA FAİZ ARTIŞINI FİYATLIYOR''
TSKB Hazine Müdürü Aslı Hancı, dünkü fiyatlamalara bakıldığında piyasada faiz artışı beklentisinin görüldüğünü kaydederek piyasanın bir miktar uzun vadeyi satın alırken, kısa vadeye satış geldiğini belirtti.
Hancı, kısa vadeli fonlama oranının yukarı çekilmesinin, yabancılar gözünde TL'nin daha cazip hale gelmesini sağlayacağı için, döviz kurunun bir miktar stabilize olması ve uzun vadeli beklentilerin de olumluya dönmesiyle sonuçlanacağını dile getirdi.
Sepet kurun geldiği noktaya bakıldığında Merkez Bankası'ndan faiz artışı gelebileceğini düşündüğünü bildiren Hancı,''Merkez Bankası ne yaparsa bir kerede yapacak ve faiz artışını sürece yaymayacaktır. En fazla 100-125 baz puanlık artış
gelebilir. Bono piyasasına orta ve uzun vadede alış getirir diye bekliyorum.Merkez Bankası'nın faiz artışını bir kerede yapmasını ve ocak ayında yapmasını muhtemel görüyorum'' diye konuştu.
''İLK ÇEYREKTE 100 BAZ PUANLIK ARTIŞ BEKLİYORUM''
Gedik Yatırım Başekonomisti İbrahim Aksoy, Merkez Bankası'nın faiz artırımı yapmadan sadece bilanço yönetimiyle kuru dizginlemesinin mümkün olmadığını belirtti. Merkez Bankası'nın ilk çeyrekte faiz artırımına gitmesini beklediğini kaydeden Aksoy, Merkez Bankası'nın attığı her adımla tüm fonlamayı yüzde 7,75'den vermeye yaklaştığını dile getirdi.
Merkez Bankası'ndan ilk yarıda 100 baz puanlık artış beklediğini dile getiren Aksoy, ardından bankanın gelişmelere göre hareket edeceğini savundu.
Ne kadarlık bir artırım piyasanın beklentilerini karşılayacağının politik gelişmelere bağlı olacağını savunan Aksoy, kurda birden fazla faktörün etkili olduğunu hatırlattı.
Aksoy, gelecek haftaki toplantıdan faiz artışı beklemediğini, Merkez Bankası'nın likidite tarafında yeni adımlar atabileceğini söyledi.
Kaynak: BURSADA BUGÜN
Güncel, 2014.01.07 08:11