Cumhurbaşkanı Erdoğan İslam İşbirliği Teşkilatı 13. Liderler Zirvesi'nde konuştu.
Konuşmasından satır başları:
İslam ülkeleri olarak mezhepçilik fitnesinin üstesinden gelmeliyiz.
-İslama adına müslümanlık adına her gün mazlumlara saldıran terör örgütleri asla bu dinin temsilcileri olamaz. Çünkü bizim dinimiz barış dinidir.
-Bizler islam ülkeleri olarak ne kadar birbirimize düşersek, umudunu bize bağlayan müslümanlar umudunu yitirirler. Bunun için bölücü değil birleştirici olmalıyız. Yaşanan çatışmalardan sadece zarar gören müslümanlardır.
-Bugün DAEŞ El Kaide'nin kiri gayelerine hizmet ediyor. Boko Haram'ı da aynı kapsamda görüyoruz.
-Biz dünyanın hiçbir yerinde müslümanlara yönelik eylemleri hiçbir zaman kabul etmedik etmiyoruz.
-Bizim ülkemizde de PKK gibi, DHKP-C gibi çeşitli terör örgütleri var. Bunların kolları Avrupa ve çeşitli ülkelerde de faaliyet gösteriyor. Terör sorunu islam dünyasının en büyük meselelerinden biridir.
-Kimi batılı devletler terör örgütlerine karşı ikircikli tavır sergiliyor. Brüksel'i Paris'i dile getirirken Ankara'yı İstanbul'u söylemiyorlar.
-Buradan bir kez daha uluslararası topluma terör örgütlerine yaklaşımlarını bir kez daha gözden geçirmelerini tavsiye ediyorum. Terör örgütlerinin hepsine aynı kararlılıkla mücadele edilmeli.
-İslam işbirliği Teşkilatı üyeleri arasında teröre karşı işbirliğini güçlendirecek bir yapı olması isabetli olacaktır.
-Bugün müslümanlar dünyanın bir çok yerinde adaletsizliğe ve çifte standarta mağruz kaldığı düşüncesi içindeler. Kendi ülkelerinde haksızlığa uğrayan müslümanlar Batı ülkelerine gitmenin yolunu arıyorlar. Batı ülkelerinde ise islamofobi artış göstermektedir.
-Örneğin bugün BM Konseyinde müslümanların tek bir daimi temsilcisi var mı yok, karar 5 üyeden bir tanesi olumsuz davranırsa bitti. BM'nin reforme edilmesi şarttır. Kendisi adaletsizlik üstüne kurulu bir sistemin küresel bir adalet sunması mümkün değildir. Küresel karar alma mekanizmalarında temsil adaletsizliği müslüman ülkeler arasında rahatsızlığa neden oluyor.
-Bizde bir söz var süt ağlayan bebeğe verilir, ağlamayan bebeğe verilmez. Biz hakkımızı arayacağız. Öncelikle güvenlik, adalet ve kalkınma konularına önem vermemiz gerekiyor. Yaşadığı yerde kendini güvende hissetmeyen kimse geleceğinden emin olamaz, kardeşliği sözde bırakamayız.
-Tüm islam işbirliği teşkiatı üyeleri bu dayanışmayı en güzel biçimde ortaya koymalıdır.
-İstanbul'da düzenli aralıklarla toplanacak bir 'kadın konferansı' oluşturulmasını teklif ediyoruz. Müslüman kadınlar sorunlarını her yerde anlatsınlar. Dünyanın ve müslümanların yarısını oluşturan kadınların ekonomik ve sosyal hayatta daha fazla yer alması için çalışmalıyız.
-İstanbul'da uluslararası bir tahkim mekanizması oluşturulmasını teklif ediyorum.
-İslam kalkınma bankasını tüm yardım ve dayanışma yatırımlarında daha aktif kullanmalıyız. İslam İşbirliği teşkilatı olarak hakları ve gelecekleri için mücadele eden Müslüman toplumlara daha fazla sahip çıkmalıyız.
Kaynak: BURSADA BUGÜN
Güncel, 2016.04.14 11:58