Başbakan Tayyip Erdoğan, '17 Aralık operasyonu'nun hukuka aykırı bir şekilde başladığını ve masumiyet karinesi çiğnenerek yürütüldüğünü belirterek "Bir savcı zanlı olarak çağırılan kişiye, eli cebinde '2 dakika süren var, anlat ve çık' diyor. Böyle bir sorgulama, yargı anlayışı olabilir mi? Zanlı olarak davet edilen isimlere 'Efendilerinizin bundan haberi var. Gelsin şimdi sizi kurtarsınlar' deniliyor" dedi.
47 gazeteci, yazar, STK temsilcisi ve akademisyenle Dolmabahçe'deki Çalışma Ofisi'nde sabah kahvaltısında bir araya gelen Erdoğan, şunları söyledi:
CESUR ADIMLAR ATTIK
Biz hükümet olarak milli iradenin güçlenmesi, vesayetlerin ortadan kaldırılması için 11 yıl boyunca büyük mücadele verdik. Cumhuriyet tarihinin en cesur adımlarını da attık. Önümüz kesildi, hızımızı kesmek istediler. Son adımlar da hep buna yöneliktir. Ama biz vazgeçmeyeceğiz. 17 Aralık komplosunun, 30 Mart seçimleri öncesinde bir kez daha reform kararlılığımızı kırmaya, böylece Türkiye'nin yürüyüşünü durdurmaya yönelik bir hamle olduğu konusunda en küçük şüphemiz yok.
KUŞ KATLİAMI
14 ay boyunca gizlenen, 17 Aralık'ta da tüm emniyet ve adalet hiyerarşisi atlanarak yapılan bir operasyon. Yolsuzluk kisvesi altında yapılan ama aslında çok farklı boyutları olan bu operasyon asla masum, rutin bir hukuk işlemi değildir. Hukuki operasyon görünümlü bir paketin içine birbirinden çok farklı hedefler konulmuş, bir taşla birkaç kuş vurmak değil, adeta kuş katliamı yapılmak istenmiştir.
İSMİ ÇOK MANİDAR
Nitekim operasyon daha ilk anından itibaren ulusal ve uluslararası medya eşliğinde ilerlemeye başladı. Bütün bu operasyon dosyalarının üzerinde gizlilik kaydı olmasına rağmen, yargının buna uymaması, bunları işleme koymadan önce servis etmesi çok anlamlıdır. Bu operasyona konulan isim de manidar: Rüşvet ve Yolsuzluk Operasyonu. Yapılan iş tarihin en büyük yolsuzluk operasyonu olarak sunuldu. Sabah saatlerinden itibaren yazılı, görsel, sosyal medyada bu tabirler sıkça kullanıldı ve hemen bir algı oluşturuldu. Ardından yine hukuksuz şekilde, yasal olarak mutlaka gizli tutulması gereken belgeler, bilgiler, fotoğraflar basına sızdırılmaya başlandı.
DÜĞMEYE BASILDI
Buna paralel olarak adeta bir merkezden düğmeye basılmışçasına muhalefet partileri topa girdi. Sabah operasyon yapıldı. Akşam sorgu ve mahkeme süreci bitti, adeta infaz sürecine gelindi. Birkaç saat içinde medya yoluyla tüm zanlılar suçlu ilan edildi. Operasyon hukuka aykırı bir şekilde başladığı gibi hukuka aykırı şekilde masumiyet karinesi çiğnenerek yürütüldü.
EVLADIM OLSA HUKUKUN ARKASINDAYIZ
Yargının dışında olan, eğer bir hukuksuzluk yapmışsa gereği neyse bu yapılır. Kim olursa olsun yapılır. Evladım da olsa aynı şekilde korumaya değil, hukukun arkasında durmaya gayret ederiz, bunu teyit ederiz. Ama hedefin bir yolsuzluk operasyonu olmadığı, hedefin bir milli irade suikastı olduğu son derece aşikardır.
YOLSUZLUK KILIF
Yolsuzluk kılıfı altında birkaç nokta hedef alınıyor ve oralardan sonuç alınmak isteniyor. Adı yolsuzluk olarak konulan bu operasyonun arkasında ülkemin geleceği vardır, bu ülkemin bekasına yönelik atılmış bir adımdır. Burada ülkemin büyümesine yönelik bir suikast vardır. Birçok dev yatırımlara, büyük yatırımlara girmiş ve girmekte olan girişimciler, haklarında dosya açılmak suretiyle, daha henüz işlemler başlamadığı halde, medyaya bunlar verilmek suretiyle, bu insanlar lekelenmiştir.
KÜRESEL SUİKAST
Yani malum muhalefetin siyasi mücadeleyle yapamadığını, bunlar şimdi farklı yollarla yapmanın gayreti içine giriyorlar. Dolayısıyla bu bir küresel suikasttır. Bu işin içinde bunlar da var. Bütün bu atılan adımlar da devletle hiç işi olmayan işadamlarının da mal varlıklarına tedbir konulması yoluna gidilmesi manidar değil mi? Öyle bir noktaya getiriyorlar ki sürekli servis yapmak suretiyle böyle bir lekelemenin gayreti içine giriyorlar.
İDDİALARI CİDDİYE ALIYORUZ
Yolsuzluk iddia ve ithamlarını elbette ciddiye aldık ve gereğini yaptık. Ama yolsuzluğun sadece kılıf olduğunu görerek, daha kapsamlı bir saldırıyla karşı karşıya olduğumuzun bilinciyle önlemlerimizi süratle devreye koyduk. Bu olayın eğer olumlu bir yönü varsa, o da devlet içine sızmış paralel devlet olma heveslisi bir örgütün neler yapabileceğinin tüm millet tarafından açıkça görülmesi oldu. Bu sürecin, bana göre en önemli kazanımı budur. Savcının açıklamasının ardından HSYK açıklaması tehdidin boyutunu gözler önüne serdi.
YARGI DARBESİ
Bu süreçte örgütsel mantık içinde, örgüt içi hiyerarşi gözetilerek Türkiye'de bir yargı darbesi yapılmak istendi. Biz bunu gördük. Egemenlik milletten alınıp yargıya devredilmeye çalışıldı. Bunu gördük, biz buna karşı çıktık, karşı çıkmaya da devam edeceğiz. Türkiye'de hükümetler sadece sandıkla göreve gelirler, sandıkla da görevlerinden giderler. Millet iradesi dışında hiçbir gücün hükümet değiştirmesine biz asla izin vermeyeceğiz. Karşı karşıya olduğumuz durum Türkiye'nin istikrarını, istiklalini, istikbalini ciddi şekilde tehdit eden bir hadisedir. Türkiye'nin geleceğinin karartılmasına, bağımsızlığının yıpratılmasına ve istikrarının bozulmasına izin vermeyeceğiz.
İNŞALLAH ATLATACAĞIZ
Ülkemiz üzerinde gerçekten küresel bir operasyon yapılma gayreti olmuştur. Fakat ben hamdediyorum, bu operasyon erken ortaya çıktı. Bu operasyonu da inşallah bizler hayırlısıyla atlatacağız. Şer zannedersiniz hayır olur. Her olanda hayır vardır. İnşallah bu olayın sonunun da ülkemiz için hayırlı olacağı inancındayım.
Kaynak: BURSADA BUGÜN
Güncel, 2014.01.05 09:28