Son günlerde Türkiye'de grip ve gribe bağlı akciğer hastalıklarında büyük artış var. Ateş yüksekliği, eklem ağısı, halsizlik, baş ve boğaz ağrısı gibi belirtilerle başlayan H3N2 virisünün yol açtığı grip, bronşite ve zatürreeye dönüşebiliyor. Girdiği bünyeyi zayıf düşürerek vücudu diğer bakteri enfeksiyonlarına karşı da hassaslaştıran bu virüs, ölümcül sonuçlara yol açabiliyor.
Bu virüsten korunmada hijyen çok önemli rol oynuyor. Elleri sık sık sabunla yıkamak, cep telefonu, klavye, kapı kolları gibi sık dokunulan yerleri sık sık temizlemek gerekiyor. Gripli kişilerden uzak durmak, kalabalık ortamlara girmekten kaçınmak, toplu taşıma araçlarındaki tutaçlara dokunmamak, alışveriş merkezlerindeki kapı kolarının kağıt mendille tutmak da bu virüsle mücadelenin yolları arasında yer alıyor.
Bu virüsle mücadelede ilk 48 saatin çok önemli olduğuna ve antibiyotiklerin işe yaramadığına dikkat çeken uzmanlar, öksürürken ve hapşırırken ağız ve burnun kapatılmasını, mecbur kalmadıkça insanlarla el sıkışmaktan, sarılmaktan ve öpüşmekten kaçınılmasını öneriyor. Ayrıca hava şartlarına uygun giyinmek, terleme ve üşütmeden kaçınmak gerekiyor. Grip aşısını yaptırmanın önemine de dikkat çekiliyor.
GREYFURT YERİNE PORTAKAL VE MANDALİNA
H3N2 virüsüyle mücadele ederken beslenme şekline de özen göstermek gerekiyor. Bağışıklık sistemini doğru beslenerek güçlendiğinde virüse yakalanan kişi daha çabuk iyileşiyor. Bol bol su içmek ve C vitamini almak virüsten korunmada etkili bir rol oynuyor.
C vitamini kapasitesi yüksek bir meyve olan greyfurt tüketimi konusunda dikkatli olunması meyveler arasında yer alıyor. İlaç alırken greyfurt tüketmemek gerekiyor çünkü çünkü greyfurtun içerisinde bulunan enzimler emilim metabolizmasını etkileyerek ilaçların etkinliğini artırıp toksik etki oluşturabiliyor. Greyfurt yerine portakal veya mandalina tüketerek de günlük C vitamini ihtiyacının karşılanması öneriliyor.
VÜCUDUN DİRENCİNİ ARTIRAN BESİNLER
Ekinezya: Bağışıklık sistemini güçlendiren bir bitki olan ekinezya da gribal enfeksiyonları tedavi edici bir etkiye sahiptir. Ekinezya, akyuvarların üretimini ve aktvitesini artırarak bağışıklık sistemine destek olur. Ekinezyayı çay olarak tüketmek, gribi daha kolay atlatmaya yardımcı olur.
Kuşburnu: Kuşburnu çayı, hem sıvı tüketiminin hem de günlük C vitamini alımının artmasını sağlayarak, gribe karşı vücut direncini artıracaktır. Ancak, C vitamini ısıya maruz kaldığında bir miktar kayba uğradığından, marmelat olarak tüketilen kuşburnundaki C vitamini miktarı daha düşüktür. Bu nedenle kuşburnunun çiğ olarak tüketilmesi önerilir. Çay olarak tüketilecekse, sallama çaylardan ziyade tazesi tercih edilmeli ve kaynamış suyun içinde beklettikten hemen sonra tüketilmelidir. Bekleme süresi uzadıkça C vitamini kaybı artacaktır.
Maydanoz ve roka: Tüketim miktarları genelde düşük olsa da, C vitamini kapasiteleri yüksek olan besinlerdir. Maydanoz ve rokaya yemeklerde, çorbalarda ve kahvaltıda yer vererek virüslere karşı vücudun direnci artırılabilir. Ayrıca çiğ olarak tüketirken üzerine limon sıkılırsa, C vitamini alımı daha fazla olacaktır.
Probiyotikler ve kefir: Probiyotiklerin içerisinde bulunun yararlı bakteriler bağışıklık sistemini kuvvetlendirerek virüslere karşı direnci artırır. Öğün aralarında probiyotik yoğurt veya kefir tüketilerek bağışıklık sisteminin güçlenmesi sağlanabilir.
Kaynak: BURSADA BUGÜN
Sağlık, 2014.01.24 06:50