Başbakan Ahmet Davutoğlu, AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısında konuştu.
Davutoğlu'nun konuşmasından öne çıkanlar şöyle:
"Biz terörle zorluklarla sınanmış bir milletiz. Bu şer odaklarını da en kısa zamanda püskürteceğiz. Bugün Türkiye'nin güçlenmesinden rahatsız olanların hedefi birlik ve beraberliğimizdir.
Buraya kadar kolay gelmedik. Bu düzeni kolay elde etmedik. Büyük engelleri aşarak geldik. Bu geldiğimiz noktadan bizi geri döndürmeye kimsenin gücü yetmeyecektir.
Başka güçlerin himayesine girenler, manda yönetimi isteyenler, bağımsız ve müstakil olabileceğimize inanamayanlar, taşeron örgütler, şiddet ve nefretten başka bir şey üretemeyenlerin hendekleri, çukurları, tuzakları, pusuları Türkiye'yi dize getiremeyecek.
Çukur kazarak, pusu kurarak bombaları, canlı bombaları patlatarak Türkiye'yi tökezletmek isteyenler bilsinler ki, Türkiye Allah'ın izniyle tökezlemez, yolundan geri dönmez. Tarih boyunca bu milletin varlığına, birliğine yönelik pek çok düşmanlık gördük ama bugünkü kadar namert, bugünkü kadar insanlıktan uzak düşmanlarla pek az karşılaştık."
Birileri Nevruz'u bahane ederek gövde gösterisi yapmak istedi. Çağrıları boşa çıktı. Meydanlar onların çağrılarına ses vermedi. Kürt vatandaşlarımız bunların ikiyüzlülüklerini bir kez daha gördü. Şehirleri harap eden, öğrencileri katleden örgütün Nevruz adı altında gövde göstermesine izin vermedi.
"Milletten Türkiye'ye hizmet için oy isteyip, seçimden sonra terör örgütünün yörüngesine giren siyasi kadrolar var. Nevruz bahanesiyle örgütü liderinin posteri önünde, kalaşnikoflu fotoğraflarla konuşma yapabilecek kadar kendisini kaybetmiş siyasiler var. Teröristlerin taziye çadırlarını ziyaret eden, kürsülerden bu milleti tehdit etme cüretini gösteren haddini bilmezler var. Ama biz onlara hadlerini bildirmeyi de biliriz.
Bazı siyasetçilerin dokunulmazlık zırhına bürünerek teröre destek vermesi milletin vicdanını yaralıyor. Bu tür tutum ve davranışa sahip siyasilerin yargı önüne getirilmesi için dokunulmazlıkların kaldırılmasını gündeme getirdik. CHP ve HDP bütün fezlekeleri gündeme getirelim dedi. Madem onlar meydan okuyor biz de 'hodri meydan' dedik.
HDP'nin, CHP'nin hesabı şuydu, 'AK Parti bütün fezlekelerin, dokunulmazlıkların kaldırılmasına yanaşmayacak, böylece teröre destek veren milletvekilleri de kurtulacak'. Ya da HDP, kendi milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılacağı iddiasıyla meclisi birlikte bloke edecekler, geçen sene iç güvenlik yasasında olduğu gibi, bizim reform tasarılarının geçmesine izin vermeyecekler. Bir de mağduriyet edebiyatı yapacaklar. Biz bu oyunları bir hamleyle boşa çıkardık. Onlar küçük piyonlarla uğraşırken, biz 'şah' dedik ve mat oldular.
Meclise sevk edilen bütün fezlekeleri görüşmeyi teklif ettik. Böylece şunu gösterdik; bir AK Parti'nin kimseden korkacak, çekinecek dosyası yoktur, olursa da hesaplaşmayı biz biliriz. İki, HDP hiçbir şekilde hiçbir zaman mağduriyet edebiyatı yapmayacaktır, onlar mağdur değiller, onlar zalimler, onlar katillerle ortaklık yapan kalleşler.
Eğer CHP, bu terör destekçilerinin dokunulmazlıklarını kaldırmak için sunduğumuz teklifi reddederek, onları korumaktan başka bir anlam ifade etmeyen tekliflere yönelirse biliniz ki, terör örgütlerinin Kandil'de kurduğu ittifakın benzerini CHP ve HDP, Ankara'nın gizli ve karanlık odalarında kurmuştur ve bunun için dokunulmazlık teklifimizi engellemeye tevessül etmişlerdir. Olay bu kadar açık ve nettir.
Şimdi top CHP'nin sahasında, CHP'nin ne diyeceğini bekliyoruz, MHP'nin ne diyeceğini bekliyoruz, HDP'nin ne diyeceği zaten belli ve onların ne dediğinin de ne millet nezdinde ne de bizim nezdimizde hiçbir itibarı yoktur. Millete savaş açanların, millet evlatlarını otobüs duraklarında katledenlerle dayanışma içinde olanların
sözlerine itibar edilmez.
Bizim dünyamızda, bizim değerler sistemimizde çifte standart yoktur. Ankara'da Kızılay'da terör kurbanı olan vatandaşlarımız ile Brüksel'de hayatını kaybeden insanlar, ki aralarında Müslüman Hıristiyan kim olursa olsun, onların hayatları bizim için eşit derecede kıymetlidir. Belçika halkına ve hayatını kaybedenlerin yakınların taziye dileklerimi sunuyorum.
Bu acı olaylardan artık herkes üzerine düşen dersi çıkarmalıdır. 'Senin teröristin, benim teröristim' ayrımı yaparak, kısa vadeli menfaat hesaplarına girenler de, orta ve uzun vadede büyük bedeller ödeyeceklerini görmelidirler ve görmeye başlamışladır.
Son olarak Independent gazetesinde birçok yazar, vicdanının sesini dinleyerek şu soruyu sordu Avrupalılara, 'Brüksel saldırısından sonra bütün Avrupa'da yas ilan edilmesi, Avrupa borsalarının Belçika bayrağıyla dalgalandırılması, bütün Avrupa'da bir dayanışma halinin yaşanıyor olması takdir edilir ama aynı dayanışmayı Ankara'daki saldırı dolayısıyla Türk halkıyla niye yapmadık' diye sordular. Bu soruyu soran vicdanlı batılı aydınlara, gazetecilere teşekkür ediyorum. Bugünlerde bu soruyu daha çok sormaya devam etmeliyiz. Ama maalesef Türkiye'de aynı soruyu soramayanlar hala var.
Beş yıldır Suriye halkının zalim bir yönetim ve onunla işbirliği yapan terör odakları karşısında nasıl yalnız bırakıldığı ortadadır. Bugün bu insanlık dramı Avrupa'nın kıyılarına vurdu. Dün bu büyük drama sessiz ve duyarsız kalabiliyorlardı ama bugün acı gerçek onların da kapısını çalıyor. Avrupa'nın, Suriye konusunda çok ciddi bir politika değişikliğine gitmesi şarttır.
Avrupa'nın bölge güvenliğini sağlayabilmesi için Türkiye'den başka bir partneri, ortağı yoktur. Bu gerçeği iyi görmeleri ve buna göre de hareket etmeleri gerekir."
Kaynak: BURSADA BUGÜN
Siyaset, 2016.03.23 12:25