Bursa Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (BESOB) Başkanı Arif Tak ve BESOB Yönetim Kurulu üyeleri, CHP Bursa İl Başkanı Şadi Özdemir ve İl Yönetimine ziyaret gerçekleştirdi. BESOB Yönetiminin 15 Temmuz Darbe girişiminde CHP'nin tavrı ilgili teşekkür ziyaretlerinden duyduğu memnuniyeti dile getiren İl Başkanı Şadi Özdemir; "Bizim yaptığımız bir jest değil, demokrasiyi korumak zaten bizim görevimiz. Demokrasi bizim davamız, biz ülkemize sahip çıkmakla kendi davamıza sahip çıkıyoruz" dedi.
BESOB Başkanı Arif Tak ve BESOB Yönetim Kurulu üyeleri, CHP Bursa İl Başkanı Şadi Özdemir ve İl Yönetimine 15 Temmuz'da gerçekleşen darbe girişiminde CHP'nin demokrasi yanlısı duruşu ile ilgili teşekkür ziyareti gerçekleştirdi. Türkiye'nin büyük bir felaket atlattığını ve 1960 ihtilalini yaşayan biri olarak darbe ve ihtilallerin Türkiye'yi hep geri götürdüğünü ifade eden Arif Tak; "Esnaf ve sanatkarlar olarak bilhassa biz ihtilallerin, darbelerin olmaması yönünde gücümüzü kullanmaya çalışıyoruz. Siyasi partilerimizde de zaman zaman değişik fikirler doğdu ama bugün görüyoruz ki siyasi partilerimiz hepsi aynı fikirde, hepsi vatanperver ve fedakarca çalışmalarla bu işin karşısına geçtiler. Bu konuda sizlere minnettar olduğumuz ifade etmek ve teşekkür etmek istiyoruz. Bundan sonra ülkemizin önemli konularında hep birlikte, siyasiler olarak fikir alışverişinde bulunarak meseleleri çözüm noktasında önemli çalışmalar yapılması gerekiyor. Bu bir başlangıç noktası oldu. Umarım bu şekilde devam eder. Ve hem siyasiler, hem esnaf ve sanatkarlar Türkiye'nin önemli meselelerini çözme noktasına geliriz temennisinde bulunuyorum. Cumhuriyet Halk Partisi'nin önemli bir katkısı oldu bu konuda. Siyasi parti olarak sizlere teşekkür ediyoruz. Çünkü esnaf ve sanatkarların Türkiye'de huzur ve güven olmaması durumunda maalesef işleri bitiyor, ekmek paramızı kazanamıyoruz. İnsanlar güvende olmazsa cebindeki parayı harcamıyor, yatırım yapmıyor, yabancı sermaye gelmiyor. Dolayısıyla bu noktada şu andaki siyasi partilerle ilgili durumumuz bizi esnaf sanatkarlar olarak hepimizi çok memnun etmiştir. Bizleri ağırladığınız için de teşekkür ediyoruz" diye konuştu.
ÖZEL BİR ÇALIŞMA HAZIRLIYORUZ
Bir esnaf çocuğu olduğunu belirten Şadi Özdemir, babasının bakkal olduğunu ve geçmişte bakkal olmanın mahallelinin bütün dertleriyle ilgilenen kişi anlamına geldiğini ifade etti. Giderek kapitalizmin dayattığı alışveriş sistemlerinin değişmesinin Türkiye'nin temel sorunu haline geldiğini dile getiren Özdemir; "Esnafın üzerindeki baskıların normal zamanda da neler olduğunu gayet iyi biliyorum. Esnaf ve köylüyü bir şekilde işçileştirme stratejilerinin uzun zamandan beri uygulandığını da net bir şekilde söyleyebilirim. Bu gelir dağılımındaki adaletsizlikler hepsi bir anlamda orta sınıfı ve köylü kesimi işçileştirme projesidir. Mevcut hükümet de geldiği zaman nüfusun %1'i üretimin %39'unu alıyordu. 2014 yılında bu oranlar nüfusun %1'i üretimin %54'ünü alıyor. Bu da demek oluyor ki bu dönemlerde de yaratılan gelirden daha fazla payı üst gelir grubuna aktarılıyor. Oysaki esnafın müşterisi orta ve alt gelir grubudur. Bu tür demokrasi dışı meseleler bunun üzerine ayrıca tuz biber ekiyor" dedi. "Partimiz olarak geçmişten bugüne incelediğimizde esnaf grupları ve esnaf odalarıyla yeterince ilgilenmediğimizi söyleyebilirim" diyen Özdemir; "Bunun için özel bir çalışma hazırlıyoruz. Sizin bütün problemlerinizi daha yakından görmek, takip etmek için. Odaların her biriyle ilgili özel çalışma grupları oluşturuyoruz. Bu odaların, esnafın problemleriyle ilgileneceğiz. Biliyoruz ki esnaf yoksa Türkiye'nin işi daha zor" açıklamasında bulundu.
DEFALARCA ANLATMAYA ÇALIŞTIK
Yaşanan darbe girişimiyle, konunun bir ülke meselesi haline geldiğini dile getiren Özdemir; "Bu yüzden bu noktada parti çıkarı konuşacak durumda değiliz. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak; demokrasiyi Türkiye'ye getirmiş, cumhuriyeti kurmuş, tek partili hayattan çok partili hayata kendi isteğiyle geçmiş bir partiyiz. Hep muhalefette kalmış olmamıza karşın yine de demokrasinin vazgeçilmez bir şey olduğunu, demokratik, laik bir cumhuriyetin bu topraklarda yaşamanın koşulu ve şartı olduğunu, bunun dışındaki bütün modellerin bu ülkeyi parçalayacağını görüyoruz ve biliyoruz. Büyük bir şekilde devletin içinde yayıldığını geliştiğini, adalet sistemini, bakanlıkları, askeriyeyi, polis teşkilatını milli eğitimi ele alıp yönetmeye çalıştıkları uzun zamandır biliniyordu. Biz de defalarca bunu anlatmaya çalıştık. Ama tabi Türkiye bu büyük Ortadoğu projesi çerçevesinde gerçekten zor bir süreçten geçiyor. Burada çok ince dış politika ihtiyacı var. Fakat şansızlık tabi bu... Aynı zamanda Adalet ve Kalkınma Partisi'nde de dış politika konusunda çok iyi bir kadro kullanılmadı. Hatırlatmak isterim. 1940'lı yıllarda karneyle ekmek verdik diye bizi eleştirdikleri yıllarda etrafımızda 50 milyon insan ölmüş ve çok daha fazlası da sakat kalmıştı. Her tarafımız kan gölüydü. Ve bir tek Türk'ün burnunu kanatmamıştı o dönemin siyaset anlayışı. Öyle ince dengeli hesabını yapan bir dış politika izlenmişti. Ve onun sonunda her an savaşa gidebiliriz diye iki ekmek yerine bir ekmek yiyin demiştik ve kimsenin de zarar görmesine izin vermemiştik. Keşke bugün de böyle olsa da kimse zarar görmese, şehitlerimiz olmasa" diye konuştu.
SİYASETİN DİLİ İYİ
"Bu dönemde bu tür hatalar oldu" diyen Özdemir; "2007'de Türk Ordusunda açık bir şekilde tasfiye yapıldı. İnsanların omzuna yıldız koyup rütbe verebilir, general yapabilirsiniz. Ama generallik mertebesine erişene kadar yetiştiği, aldığı bilgileri, deneyimleri yıldız koyarak sağlayamazsınız. 25 generalin 18'i içerideymiş. Bunların hepsi son yıllarda hızlı yükseltilen insanlar. Türkiye'ye büyük geçmiş olsun. Sayın başkanın da belirttiği gibi ilk defa siyaset birlikte hareket etmeyi öğrendi. Cumhuriyet Halk Partisi de bu olaylar olduğunda net bir şekilde tavrını ortaya koydu. Siyasi olarak mücadele başka bir şeydir, ülkeye, ulusal egemenliğe karşı yapılan saldırıya karşı duruş başka bir şeydir" dedi. Şu dönemde siyasetin dilinin iyi olduğunu ifade eden Özdemir sözlerini şöyle sürdürdü; "Ötekileştirme, dışlama, aşağılama dilini bundan sonra kullanılmamalı. Burada en büyük görev Sayın Cumhurbaşkanına düşüyor. Bu dönem çok ılımlı geçmeli ve bütün partilerle hassas bir ilişki kurulmalı. Geçmişte de inatlaşma, ötekileştirme, oradan kısa vadeli fayda elde etme düşünceleri Türkiye'de darbe zemini hazırlamıştı. Bugün bu anlamda siyaset doğru bir duruş da sergiledi. Birçok temel konuda da bir duruş sergilemekte fayda var. Bunun örnekleri de var. Hatalı bir şey olursa bunun olumlu olarak geri dönüşleri de oluyor. Dolayısıyla bu tür karşılıklı diyaloglar olduğu zaman, birbirimizi dinlersek, anlamaya çalışırsak birçok sorunu aşarız. Türkiye'nin nüfusu genç ve dinamik, bölgemiz değerli bir bölge."
DEMOKRASİ BİZİM DAVAMIZ
Esnaf ve sanatkarları çok önemsediklerini ancak teşekkürü kabul etmediklerini çünkü vatandaşlık görevlerini yaptıklarını dile getiren Özdemir; "Bizim yaptığımız bir jest değil, demokrasiyi korumak zaten bizim görevimiz. Demokrasi bizim davamız, biz ülkemize sahip çıkmakla kendi davamıza sahip çıkıyoruz. Sizlerle daha sık bir araya gelebilmek istiyoruz. Problemleri birlikte konuşalım ve çözüm arayalım. Sizin üzerinizde büyük bir baskı var. Özellikle AVM'lerin şehir içinde olmaları esnafı yok ediyor. Bunlara karşı beraber mücadele edelim. Başka sıkıntıları nerede çözülecekse oraya taşıyalım. Biz esnafımızın yanındayız. Sizleri desteklemek istiyoruz. Geldiğiniz için çok teşekkür ediyoruz" dedi. Konuşmaların ardından BESOB Başkanı Arif Tak, İl Başkanı Şadi Özdemir'e Türk Bayrağı ve İznik çinisi takdim etti.
Kaynak: BURSADA BUGÜN
Bursa Bölge, 2016.07.27 19:41