Sokak hayvanları hakkında meclise sunulması beklenen yasa tasarısı vatandaşları ikiye bölmüş durumda. Sokak hayvanlarını uyutma dışında pek çok çözüm önerisi olduğunu vurgulayan Bursa Veteriner Hekimleri Odası Başkanı Melike Baysal, Bursada Bugün'e açıklamalarda bulundu.
MERVE DENİZ EKİCİ / BURSADA BUGÜN
AK Parti grubu tarafından sokak hayvanları hakkında meclise sunulması beklenen yasa tasarısı pek çok kesim tarafından tepkilere neden oldu. Yasa tasarına göre, sokak hayvanları belediyeler tarafından 30 gün boyunca sahiplendirilmeye çalışılacak ve sahiplendirilmezlerse uyutulacaklar. Bursa Veteriner Hekimleri Odası Başkanı Melike Baysal, "Sokak hayvanlarında saldırganlık teşhisi ve tedavisi gerçekleştirilmeli. Agresif karakterli hayvanlar tedavi edilebilir" şeklinde konuştu.
"DOMİNANT KARAKTERLİ KÖPEKLERİN KISIRLAŞTIRMAYLA SAKİNLEŞMESİ MÜMKÜNDÜR"
Veteriner Hekimleri Odası Başkanı Melike Baysal, "Saldırganlık yani agresyon, başka bir kişiye veya gruba yönelik herhangi bir tehdit veya zararlı davranış olarak tanımlanabilir. Burada şunu ayırmak gerekir, insanda çoğu zaman bilinçli bir eylem iken, hayvanlarda bilinçli bir eylem değildir, yani bir köpek karşısındaki insan ve hayvana zarar verme bilinciyle hareket etmez. Hayvan davranışları uzmanı veteriner hekimlere göre normal, yaygın olaylara anormal ve aşırı düzeyde uyarılma ile tepki veren köpeklere genellikle reaktif denmektedir. Örneğin, yürüyüşte bir yabancıyı görmek, çoğu köpek için günlük bir olaydır ve köpeğin kişiliğine bağlı olarak, hiç ilgi göstermeyebilir, geçici bir bakış ya da dostça bir yaklaşma isteği de uyandırmayabilir. Bununla birlikte, tepkisel bir köpek için, bir yabancının görülmesi yoğun havlamaya, hamle yapmaya, sinmeye, tasmayı çekmeye vb., durumla orantısız davranışlara yol açabilir. Bu nedenle havlayan her köpeğe ''saldırgan/agresif'' demek yanıltıcıdır ve yine aynı nedenle, kısırlaştırıldığı zaman 'saldırgan köpek uysallaşır' demek kesin bir kanı bildirmez, ancak bazı hormonların üretimi olmadığı için özellikle dominant karakterli köpeklerin sakinleşmesi mümkündür, en azından hayvanlardaki üreme dürtüsü kaynaklı, kendi aralarındaki kavgalar olmayacaktır. Bu tip kavgalar aslında hayvanlar arası risk olsa da kavga eden köpekleri gören ve korkan çok insan biliyoruz, bunu genel agresyon olarak değerlendirebiliyor insanlar. Benzer şekilde dişilerde anne olduklarında yavrularını savunma davranışı gösterirler, kısırlaştıklarında bu davranış da yok olur" dedi.
"SALDIRGANLIK TEŞHİSİ VE TEDAVİSİ GERÇEKLEŞTİRİLMELİ"
Baysal, saldırganlık teşhisinin ve tedavisinin uzmanlar tarafından gerçekleştirilebileceğini belirterek, "Özet olarak şu çok iyi bilinmelidir ki agresyon teşhisi anlık davranışlar gözlemlenerek konulamaz, bu insanda da hayvanda da aynıdır, davranışların kökeni, teşhisi ve çözümü uzmanlarca değerlendirilir, teşhis ve tedavi edilir. İnsanların da bu konuda dilini değiştirmesi, toplumun hayvanlar konusunda daha aklı selim düşünmesini sağlayabilir" dedi.
"AGRESİF KARAKTERLİ HAYVANLAR REHABİLİTE EDİLEBİLİR"
Baysal, "Agresif karakterli olduğu düşünülen hayvanlar bakımevlerine alınarak rehabilite edilmesi sağlanmalı ve rehabilite edilemeyenler sağlıklı ve rehabilite koşullarına uygun olacak şekilde bakımevlerinde kalmalıdır. Bir an önce merkezi yönetim bütçe desteği vermeli, yerel yönetimler bakımevlerini kurmalı, denetlenmeleri de sağlanmalıdır. Ancak bu denetlemeler hayvanseverler ya da dernekler tarafından değil, merkezi yönetim tarafından, olması gerektiği gibi yapılmalıdır. Bu sürece meslek örgütleri de dahil edilebilir" açıklamalarıyla çözüm önerilerini anlattı.
"KİMLİKLENDİRME KONUSU BİR DAHA TBMM GÜNDEMİNE GELMEDİ"
Sahiplenilip daha sonra sokağa salınan evcil hayvanlar hakkında caydırıcı cezalar ve yapıcı uygulamalar olması gerektiğini vurgulayan Veteriner Hekimleri Odası Başkanı Melike Baysal, kimliklendirilemeyen evcil hayvanları daha sonra kimliklendirmek isteyenler için uygulanan para cezasının kaldırılmasının teşvik edici olabileceğini söyledi. Baysal, kimliklendirme hakkında, "Aslında en önemli konulardan biri bu. 2021 yılında revize edilen 5199 sayılı kanuna göre 31 Aralık 2022 tarihinde tüm sahipli hayvanların mikroçip takılarak kimliklendirilmesi, böyle sokağa köpeğini ya da kedisini terk edenlerin tespit edilerek cezalandırılması planlanmıştı. Ancak bu süre yeterli olmadı, 31 Aralık'ta kimliklendirmeyenler için o süreden sonra 15 günlük ek süre tanındı, sonrasında ise kimlik taktırmak isteyenlere ceza uygulanmaya başlandı. Durum böyle olunca, 31 Aralık 2022 tarihinde kimliklendirilmeyen milyonlarca hayvan kimliklendirilmemiş oldu. TVHB de benzeri açıklamaları defalarca yaptı, Bursa Veteriner Hekimler Odası olarak biz de yaptık, mikroçip ile kimliklendirme konusu tekrar TBMM'nin gündemine gelmedi, kanunda değişiklik yapılarak sahipli tüm hayvanların kimliklendirilerek kayıt altına alınması sağlanmalıdır" açıklamalarında bulundu.
"KİTLESEL AŞILAMALARIN ETKİLİ OLDUĞU GÖSTERİLİYOR"
İtlafların en çok kısırlaştırılmış ve aşılanmış köpeklere uygulandığını vurgulayan Baysal, "Dünya Sağlık Örgütü'nün (WHO) kuduzla ilgili uzman konsültasyon toplantısında (2018) 'köpek kaynaklı kuduzu kontrol altına almakta kitlesel olarak yapılan aşılamaların etkili olduğu defalarca gösterilirken, köpeklerin yok edilmesinin ise uzun vadede köpek yoğunluğunu azaltmadığı veya kuduzu kontrol altına almada başarılı olmadığı' açıkça belirtilmiştir. Bu nedenle toplu köpek itlafları kuduz kontrol stratejisinin bir parçası olmamalıdır. Bu strateji etkili olmamakla beraber sahipsiz köpekler hedef alındığında aşılama programlarına zarar verebilmektedir, demektedir. Bu tarz itlaflarda en çok mahallemizin sakinleri olan, kısırlaştırılmış ve aşılanmış olan, insanlara yakın olan hayvanları yok etmektedir" ifadelerini kullandı.
Bursa Bölge, 2024.06.13 09:24