Deprem Bilimci Prof. Dr. Osman Bektaş, Marmara Denizi'ndeki çukurların Bursa ve çevre illeri büyük depremlerden koruyan doğal bariyerler gibi çalıştığını iddia etti. Bektaş'a göre Orta Marmara, Çınarcık ve Kumburgaz çukurları, deprem kırıklarının ilerleyişini "sessiz fay hareketi" ile durduruyor ve yüksek ısı ve akışkan yapıları sayesinde deprem enerjisini azaltıyor.
Deprem Bilimci Prof. Dr. Osman Bektaş, Marmara Denizi'ndeki çukurların depremlerin yayılımı üzerindeki rolüne ilişkin dikkat çekici bir değerlendirme yaptı. Sosyal medya hesabından açıklamalarda bulunan Bektaş, Bursa'yı ve İstanbul'u etkileyebilecek büyük ölçekli depremlerin, Marmara'daki bazı jeolojik bariyerler nedeniyle ilerleyemediğini savundu.
Bektaş, geçmişte meydana gelen büyük depremleri örnek göstererek, "1912 Mürefte M7,4 depreminin İstanbul'a doğru ilerleyişini Orta Marmara Çukuru, 1999 M7,4 İzmit depreminin batıya ilerleyişini Çınarcık Çukuru, 2025 M6,2 Silivri depreminin İstanbul'a yürüyüşünü de Kumburgaz Çukuru durdurmuştur" ifadelerini kullandı.
Bu durumun nedenlerini de açıklayan Bektaş, Marmara'daki çukurların jeolojik yapısı sayesinde deprem enerjisini emen ve sönümleyen bir işlev gördüğünü belirtti. Çukurlarda gözlenen "creep" adı verilen sessiz fay hareketinin, deprem kırığının ilerleyişini durdurarak oluşan stresi fayın arka bölümlerine aktardığını vurguladı.
Prof. Dr. Bektaş, bu sürecin bir sonucu olarak iki büyük deprem arasında kalan merkezi Ana Marmara Fayı'nın parçalı şekilde kırıldığını ifade etti.
Marmara'daki çukurların özelliklerine de değinen Bektaş, bu bölgelerin yer kabuğunun en çok gerildiği ve inceldiği alanlar olduğunu belirtti.
Kabuk yapısının ince olması nedeniyle magma sıcaklığının yüzeye daha yakın olduğunu söyleyen Bektaş, bunun sonucunda yüksek ısı ve plastikleşmiş kayaç yapısının oluştuğunu kaydetti. Bektaş, bu nedenle de fayların bu bölgelerde "gevrek" değil, "sakız gibi" sünek bir yapıda olduğunu aktardı.
Marmara çukurlarının gaz ve su gibi akışkanlar bakımından zengin olduğunu vurgulayan Bektaş, bu yüksek basınçlı sıvıların fay zonlarını adeta yağladığını ifade etti.
Bektaş, fayların bu nedenle kilitlenip enerji biriktiremediğini, bunun yerine "creep" olarak adlandırılan sessiz fay hareketiyle deprem kırığını durdurarak bariyer görevi gördüğünü belirtti.
Kaynak: BURSADA BUGÜN
Güncel, 2026.01.03 14:09