Bursada Bugün Genel Yayın Yönetmeni Aysın Komitgan'ın sunduğu "Gün'Aysın" rogramının konuğu, Bursa Eğitim Platformu Kurucusu Mehmet Yıldız oldu. Eğitim hakkında konuşan Yıldız, "Örnek olarak Finlandiya var mesela, peki neden biz bunu başaramıyoruz?" dedi.
Gün'Aysın programının konuğu Bursa Eğitim Platformu Kurucusu Mehmet Yıldız oldu.
Programa öğretmenler gününü kutlayarak başlayan Yıldız, "Cuma günü öğretmenler günüydü tekrardan bütün öğretmenlerin öğretmenler gününü kutlarım" dedi.
Yıldız, ''Öğretmenler, eğitimin tam merkezindedir. Tabii geçmişten bu yana baktığımızda öğretmenlerin inanılmaz bir itibar sorunu var. Öğretmenlik bizim zamanımızda en kıymetli meslekti. Öğretme motivasyonunun sağlanması gerekiyor. Öğretmenlerimiz artık bu motivasyondan uzak. Sadece itibar olarak değil şiddete de maruz kalıyorlar.
Geldiğimiz noktada öğretmenler sadece ders saatini dolduran bir yapıya kavuştu. Öğretmenlerimize, kendini geliştirecek eğitimleri ve olanakları veremediğimiz sürece, eğitimin kalitesi her geçen gün olduğu gibi düşmeye devam edecek.
Ama bu eğitim sisteminde de sorun var sürekli farklı modellerin uygulanması, yapboz tahtasına döndü sanki.
E tabii şimdi 21 yıllık iktidarda 8 tane bakan değişti yaklaşık 16-17 kez de eğitim sisteminde değişiklik oldu. Tabii ki eğitimde değişiklikler olucak fakat bu kadar köklü değişiklikler olmamalı'' şeklinde konuştu.
Yıldız'ın konuşmalarının satır başları şöyle;
Özellikle gençler dünya ile çalışıp konuşacaklar. Kendi içerisinde ortadoğu ülkesine doğru hızla kayan bir yapı var. Yöneticilerimiz, eğitimin paydaşları: istikrarlı, bütün ideolojilerden uzak, ortak noktamız çocuklarımız olduğuna göre bu çocuklarımızı geleceğe hazırlayacak nitelikli bir eğitim modeline ihtiyacımız var. Maalesef eğitim soyut bir kavram olarak görülüyor şu an. Dünya ölçeğinde bir sistem oluşturulması gerekiyor. 1. sınıfa başlayan çocuklarımızın hepsi üniversite mezunu olmak zorunda değil.
İş dünyası nitelikli bir insan gücüne ihtiyaç duyuyor. On binlerce öğrenci mezun oluyor mesleki eğitimden, diğer yandan nitelikli iş gücü arayışında olan sanayi ile entegre olamıyor. Bunun nedeni eğitim sistemimiz.
Geçmişe baktığımızda yaklaşık 3-4 tane meslek lisesi vardı, insanlar bu yerlere çocuklarını sokabilmek için torpil kullanırlardı. Artık çocuklarımızım, tercih bile etmediği okul sistemi durumuna düştü.
"SANAYİCİLERİMİZ BU DURUMU DİLE GETİRMEK YERİNE SURİYELİLERİ, AFGANLARI ÇALIŞTIRIYOR. BU KOLAYCILIK DEĞİL Mİ?"
Tabii ki kolaycılık, bunu devlet kontrol etmek zorunda. Sanayiciler kar etmek için bunu yapıyor ama devlet bu konuda baskı kurabilir.
Biz çocukları, bir nevi iş dünyasına çalışan olarak gönderiyoruz.
Güney Kore'nin 1965'lerde kişi başına milli geliri 60 dolarken bizim 125 dolardı, şu an da Güney Kore'nin 40 bin dolarda bizim ise 7-8 bin dolarlar civarında. Onlar mesleki eğitim üzerinde durdular.
"YOKSULLUK ÇOCUKLARIN KADERİ OLAMAZ"
Bunu ancak eğitim değiştirebilir. Eğitim sadece para kazanmak içinde değil, yurttaşlık eğitimi, birbirimizle yaşam şekli açısından da önemlidir.
Bu denetimsizlik, hedefsizlik velileri etkiliyor. Artık özel okullar göz önünde bulunduruluyor.
"HER ÇOCUK ÖZELDİR"
Her çocuk özeldir. Ben bir köy çocuğuyum, eğer Cumhuriyet'in getirdiği bu yenilikler olmasaydı belki de ben çoban olacaktım. Çocukların nitelikli eğitime ulaşması zorlaşıyor bu da toplumda kırılmalara yol açıyor.
Yerel yönetimde özellikle okul öncesi eğitimde daha fazla aktif görev alınması gerektiğini vurguladı.
ÖRNEK OLARAK FİNLANDİYA VAR MESELA, PEKİ NEDEN BİZ BUNU BAŞARAMIYORUZ?
Aslında Finlandiya eğitim modeli Cumhuriyet'in ilk yıllarındaki modele benziyor, onu geliştirmişler. Cumhuriyet'in ilk yıllarındaki modelimiz bugüne uyarlanabilir. Bu çok zor değil, yeter ki eğitimi iktidarın siyasi arenasından çıkaralım. Ortak noktamız çocuklarımız bizim. Ülkenin geleceği onlar, önce aileyi, sonra yakın çevreyi ve toplumu değiştirecekler.
Yeter ki iktidarlar istesin. Ülkemize ve gençlerimize sahip çıkalım" dedi.
Kaynak: BURSADA BUGÜN
Bursa Bölge, 2023.11.27 16:14