Bursa'da Erbil Tuşalp Gazetecilik Günleri 3, 'Felaket Gazeteceliği' temasıyla başladı.
SİMLANUR İNCE - HÜSEYİN İZCİ / BURSADA BUGÜN
Bursa'da bu akşam itibarıyla 2 gün sürecek Erbil Tuşalp Gazetecilik Günleri 3, 'Felaket Gazeteceliği' temasıyla TAKSAV Toplumsal Araştırmalar Kültür Sanat Vakfı'nda başladı.
Bu akşam düzenlenen söyleşide 'Çatışma Alanlarında Gazetecilik ve Sorumluluk' konusunu Doğan Tılıç ele alıyor.
Erbil Tuşalp Gazetecilik Günleri, yarın saat 14.00 itibarıyla Nilüfer Uğur Mumcu Sahnesi'nde söyleşi ve paneller ile devam edecek.
Erbil Tuşalp Gazetecilik Günleri kapsamında gazeteci/yazar Doğan Tılıç, gazeteciliğin önemli noktalarına değindi.
"OLAYIN BÜTÜNÜNÜ ELE ALMAK ÖNEMLİ"
Gazeteci/yazar Tılıç, gerçekleştirdiği söyleşide, "Çatışma alanlarında gazetecilik ve sorumluluk diyoruz. Böyle bir ayrım yapmak çok gerekli mi bilmiyorum. Gazetecilik diye bir meslek var. Olan gazetecilik ve olması gereken gazetecilik var. Çatışma alanları diye özel başlık açmamızın nedeni hayatın her alanı çatışma. İçinde çatışma içermeyen bir hayat yok. Çatışma alanları bir tür gazeteciliğin nasıl yapılması ya da yapılmaması konusunda bir fikir veriyor. Gazetecilik dediğimiz şey ne? Kitaplarda var. Benim gazetecilik tanımın, gazetecilik doğruyu söyleme meselesidir. Gerçekte böyle mi? Bir araştırma yapsanız, gazetecilerin yalan söylediğini belirtirler size. Bu da doğrudur. Gazetecilik doğruyu söyleme mesleğidir dememiz önemli. Bunun içinde başka bir kavram var. O da meslek kavramı. Peki meslek ne? Çok temel bir meslek tanımı yapalım. Her meslek bir güven ilişkisidir. Bizi bir meslekle tanımlayan şey, güven meselesidir. Birileri gazetecilerin doğruları söylediğinden vazgeçmişse, o zaman biz gazeteci değilizdir. Birinci şey gazetecilik doğruyu söylemektir. İkincisi meslek güven ilişkisidir. Herhangi bir çatışma alanına gittiğinizde, o ana sıkışmış bir hikaye anlatıyorsanız o zaman yanılıyorsunuzdur. Olayın bütününü ele almak önemli" ifadelerini kullandı.
"YAPISAL BİR DUVAR VAR KARŞIMIZDA"
Gazetecilikte dikkat edilmesi gereken noktalara değinen Tılıç, "Bütün dünyada medya bazı yapılar tarafından korunuyor. Birçok alanda yer alıyor yapılar. Sorumluluk dediğimizde birey olarak biz gazetecileri aşan, yapısal bir duvar var karşımızda. Bir haber göndereceksiniz, bambaşka kişilerin filtresinden geçerek kitlelere ulaşacak. Gazeteci savaşların, savaşmayan tarafıdır. Savaşta bir taraf haklı, benim de işim haklı olanı ortaya çıkarmak diyorsanız, sizin gazetecilikle alakanız yok. Eğer bir savaş haberini savaşın bütün taraflarını okuyamıyorsanız yalanı yutuyorsunuz" dedi.
"SÜRECİ BİLMEK VE FARKINDA OLMAK ÖNEMLİ"
Savaş muhabirliğine değinen Tılıç, "Çatışma alanlarında sorumluluk. Her mesleğin sorumluluğu var. Bizim savaş alanlarından neler anlattığımız önemli. Ana ve tek bir noktaya odaklanmamak süreci bilmek ve farkında olmak önemli. Azeri Ermeni örneğini verebilirim. Azeri ve Türk televizyonlarını izlediğimde Ermeniler katliam yapıyor çok kötü. Ermeniler kötü olarak görülüyor. Ermeni televizyonunu izlediğim zaman ise tam tersi" şeklinde konuştu.
"GAZETECİLİĞİN ZİRVESİ HİKAYE ANLATMAKTIR"
Tılıç, "Gazeteciliğin zirvesi hikaye anlatmaktır. Biz birer hikaye anlatıcısı olmak zorundayızdır. Bu bizim için çok önemlidir. Hikaye önce yaratılan, sonra da ustalıkla anlatılan bir olaydır. İki yüz yıl öncesine giden bir iletişim biçimidir. Çok güçlü bir şeydir hikaye anlatmak. Anlatanla anlatılan arasında bir duygu bağı kurar. Şimdi Ruslar ve Ukraynalılar çatışırken hikayeler çıkıyor. Birçok hikayeyi bulup çıkarmak mümkün. Her haberi biz ve onlar diye ayırıyoruz. Sadece kişilere ana odaklanır. Aslında öncesinde yaşanan bir sürü olay vardır. Savaşlar böyledir. Bir anda başlamaz. Onun arka planında yaşananlar vardır" diye anlattı.
Bursa Bölge, 2023.09.08 18:24