Dış borçlanmanın 50 milyar doların üzerine çıktığı Pakistan'da 180 milyonluk nüfusun sadece yüzde 2'si düzenli vergi veriyor
Pakistan, tarihinin en ağır iktisâdi krizlerinden birini yaşıyor. Nawaz Şerif hükümeti, ülkede yaşanan terör ve siyasi çalkantıların büyük darbe vurduğu ekonomik krizden çıkmanın yollarını arıyor.
180 milyona ulaşan nüfusuyla Güney Asya'nın en kalabalık ülkelerinden olan Pakistan, 2000'li yılların başında ekonomik göstergeleri yükselen bölgenin, en hızlı kalkınan ülkelerinden biri konumundaydı. Ancak 2000'li yıllar Pakistan ekonomisi için kâbusun başladığı ve ülkenin içinden çıkılmaz bir krizin içine düştüğü dönem oldu. Ülke ekonomisinin belkemiği, tekstil ve tarım ürünlerine dayalı ihracaattan elde edilen gelir idi. 2007 yılına kadar yılda 12 milyar dolara yakın tekstil ihracaatı yapan Pakistan, tarım ürünleri ve farklı alanlardaki ürünlerin ihracaatından da yıllık 19 milyar dolarlık gelir sağlıyordu.
2000'li yılların başındaki küresel ekonomik kriz ve 11 Eylül saldırılarının ardından Pakistan ekonomisi, en önemli gelir kaynağı olan ihracaat potansiyelini önemli ölçüde kaybetti. Tekstil ve tarım alanında Avrupa ülkelerine ihracaat şansını kaybeden Pakistan'ın, ihracaat geliri 45 milyar dolardan 18 milyar dolara kadar geriledi. 2009 yılında başlayan enerji kriziyle ülkenin en önemli sanayi ve tekstil kuruluşları üretimlerini durdurmak zorunda kalırken, 2010 yılında yaşanan sel felaketinde tarım alanlarının gördüğü zarar, ülke ekonomisine ağır darbe vurdu.
Ekonomik çöküşün en önemli etkenlerinden biri de savunma ve terörle mücadeleye aktarılan milyarlarca dolarlık kaynak ve şiddet saldırılarının son 10 yıl içinde sebep olduğu 45 milyar dolara yakın mâlî kayıp. Ülkede yaşanan siyasi çalkantılar, etkili bir iktisâdî politika uygulanamaması ile dış yardımlarla IMF ve Dünya Bankası'ndan gelen borçlanmaya dayalı Pakistan ekonomisi, her geçen gün daha da büyüyen bir çöküşün içine girdi. 11 Mayıs seçimlerinde iktidara gelen Nawaz Şerif liderliğindeki Pakistan Müslümanlar birliği, ülkeyi bu içinden çıkılmaz görünen tablodan kurtarmanın yollarını arıyor.
MİLLETVEKİLLERİ BİLE VERGİ ÖDEMİYOR
11 Mayıs seçimlerinde başbakan seçilen Navaz Şerif kelimenin tam anlamıyla ekonomide enkaz haline gelmiş bir tabloyla karşı karşıya. Şerif, darboğazdan kurtulmak için kısa vadede yine dış borçlanma ve borçların vadelerinin uzatılması gibi çözümlerle ülke ekonomisine soluk aldırmaya çalışıyor. Fakat ülkenin en önemli problemi 180 milyonluk nüfusun sadece yüzde 2'sinin düzenli vergi veriyor olması...
Dış borçlanmanın 50 milyar doların üzerine çıktığı Pakistan'da uzmanlar Şerif hükümetinin ekonomik darboğazı aşmak için dış yardımlara güvenmesinin hata olduğu görüşünü savunuyorlar. Borçlanma kısa vadede bir rahatlama sağlasa da ülkenin ileride ekonomisini toparlamasına yardımcı olmayacağı görüşü hâkim. Pakistan başbakanı Şerif'in yolsuzlukla mücadele ve özellikle kamu kurumlarındaki yozlaşmaya karşı giriştiği etkili uygulamalarla enerji krizini aşmak için önemli adımlar atıldığını belirten ekonomist Tarık Perzada, özelikle enerji ve doğal kaynaklar bakanlığına bağlı birimlerin yolsuzluk ve rüşvet batağına saplandığını belirtiyor.
Ülke ekonomisindeki bu büyük uçurumun en önemli nedenlerinden biriyse vergi adaletsizliğidir. Ülkede nüfusun sadece yüzde 2'si kayıt altında ve düzenli vergi ödüyor. Ülkedeki vergi adaletsizliğini utanç verici olarak niteleyen Tarık Perzada "maalesef Pakistan'ın gerçeği bu. 180 milyon insanın yükünü sadece 5-6 milyon kişiden aldığınız vergilerle taşımaya çalışıyorsunuz. Düşünün, memleket bütçesinin yarısından fazlası dış yardım ve kredilerden sağlanıyor. Bu açık her geçen dönem büyüyor. Oysa etkili bir vergi sistemi uygulansa kısa sürede kalkınma sağlanır. Sadece cep telefonu ve benzine konulan vergilerle ülkenin kalkındırılması mümkün değil. Bu ülkede milletvekilleri bile vergi vermiyor" dedi.
Kaynak: BURSADA BUGÜN
Ekonomi, 2013.07.23 15:46