Başbakan Yardımcısı Arınç, "Millet sevgisini, ümmetin beraberliğini ve pek çok hastalıkların çaresini onun gösterdiği yolda bulduk. Onu yasaklamakla, suçlu göstermekle hiçbir şey elde edemediler" dedi.
Bursa Bediüzzaman'ı Anma ve Anlama Platformu'nun öncülüğünde Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen programa başta Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ve Bursa Valisi Şahabettin Harput olmak üzere AK Parti milletvekilleri, Bursa protokolü ve çok sayıda vatandaş katıldı.
Programda konuşan Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Bediüzaman Said Nursi'nin çileli ve meşakkatli ömrünün 23 Mart 1960'da ebedi hayata irtihal etmesiyle sonuçlandığını ancak çilenin ölümünün ardından bile bitmediğini ifade ederek, "Vefatından sonra darbeciler kabrinden onu çıkardılar, meçhule götürüp bıraktılar. Bütün bu cefalar, hayatında bir milim bile çizgisinden sapma olmayan bir insanın dünyaya meydan okumasını gösteriyor. Hepimiz onu seviyoruz. Millet sevgisini, ümmetin beraberliğini ve pek çok hastalıkların çaresini onun gösterdiği yolda bulduk. Onu yasaklamakla, suçlu göstermekle hiçbir şey elde edemediler. Sadece Bursa'da 3 bin kişi onu anmak için buraya geldiler. Hepimiz ona borçluyuz. Allah bizi onun şefaatinden mahrum etmesin" diye konuştu.
'Risale-i nur davası, anamızın ak sütü gibi beraat etmiştir'
Bediüzzaman Said Nursi'nin eserlerini okurken insanın kendisini muhakeme ettiğini belirten Arınç, "İçinde samimiyet ve sadakatten başka bir şey yok. İhlas risalesine, tabiat risalesine bakarsanız, ne önünüze gelirse içinde iman hakikatleri var. Bunların anlaşılması için yıllar geçti. Ama o gün bugündür. Risale-i nur davası, anamızın ak sütü gibi beraat etmiştir. O birleştiricidir. İsyanlara karşı çıktı. Onlara göre Said i Kürdi dersek, ona dolaylı olarak da suçlu gözüyle bakmak mümkün olacaktır. Bu alçaklıkta o kadar ileri gittiler ki Şeyh Sait isyanının faili olduğu ortaya atıldı. Her şeyiyle onu bir işin içine sokma gayreti içinde oldular. Bütün bunlara rağmen, bütün müdafaalarında hep hakikati söyledi. Kendisini zehirlemeye çalışanlara bile beddua etmedi" şeklinde konuştu.
'Bediüzzaman Said Nursi, asrın müceddidiydi'
Bursa Valisi Şahabettin Harput ise Hz. Muhammed'in "Alimler peygamberlerin varisleridir" sözünü hatırlatarak, "Bediüzzaman Said Nursi, asrın müceddidiydi" dedi.
Vali Harput, Bediüzzaman Said Nursi'nin hayatının, fikirlerinin ve yaptıklarının muhteşem bir örnek olduğunu belirterek, "İnsanlığın kardeş olarak bir araya gelmesinde ne kadar önemli ilkeleri bizlere aşıladığını görüyoruz" ifadesini kullandı.
Prof. Dr. Hikmet Sami Yıldırımhan da Said Nursi'nin çok yönlü bir mütefekkir olduğunu, hayatının sürekli işkence, tecrit ve zulümle geçtiğini dile getirdi.
Bursa Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali Sürmen de böylesine manevi yönü olan kişilerin ışıklarının, bulundukları mekanlardan çok uzak diyarlara taştığını vurgulayarak, "Bediüzzaman maddi anlamda esir olmuştur ama manevi anlamda onu esir eden komutanı bile esir almıştır. İdamı öncesinde sadece 2 rekat namaz kılmak istemiştir. Bu da Allah için halka hizmet etmesinin göstergesidir" şeklinde konuştu.
Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kamil Dilek adına konuşan Prof. Dr. Fikri Pala ise Bediüzzaman Said Nursi'nin özellikleri ve yaşantısıyla ilgili bilgi verdi. Farklı anlayışlara saygı duymak için başta hükümetler olmak üzere herkese görevlerin düştüğünü kaydeden Pala son olarak; yeni anayasanın düzenlendiği bu günlerde panelin faydalı olmasını diledi.
Hayatı hürriyet mücadelesiyle geçti
Açılış konuşmalarının ardından moderatörlüğünü Avukat Mustafa Tuncel'in yaptığı panele geçildi. Panel'de Prof. Dr. Şadi Eren, Prof. Dr. Mümtazer Türköne, Doç. Dr. Osman Can ve Doç. Dr. Ahmet Yıldız söz aldı.
Prof. Dr. Şadi Eren, panelde, Bediüzzaman'ı kendi ifadeleriyle anlatmaya çalışacağını dile getirerek, "O, adeta bir hürriyet kahramanıdır. Hayatı hem kendisi, hem toplum, hem de insanlıkla alakalı hürriyet mücadelesiyle geçti. 'Ekmeksiz yaşarım, fakat hürriyetsiz yaşayamam' sözü bunu tam anlamıyla anlatır" diye konuştu.
Doç. Dr. Osman Can ise Bediüzzaman Said Nursi'nin hayatının aslında Türkiye'nin bunalımlı, çalkantılı günleriyle paralel olduğuna dikkati çekerek, "Bu paralelliği birbirinden ayıramayız. Bediüzzaman büyük bir mücadele veriyor, yazılar yazıyor, değerlendirmelerde bulunuyor. Onu rahmetle anıyoruz" ifadesini kullandı.
Prof. Dr. Mümtazer Türköne de Bediüzzaman Said Nursi'nin, insanlığa uzağı görme perspektifini kazandırdığını dile getirdi. Türköne, Said Nursi'nin varlığının önemine değinerek, "Bediüzzaman olmasaydı bu konuşma bugün burada olmazdı. Ben burada sizlerin huzurunda anlatamazdım. Onun nimetleriyle yaşayan bir Türkiye var. Allah Razı olsun" dedi.
Doç. Dr. Ahmet Yıldız ise Bediüzzaman Said Nursi'nin günlerce aç bırakıldığını ve koğuşlarda ölüme terk edildiğini vurgulayarak, "Pencerelerinin çoğu kırık 70 kişilik odalarda tek başına yatırılıyordu, soğuktan ölmesi isteniyordu. Ama o yemeğini bile farelerle paylaştı. Hayatı boyunca kadın, çoluk, çocuk, genç, ihtiyar ve masumları düşündü. Hep insanlık için mücadele verdi" şeklinde konuştu.
Panelin ardından ise Bediüzzaman'ın hizmetinde bulunmuş olan öğrencilerine söz verildi. Mehmet Fırıncı, Said Özdemir, Ali Çakmak Bediüzzaman ile alakalı hatıralarını paylaştı.
Kaynak: BURSADA BUGÜN
Bursa Bölge, 2012.03.25 12:26