Yeşim Mutlu
kosucu_yesim@hotmail.com

Nerede zeytin koruma kanunu?

05 Ekim 2026 Pazartesi, 12:06

Dün okuduğum bir haberde Gemlik'te bir köyde zeytin ağaçlarının kesildiğini gördüm. Bir anda aklıma yıllardır bildiğimiz zeytin koruma kanunu geldi. Hani bizim kanunumuz vardı, nerede?

Atatürk döneminde hazırlıkları başlatılan ve Atatürk'ün vefatından kısa süre sonra, 26 Ocak 1939'da kabul edilen 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun, zeytinliklerin korunmasını ve geliştirilmesini amaçlıyor.

Peki, bu kanuna neye göre, kime göre uyuluyor?

Bazı bölgelerde inşaat alanlarını genişletmek amacıyla yapılan çalışmalarda zeytin ağaçlarının kesildiğini görüyoruz. Bazı yerlerde ise birkaç ağacın kesilmesi dahi ciddi yaptırımlarla karşılaşabiliyor. O zaman insan ister istemez soruyor: Bu yasa herkese ve her yerde aynı şekilde mi uygulanıyor?

Kanunun temel amacı zeytinlik alanların korunması, izinsiz kesimlerin ve zeytinliklerin yok edilmesinin önüne geçilmesi. Ayrıca zeytinliklerin gelişimine zarar verebilecek tesislerle ilgili çeşitli kısıtlamalar bulunuyor. Yabani zeytinlerin aşılanarak ekonomiye kazandırılması ve zeytinliklerin korunması da kanunun önemli amaçları arasında.

Bunlar kâğıt üzerinde oldukça açık.

Ama mesele uygulamaya geldiğinde kafalarda soru işaretleri oluşuyor.

Oysa bir zeytin ağacının kesilmesi yalnızca bir ağacın yok edilmesi değildir. Hele ki yüzlerce yıl yaşayabilen, toprağın ve bu coğrafyanın hafızasını taşıyan zeytin ağaçlarından söz ediyorsak, konu çok daha büyük bir anlam taşıyor.

Aslında mesele sadece zeytin ağacı da değil.

Son yıllarda yaşadığımız orman yangınlarını, kaybettiğimiz yeşil alanları düşündüğümüzde bir ağacın ne kadar kıymetli olduğunu artık çok daha iyi anlamamız gerekiyor. Zeytinliklerimizi, ormanlarımızı, yeşil alanlarımızı korumak yalnızca bugünün değil, gelecek nesillerin de hakkını korumaktır.

Bana göre şehirlerin ve ilçelerin imar alanları genişletilmeden önce elimizde bulunan yapı stokuna daha fazla önem verilmesi gerekiyor. Özellikle deprem gerçeğiyle karşı karşıya olan Marmara Bölgesi'nde, yıllardır kullanılan ve güvenliği tartışmalı olan binaların dönüşümü öncelikli konuların başında gelmeli.

Çünkü olası bir Marmara depreminde kaybettiğimiz yalnızca binalar olmayacak. İnsan hayatı, yılların emeği, yeşil alanlar ve şehirlerin hafızası da zarar görebilir. Bugün bir zeytin ağacını kesmeden önce, yarını düşünmek zorundayız.

Kanunlar bunun için var. Kurallar bunun için var. Belediyelerin ve ilgili kurumların görevi de şehirleri geliştirirken doğayı ve insan hayatını birlikte düşünmek.

İmar elbette gerekli. Şehirler büyüyecek, ihtiyaçlar değişecek. Ancak her büyüme yeni bir alan açmak anlamına gelmemeli. Önce elimizde olanı korumalı, sonra yeni alanlara bakmalıyız.

Ve en önemlisi, kanun varsa herkes için aynı şekilde uygulanmalı. Çünkü konu sadece zeytin değil...

Konu doğa, konu şehir, konu gelecek ve en önemlisi konu hayat.

Yazarın Diğer Yazıları

Yine bir okul, yine bir facia
22 Eylül 2026 Salı, 15:17

Okullardaki Farklı Kırtasiye Masrafları
11 Eylül 2026 Cuma, 23:03

Anaokulları Uyum Haftası Bugün Başladı
07 Eylül 2026 Pazartesi, 21:18

Kreşler küçük yaş almıyor, peki çalışan anne babalar ne yapacak?
28 Ağustos 2026 Cuma, 14:13

Yapay zekâ nereye gidiyor?
21 Ağustos 2026 Cuma, 10:24

Sosyal medyada ilan yasağı kalktı, peki güvenli ilan dönemi başladı mı?
13 Ağustos 2026 Perşembe, 14:37

Dolandırıcılık
06 Ağustos 2026 Perşembe, 15:12

İstanbul'un yatırımı çevre illere kayıyor
31 Temmuz 2026 Cuma, 10:25

Huzursuzluğun adı ne?
23 Temmuz 2026 Perşembe, 13:03

Yapay zekâ ile daire sunumları
17 Temmuz 2026 Cuma, 13:45

Tüm Yazılar