Elif Didem Danacıoğlu
elifdidemdanacioglu@gmail.com

Avrupa 'Made in Europe' diyor, Türkiye nerede?

20 Ekim 2026 Salı, 23:35

Ekonomi Köşesi'nden merhaba...

Bugünkü yazımın gündemi: Made in Europe...

Avrupa üretmek istiyor.

Hem de kendi sınırları içinde sanayicisiyle, istihdamıyla...

Almanya ve Fransa, otomotiv sektörünün geleceğinde uzlaştı.

Bir yanda 2035 emisyon hedefinde esneklik, diğer yanda 'Made in Europe' yaklaşımı...

Buradaki mesaj:

Avrupa dönüşümün maliyetini üstlenirken, üretimin ve istihdamın da Avrupa'da kalmasını istiyor.

***

Peki, Türkiye nerede?

Yıllardır Türkiye, Avrupa otomotiv sanayisinin üretim üslerinden biri oldu.

Türk fabrikaları Avrupa markaları için üretim yapıyor, tedarik zincirlerine entegre oluyor ve ihracatının önemli bir bölümünü AB pazarına gerçekleştiriyor.

Otomotiv ihracatının yüzde 73'ünün AB'ye gitmesi, bu ilişkinin boyutunu anlatmaya yeter.

Ancak Avrupa şimdi başka bir hesap yapıyor.

Tabi sadece üretmek değil, nerede üretildiği de önem taşıyor!

Kamu ihaleleri ve teşviklerde ise 'Made in Europe' koşullarının Türkiye'yi dışarıda bırakması, yalnızca otomotiv sektörünü ilgilendiren teknik bir düzenleme değil.

Bu durum, Türkiye'nin Avrupa sanayi ekosistemindeki yerini sorgulatan stratejik bir mesele...

Üstelik mesele yalnızca bugünkü ihracat değil.

Bu tercihler; gelecekteki yatırımları, batarya üretimini, elektrikli araç teknolojilerini ve yeni tedarik zincirlerini de etkileyecek.

Elbette Avrupa'nın kendi sanayisini koruma isteği anlaşılabilir.

Ancak gümrük birliği içinde olduğu Türkiye'yi, Avrupa üretimine katkı sunmasına rağmen kapsam dışında tutması ciddi bir çelişki yaratıyor.

Malların serbest dolaşımını esas alan bir ortaklıkta Türk üreticilerin kamu teşviklerine erişim bakımından dışarıda bırakılması, ilişkinin geleceğine dair soru işaretlerini ve ekonomik riskleri artırıyor.

***

Peki, düşündüğümüzde çözüm önerileri neler olabilir?

Öncelikle Türkiye sanayisi için stratejik bir yol haritası hazırlanmalı.

Yani bütüncül bir sanayi politikası oluşturulmalı...

Ankara, itirazını diplomatik açıklamaların ötesine taşımalı...

Gümrük birliğinin sağladığı haklar hukuki ve teknik zeminde savunulmalı...

Kamu alımları, dış ticaret politikası ve ticari korunma önlemlerindeki uyumsuzluklar giderilmeli...

***

Velhasıl...

Türkiye, Avrupa'nın karşısına yalnızca hak talep eden değil aynı zamanda çözüm öneren bir ortak olarak çıkmalı.

Üretim gücünü, teknolojik dönüşümünü ve ihracat rekabetçiliğini destekleyen bir sanayi politikasıyla...

Çünkü Avrupa'nın yeni sanayi politikası şekillenirken masada olmamak, yarın üretim hattının dışında kalmak anlamına gelebilir.

***

Son söz olarak soru şu:

Avrupa 'Made in Europe' diyerek kendi geleceğini tasarlarken, Türkiye bu geleceğin parçası olmak için ne yapıyor?

-Türkiye'nin üretim gücü var.

-Türkiye'nin sanayi altyapısı var.

-Türkiye'nin Avrupa ile yıllara dayanan ticari bağları var.

Bu durumda eksik olan, bu avantajları ekonomik kazanıma dönüştürecek bütüncül bir strateji mi?

Avrupa kararını veriyor.

O zaman Türkiye'nin de artık kendi yerini tarif etmesi gerekmiyor mu?

Çünkü mesele yalnızca otomobil üretmek değil!

Mesele geleceğin otomotiv sanayisinde kimin içeride ve kimin ise dışarıda kalacağı!

Ne dersiniz?

Ekonomi Köşesi'nden şimdilik bu kadar...

Yazarın Diğer Yazıları

Sanayinin bilançosu yemekhanede!
19 Ekim 2026 Pazartesi, 21:03

Bursa'da otomobil alıcısı neden bekliyor?
16 Ekim 2026 Cuma, 21:52

Sanayi politikası şart mı?
15 Ekim 2026 Perşembe, 22:01

Bursa'nın meselesi...
13 Ekim 2026 Salı, 18:10

Petrolün varili, faturanın yükü!
12 Ekim 2026 Pazartesi, 20:26

Şimdi gözler Bursa Ticaret Borsası'nda...
09 Ekim 2026 Cuma, 19:30

Bursa savunmaya hazırlanıyor!
07 Ekim 2026 Çarşamba, 20:25

Fabrikaların yeni işçisi!
05 Ekim 2026 Pazartesi, 20:33

Makinede yeni çağ!
02 Ekim 2026 Cuma, 20:55

BTSO'da sandıklar açılıyor!
30 Eylül 2026 Çarşamba, 19:54

Tüm Yazılar